reyhan

reyhan
@ambivalent_mortal
~ Benim ellerimde kanlı diken yaraları Senin ellerinde kanlı güller
Retort Kolektifi'nin 2004 tarihli Afflicted Powers kitabında yaptığı analiz, özellikle de 11 Eylül sonrasında kitle iletişim araçlarının itaat ve ilgisizlik yaratmada oynadığı role ilişkin tartışmaları, geçerliliklerini bugün hâlâ fena halde koruyor. Bu yazarlara göre küreselleşmenin en önemli özelliği bütün gezegen çapındaki militerleşmedir, "daimi savaş" stratejisinin her zaman kendini normalleştirmeye, her yerde bulunup aşinalık kazanarak fark edilmez hale gelmeye çalıştığını anlatırlar. Ülkelerindeki halkların ses çıkarmamasını sağlamak için sonu olmayan askeri müdahaleler silsilesinin "devletin dış siyasi hayatının istisnai olmayan bir parçası" olarak sunulması gerekir. İletişim araçlarının uzak yerlerde meydana gelen sivil kayıplar karşısında hissiz bir ilgisizlik tavrını beslemekte oynadıkları role dikkat çekerler. Uzun lafın kısası, savaş, kaynakların yağmalanıp piyasaların güvenliğinin sağlanmasını ve ucuz, sömürüye açık bir işgücünün yaratılmasını kolaylaştırır. Retort yazarları, çevrede başarısız devletler ve bölgesel istikrarsızlıklar yaratmaya yönelik askeri müdahalelere başvururken merkezde yurttaş ilgisizliğini besleyip uysal tüketiciler yaratmak için şiddeti daha az yöntemlere başvuran iki yönlü bir strateji olduğu saptamasını yaparlar.
Sayfa 27
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Aynı zamanda, sosyal medyanın yalnızca en kolay paketlenebilecek fikirleri dolaşıma sokabilmesi de radikal veya isyanı teşvik edici olabilecek programları, özellikle de hemen sonuç vermeyen veya uzun süre uğraşmayı gerektirenleri sulandırır ve evcilleştirir.
Sayfa 23
Küresel kamunun internet erişimi, en baştan beri, daima zamanı zaptırapt altına almakla, güçsüzleştirmekle ve bağlantıda olma halini gayri şahsileştirmekle ilgili bir şeydi. İnternetin başlarda "daha özgür" veya daha açık gibi görünmesinin tek nedeni, finansallaştırma ve gasp projelerinin ha deyince ortaya çıkmaması, 2000'lerin başlarında ivmelenme noktasına ulaşması için birkaç yıl geçmesinin gerekmesiydi. Ulusaşırı şirketler için, herkesin internete erişebilmesi hem işin hem de tüketimin yeniden şekillendirilip zaman ve yer kısıtlamalarından kurtulmuş 7/24 meşgaleler haline getirilmesini sağladı. Bu aynı zamanda çevrimiçi olan herkesin hem gözetlenip hem de azmettirilmesi ve eşanlı olarak toplumsalın özelleştirilmesi sürecinin yoğunlaştırılması için birbiriyle bağlantılı muazzam imkânlar yarattı. Dijital ağların şirketlerce denetlenmesi, medya tarihçisi Harold Innis'in perspektifine başvuracak olursak, hâkim bir imparatorluk veya devletin hırslarına hizmet eden bir "bilgi tekeli" olarak kavranabilir. Innis'e göre, halka bilgiye erişme imkânı, demokratik bir imkân sağlıyormuş gibi görünseler de iletişim sistemlerinin daha kapsamlı amacı, tarih boyunca, yerel ve bölgesel toplulukları bilgi tekelinin muhafaza edildiği daha geniş alanlara çekerek parçalamak, böylece kültürel ve ekonomik tahakküm altına alınmalarını teminat altına almak olmuştur.
Sayfa 21
"Artık fiilen öyle bir çağda yaşıyoruz ki sermayenin, toplumsal mekânın bütününü yeniden fethetmek zorunda olduğu açıkça ortaya çıktı, halbuki önceki sistem sermayeyi bundan ayrı tutma eğilimindeydi. Sermaye artık, üzerinde her zamankinden güçlü bir tahakküm kurabilmek için bu toplumsallığı tekrar bünyesine katmak zorundadır." 1980 yılında herhangi birinin bu yeniden fethin hangi somut yollardan devam edeceğini ya da 30-40 yıl sonra da gittikçe daha çok yaşam deneyimi katmanını böyle amansızca bünyesine katmayı sürdüreceğini öngörebilmesi imkânsızdı. Bugün bariz birer özerkliği ve yerel dokusu olan sayısız toplumsallık alanı ortadan kaybolmuş veya çevrimiçi simülasyonlarla standartlaştırılmıştır. Artık toplumu çözmeyi sağlayan dört başı mamur küresel aygıt, internet kompleksidir.
Sayfa 20
1990'ların sonlarından beri egemen dijital teknolojilerin "kalıcı" olacağını defalarca duymuşuzdur. Dünya uygarlığının "dijital çağ"a girdiği yolundaki hâkim anlatı, maddi belirleyicilerine müdahale etmenin veya bunları değiştirmenin mümkün olmadığı tarihsel bir çağda olduğumuz yanılsamasını teşvik eder. Bunun bir sonucu da, internetin doğallaşmış bir görüntüye bürünmesi, artık birçok kişinin internete gezegene sabitlenmiş bir şey gözüyle bakması olmuştur. Bilişim teknolojilerinin maruz bırakıldığı sayısız mistifikasyon, bu teknolojilerin ölümcül bir kriz içinde olan bir küresel sistemin yıpranmış stratejilerinden ayrılmasının mümkün olmadığını gizlemeye hizmet eder. İnternetin finansallaştırılmasının, bünyesi gereği, gezegenin ısınması ve altyapıda yaşanan çöküşlerin doğurduğu çeşit çeşit etki yüzünden zaten sendeleyen ve tehdit altında olan, pamuk ipliğine bağlı bir dünya ekonomisine bağımlı olduğu konusunda neredeyse hiçbir şey söylenmez.
Sayfa 18