Tek kişide odaklanan güçlü sevgiden sakının;bu insanların bazen sandığı gibi,aşkın saflığının kanıtı değildir. Böyle her şeyi dışarıda bırakarak bir kapsüle hapsedilmiş-kendi kendisiyle beslenen,başkalarını umursamayan ve onlara bir şey vermeyen-bir aşk, kendi üzerine çökmeye mahkumdur. Aşk iki insan arasında parlayan bir tutku kıvılcımı değildir yalnızca; aşka düşmekle aşkın içinde ayakta durmak arasında sonsuz fark vardır. Aşk bir varoluş biçimidir, "vurulmak" değil "vermek"tir; bir tek insanla sınırlanmı
ş bir eylem değil genel anlamda bir ilişki kurma biçimidir.
Bazı insanlar bir tür istek tıkanıklığı yaşarlar; ne hissettiklerini de, ne istediklerini de bilmezler.Kendi fikirleri,dürtüleri,eğilimleri olmadığından,başkalarının arzularına tutunan asalaklara dönüşürler. Bu tür insanlar genellikle sıkıcıdır.
Her terapist bilir ki terapideki can alıcı adım hastanın kendi olumsuz yaşam durumunun sorumluluğunu üstlenmesidir. İnsan, sorunlarına kendisinin dışındaki bir gücün ya da aracının neden olduğuna inandığı sürece terapinin bir etkisi olmaz.