José Saramago’nun Körlük adlı kitabında öncelikle betimlemelerinden çok etkilendiğimi söylemeliyim. Kitabı okurken sanki bir roman değil de, özenle hazırlanmış bir filmin sahnelerini izliyormuşum gibi hissettim. Daha sonrasında ise insanların nasıl ruhsuz, duygusuz ve hayvandan aşağı bir hale dönüştüklerine tanık oldum. Ayrıca doktorun karısının grubundaki insanlara nasıl annelik yaptığını ve onların hayatta kalması için gösterdiği kahramanlığı da gördüm.
Ancak kitabın sonu beklediğim gibi değildi. Yazar sanki nasıl bitireceğini bilememiş gibi birden bire herkeste körlüğün ortadan kalktığını yazdı. Evet, romanın başında da körlük aniden başlamıştı ama olaylar bize ağır ağır işlenmişti: önce ilk kör, ardından diğerlerinin kör olması, karantina süreci, askerlerin kontrolü, hükümetin gücü ve sonrasında sistemin çöküşü… Bütün bu aşamalar yavaş yavaş aktarılırken, finalde “Ben görüyorum, ben de görüyorum” şeklinde herkesin birden görmeye başlaması ve eğlenmeye başlamaları bana aceleyle yazılmış gibi geldi. Bu yüzden kitabın bitişi beni şaşırttı ve beklentimin altında kaldı. José Saramago