Bir devre ki, hayatımda 1940, fırının ta yanına geldiğim halde kendimi o "nâr-ı beyza" gşrdabına atamıyorum; en küçük "cız" edişle irkilip arkamda bekleyen nefs zebellâhisinin kucağına düşüyorum. Ve boyuna gidip geliyorum, boyuna gidip geliyorum.
Müjde, çeyrek asırdır hep çile ve kahır şeklinde tecelli etti. Fakat müjdeliğini kaybetmedi. Çileler ve kahırlar caddesinde itişe kakışa yol açmaya çalışarak müjdeyi arıyorum.
- Sen öldükten sonra senden ne kalacak?..
Bir köşede pinekleyen, nasırlı ve çarpık ayaklarının şeklini almış iskarpinlerini gösterdi:
- Bunlar kalacak...