Yıllar önce bir Fransız muallim müslüman çocuklarının okuduğu mektepte derse girer ve talebelere şöyle hitap eder:
“Çocuklar! Atalarınızdan kalma anlayışları ve inanışları terk edin. Görmediğiniz, dokunmadığınız şeylerin aslı yoktur, onlara inanmayın. Masallara ve hurafelere değil, bilim dinine inanan.“ Daha sonra bir talebeyi konuyu anlatması için tahtaya kaldırır. Öğrenci de arkadaşlarından birine mevzuyu tekrar etmesini söyler. Ardından da hocaya dönüp, “Öğretmenim! Akıllı mısınız, deli mi, ölü müsünüz, diri mi?” Diye sorar. Hoca, “Evladım! Sen aklını mı kaybettin bu ne cüret, bu nasıl bir soru?” Diye kızar. Talebe, “hocam! Sizin bilim dininize göre her şeyi sorgulamamız gerektiğini , görmediğimiz varlıklara inanmamamızın olduğunu söylemiştiniz. Ben de soruyorum. Akıllı mısın deli mi? Ölü müsün, deri mi? Bilim dine göre aklını göstermezsen deli olduğunu, ruhunu göstermezsen de ölü olduğunuza hükmetmemiz gerekecek.“ Öğrencilerin tamamı birden Hocaya “deli, deli, deli!” Diye bağırmaya başlar. Öğretmen hadise üzerine okuldan ayrılmak zorunda kalır.