Cafe Halali'nin erkekler tuvaleti o akşam kapatıldı, beyefendilerden hanımların tuvaletini kullanmaları rica edildi. Tüm müşteriler gidince alınıp götürüldü Andreas Pum 'un cesedi. Ceset birkaç gün sonra, kadavra kıtlığı olduğundan, bir bacağı eksik olmasına rağmen Anatomi Enstitüsü' ne götürüldü. Orada, akıl sır ermez bir tesadüf sonucu, ona 73 numarası verildi, mahkumken aldığı numara. Ceset otopsi odasına götürülmeden evvel, veda etmek için Willi geldi. Ağlayacak gibi oldu. O anda hep ıslıkla çaldığı şarkı geldi aklına.
Islık çala çala, tuvalete bakacak bir ihtiyar bulmaya gitti.
Hükümet adil değildi. Hırsızların, katillerin, kapkaççıların, kafirlerin yalnızca peşine düşmüyordu. Belli ki katili ödüllendirdiği de oluyordu, çünkü Andreas, hükümete hürmet etmesine,dini bütün bir adam olmasına karşın hapse atılabiliyordu. Tanrı 'nın eylemleri de böyleydi işte :O da yanılıyordu. Şayet yanılabiliyorsa Tanrı hala Tanrı mıydı?