Mucit değildi. Tutunmuş kokuları özenle hazırlayan biriydi, elindeki iyi yemek reçeteleriyle alışkanlığın verdiği ustalığı birleştirip olağanüstü bir mutfak kurmuş, ama kendisi daha hiç yeni bir yemek yaratmamış bir aşçı gibiydi.
Ya da bu hız çılgınlığı! Neye gerekliydi, her yanda ortalığı kazıp kazıp yaptıkları bir sürü yeni yol, o yeni köprüler? Neye? Lyon'a bir haftada gidebilmek bir üstünlük müydü? Kim istiyordu ki bunu? Kime yararı dokunuyordu? Ya da Atlantik'i geçmek, bir ayda soluğu Amerika'da almak - sanki binlerce yıl bu kıta olmadan pekala yaşanmamıştı-. Ne işi vardı uygar insanın Kızılderililerin ormanında ya da zencilerin arasında.