Aynur Deveci

Anasının dindar bir kadın babasının hacı olduğunu söyleyerek konuyu yaklaşanlar genellikle bu tipler arasından çıkıyor bunları söyleyerek sizin nezdinizde kendilerini itibar sağlamayı umuyorlar Bundan sonra söyleyecekleri şeyler hususunda anasının dindar babasının hacı olması inandırıcı bir delil yerine geçiyor adamın babası hacı ya, artık ona inanmamamız için bir sebep yok Dinler arasında İslam’a yüksek payeler verebilirler Hristiyanlıkla Yahudilikle ya da budizmle İslam’ı karşılaştırarak İslam’ın yüce bir yere sahip olduğunu bunların hepsinden çok İslam’ın inanmayı hak ettiğini söylerler İslam’ın ilim konusundaki teşviklerini temizliği verdiği önemi anlatırlar Bu bakımdan İslam’ın “ileri” bir hayat Telâkkisine sahip olduğunu da sözlerine eklemeyi unutmazlar Ama bütün bunları yaparken o laborantlı titizliğine toz kondurmazlar Bak ben bütün bunları biliyorum demeyi getirirler ve göz kırparlar “niçin sen de benim gibi olmayı denemiyorsun?”
Sayfa 50
Reklam
Bilmem ki bu hengâmede tükenen hep biz miyiz? Yâr gönlünde âşinâ mı yoksa belirsiz miyiz? Hayırlı günler kitap dostları 🇹🇷
"Dua gibi hazine-i rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medârı olan bir vesileyi elden bırakma. Ona yapış, âlâ-yı illiyyîn-i insaniyete çık, bir sultan gibi bütün kâinatın dualarını kendi duan içine al." (Sözler) Hayırlı cumalar 🌹
Dinin öngörülerini Allahın emri olduğu için ve salt bunun için yerine getirmekle yetinmiyorlar yerine getirdikleri hükmün neticesinde neredeyse mükafat (mükafat şahsa çıkar anlamını taşısın taşımasın) bekliyorlar İşte bu gizli bekleyiş müslümanların ihlasını zedeleyen bir pürüz olsa gerektir Bir beklentinin bir özlemin gerçekleşmesine yer vermeden dinin öngörülerine salt Allahın rızasıdır diye uymak başarılabilirse kulluk görevi yerine getirilmiş olur Müslüman dinin bu dünyada kendine nasıl bir devlet vaad ettiğini hayal etme yerine onun hükümlerine göre nasıl yaşayabileceğini denemelidir Dini sınamayı değil kendini Müslüman olarak gerçekleştirmeyi öne almalıdır …….. Allah dilerse her şey olur,ona kuşku yok fakat Allah‘ın dilediği emrettiği hayat yaşanmadıkça Allah’ın hükmü insanlar arasında yürürlüğe girmez İnsanı o hayat tarzını yaşamaktan Allah mahrum etmiyor o kendi kendini mahrum kılıyor çünkü Allah dinini tamamlamıştır fakat o din yaşanmadıkça onun yeryüzünde yürürlüğe girmesi adetullahtan değildir
Sayfa 46
Din sınanmaz,yaşanır müslümanların hissettiğim zaafların başında dinin hükümlerini riayet hususunda gösterdikleri çekingenlik geliyor.Müslüman imanından kuşku duymaz. Dolayısıyla onun imanıyla Ameli bütünlük gösterir en azından bu bütünlüğü göstermesi beklenir Fakat günümüzün bazı müslümanlarında çoğu kez söz konusu bütünlüğü gözlemlemek güçleşmıştır Müslümanın en etken tebliğ aracı bizzat yaşayışıdır Gerçi amelin,imanın bir rüknü olmadığı söylenmektedir Özellikle münafıkların Amellerine bakıldığında bu hükmün doğru olduğu kabul edilmelidir fakat bu bizim burada üstünde durmak istediğimizden ayrı bir konu İslam’ı yeniden yaşanabilir planı aktara bilmenin etkili yolu davranışımızı Sünnete uygun hale getirebilmekle ortaya çıkar Tebliğin sözlü icrâsının yetersiz kaldığı yerde ameller tebliğ işini üstlenmiş olur İmam Şafii hazretlerinin sünnete uygun biçimde nasıl yenilecegini öğreninceye kadar kavun yemekten kaçındığı söylenir sünnete uymak hususunda böylesi bir titizliği tecrübe etme cihetine girişmeden İslam’ın yaşınıbileceğini düşünmek Müslümanca yaşamanın doğasına aykırı düşer İmam Rabbani hazretleri güzel bidat yoktur diyor bazılarının bidatları iyi ve kötü diye ayırmalarına karşı çıkıyor,çünkü her bidat ona göre bir sünnetin yerine getirilmesine engel olmaktır böyle olunca bütün bidatların gayrimeşru olduğu meydanda. Oysa bugün Müslümanım diyen insanın hayatı bidatlarle doludur Böyleyken Müslümanın en başta neyin savaşımını vermesi gerektiği hususunda kafa yorması zihin idmanıyla vakit geçirmekten öte bir anlam ifade etmeyecektir
Sayfa 44
Reklam