Onlar çok çalışırlar, az para kazanırlar, iş güvencesine takılıp kalır, her yıl aldıkları üç haftalık yıllık izni ve kırk beş yıllık çalışmanın ardından ellerine geçecek sınırlı ikramiyeyi iple çekerler.
Hayatımızın büyük bir kısmı kontrolümüz dışındadır. Kontrolünü sağlayabileceğim şeye odaklanmayı öğrendim: kendime.
Eğer bir şeyler değişmeliyse, önce ben değişmeliyim.
Ya da yüreksiz biriysen, hayatın seni her sürüklediğinde pes edersin. Öyle biriysen, hayatın boyunca işini sağlam kazığa bağlar, doğru şeyler yapar, asla başına gelmeyecek bir şeye karşı kendini korursun. Sonra da sıkıcı bir ihtiyar olarak ölüp gidersin.
Seni seven pek çok dostun olur, çünkü çalışkan, iyi birisindir. Ömrünü güvenli adımlar atmakla, doğru şeyler yapmakla geçirirsin. Oysa gerçek şudur: hayatın seni teslim almasına izin vermişsindir. Risk almak seni hep ürkütmüştür. Aslında kazanmak istemişsindir, gelgelelim kaybetme korkusu kazanma heyecanından baskın çıkmıştır.
Edgar Dale, gerçek bir iş ya da simüslasyon yaparak, davranış yoluyla en iyi şekilde öğrendiğimizi fark etmemizde bize yardım etti. Bu bazen deneysel öğrenme olarak adlandırılır.
Dale ve öğrenme konisi bize, okuma ve ders dinleme yollarının öğrenmede en az etkili yollar olduğunu anlatmaktadır. Oysaki birçok okulun nasıl öğrettiğini biliyoruz: okuma ve ders anlatma yoluyla.
Sayfa 44 - Edgar Dale - Öğrenme Konisi·Kitabı okuyor