Ben de dürtüsel biri olarak, aklıma gelen her şeyi düşünmeden, tartmadan söyleyebiliyorum.
Yaşım elli, genel olarak saygı gören biriyim ama bazen söylenmemesi gereken bir şey söyleyiveriyorum; insanlar şaşırıyorlar. Kafalarındaki Serdar'ın böyle bir şey söyleyebileceğine o ana kadar pek ihtimal vermiyorlar. Sonra pişman oluyorum tabii. Ya da komik bulduğum bir şey geliyor aklıma, o şakayı da pat diye yapıyorum.
Dürtüsel-tepkisel olmak demek, yalnızca öfkeli ve kızgın olmak demek değildir. Kişi genel olarak, sınırlarla ilgili zorlanır. Aklına geleni, o anda içinden geçeni söyleyiverır.
Zihninden geçenler ile dilinin arasındaki mesafe çoğunlukla sıfırdır. Sonrasında sen de düşünüyorsun tabii, "Bunu söylemesek iyiydi", "Böyle yorumlamasaydım keşke", "Bu şakayı yapmasaydım", "Aklıma geleni hemen böyle pat diye konuşmasaydım iyi olurdu" diye ama bu modun, bu kişilik yapısının temel özelliklerinden biri de deneyim biriktirememesi. Bunu yaptın, bu başına geldi, bunu beceremedin ya; bir sonraki durumda bundan bir ders çıkarman gerekir, değil mi? İşte bizde bu yok.
Dürtüselliğin gölgesinde yaşamanın ne kadar yorucu olduğu-nu, dürtüsel olanlar ile dürtüsel biriyle yaşayanlar bilecektir. Bu kişinin çocuk ya da yetişkin olması fark etmez; zaten çocuk halleri ile yetişkinlik halleri arasında çok da fark yoktur:
Dürtüsel çocuklar / yetişkinler iç ve dış uyaranlara karşı, kendilerine ve başkalarına yönelik muhtemel olumsuz sonuçları düşünmeden, hızlı tepkiler verirler. Hareketin sonuçlarını tartmaya fırsatları olmaz. Fiziksel hareketlilikleri fazladır, dikkatleri ve planlama becerileri zayıftır.
Dürtüsellik; dikkatsizlik, sabırsızlık, yenilik arama, risk alma, heyecan-zevk arama, zarar görme ihtimalini hesaplamama, dışa-dönüklük, zihnini çabuk toplayamama, plan yapmakta yetersizlik, yeterince düşünmeme, büyük ama gecikmiş ödüllerdense küçük ama doğrudan ödülleri seçme, yeni heyecan verici duyumlar arama gibi davranışları içerir.