İnternet kompleksinin normalleşmesini sağlayan etkenlerden biri de milyarlarca "yüzey-gezer"i [crawler] (sosyal medyayı, Netflix'i, Amazon'u kullanan insanları) "derin ağ"dan, yani internetin "karanlık köşeleri"nden ayıran bir mekânsal modelin öne çıkarılmasıdır, Halbuki çevrimiçinde en güçlü aktörlerin habis niyetlerinden uzak veya yalıtılmış kalma diye bir şey yoktur. İnsan iletişimi küresel şirketlerin, ordunun, istihbarat kurumlarının, suç kartellerinin, seks ticareti yapanların ve her türden sapkın işlemcinin önceliklerine göre ayarlanmış bir sisteme yerleştirildiğinde, kimseden hiçbir şeyin hesabı sorulamaz. Geç kapitalizmin düzenlenmemiş serbest piyasasının ta kendisidir bu. İnternet kompleksi baştan uca, iflah olmaz derecede "karanlık"tır, çünkü o nihilist "her şey mubahtır" düsturu yeniden şekillendirilip daha da yoz "parasallaştırılabildiği ve talep halinde ulaşılabildiği sürece her şey mubahtır" haline getirilmiştir. İnternetin patolojisi, daha az erişilen devrelerinde çevrilen işlerden çok ihtiyaç, arzu ve duygulanımlarımızın başkalarıyla müşterek yaşanan bir dünyaya özen gösterme taahhüdünden uzaklaştırılmış, hatta koparılmış olmasının doğallaştırılmasından gelir. Talebe-göre dünyasının zamansallığı da değerleri de yaşanacak bir hayat bırakmaz; tahrik ettiği iştahları doyurmak da asla mümkün olmayacaktır.