ramazan k., bir alıntı ekledi.
10 May 15:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ancak dramın ve melodramın tarih kadar eski yasaları uyarınca tıpkı ışığın gölgeye, Tanrı’nın Şeytan’a, Akhilleus’un Thersites’e ve hayalperest Don Quijote’nin sonuna kadar gerçekçi Sancho Panza’ya ihtiyaç duyması gibi her kahramanın da bir antikahramana ihtiyacı vardır. Dehayı gösterebilmek için karşıtının, ölümlülere özgü direnişin ifşa edilmesi, akılsızlığın, hasetin, hıyanetin alçak güçleri gözler önüne serilmelidir.

Amerigo, Stefan Zweig (can)Amerigo, Stefan Zweig (can)
Zeynep sude taş, bir alıntı ekledi.
09 May 22:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

'' Tarih, ölümsüzlüğü genellikle yalın, ortalama bir insana dağıtırken en cesur ve en bilge olanlar, isimsiz karanlığa savrulur. ''

Amerigo, Stefan ZweigAmerigo, Stefan Zweig
Mehmet Aldemir, bir alıntı ekledi.
10 Nis 21:29 · Kitabı okudu · 6/10 puan

İşte hayatın özeti
Kendi küçük dünyasında yaşamayı arzulayan sıradan insanın huzur, sükunet ve barış bulabileceği hiçbir yer yoktur.

Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 31 - Can Yayınları)Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 31 - Can Yayınları)
Aslı Bektaş, Amerigo'yu inceledi.
02 Nis 21:13 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Benim gibi hem düşsel hem tarihsel kitapları seviyorsanız Stefan Zweig bu işin hamı ustası nirvanası diyebilirim. Kendisinin bu başta olmak üzere iki eserini daha baş üstünde tutarım. Gerçekten usta bir yazardır

Hakan Derin, bir alıntı ekledi.
29 Mar 18:27 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Amerika İsminin Doğuşu
İlk modern insan, Amerika'ya 1499-1504 yılları arasında pek çok kez seyahat eden İtalyan denizci Amerigo Vespucci'ydi. 1502'yle 1504 arasındaki seyahatlerini anlatan iki metin Avrupa'da yayımlandı. Bu metinler Vespucci'ye atfedilmişti ve Kolomb tarafından keşfedilen yeni toprakların Doğu Asya açıklarındaki adalar değil, kutsal metinlerin, eski coğrafyacıların ve şimdiki Avrupalıların bilmedikleri yepyeni topraklar olduğundan bahsediyordu. 1507'de bu iddialara ikna olan Martin Waldseemüller adında saygın bir haritacı güncelleştirilmiş bir dünya haritası yayımladı ve bu harita Avrupa'dan batıya yapılan seferlerin ayrı bir kıtaya vardığını gösteren ilk haritaydı. Waldseemüller'in haritaya bir de isim koyması gerekiyordu. Yanlışlıkla Amerigo Vespucci'nin buraları keşfeden kişi olduğunu düşünüp bu kıtaya ismini vererek onurlandırdı: Amerika.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 317)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 317)

Tanrı yaratandır, insanı kendi suretinde yarattığına göre, onun da yaratıcı olmasını istemektedir.

Amerigo, Stefan Zweig

Ahmet Yetkin, bir alıntı ekledi.
21 Şub 00:51 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Waldseemüller'in haritaya bir de isim koyması gerekiyordu. Yanlışlıkla Amerigo Vespucci'nin buraları keşfeden kişi olduğunu düşünüp bu kıtaya ismini vererek onurlandırdı: Amerika.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 286)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Sayfa 286)
feylesof:, Ütopya'yı inceledi.
 18 Şub 22:36 · Kitabı okudu · 2 günde

500 YILLIK BİR ARAYIŞ

Ütopya'yı İş Bankası Kültür Yayınlarından Mîna Urgan'ın incelemesiyle birlikte okudum.
Haliyle Thomas More'un hayatı, fikirleri ve dramı ile de ilgili epey bilgi edindim.
*
Ütopya; hiçbir yerde olmayan, düşler ülkesi, gerçekleşmesi imkansız düşünce anlamlarına geliyor.
Ütopya kavramını fikir ve edebiyat dünyasına kazandıran Thomas More.
*
Önce kuş bakışı hayatına bakalım:
*
Thomas More, 16. yüzyılda İngiltere'de Rönesans ve hümanizmin temsilcilerinden biri.
Erasmus'un yakın arkadaşı...
Yunanca ve felsefe ile uğraştıktan sonra hukuk eğitimi alıyor.
Babası yargıç...
Kendisi aslında bir müddet rahip olmayı düşünmüş.
Dindar bir Katolik.
Bazı sebeplerden dolayı bundan vazgeçmiş.
Erasmus'a göre; bir kıza sevdalanmış ve ''İffetsiz bir rahip olmaktansa iffetli bir koca olmayı tercih ettim'' demiş.
Şakacı, ironik, güler yüzlü, sakin bir adammış...
Sonuç olarak avukat olmuş önce, sonra parlamentoya girmiş. Kral 7. Henry'nin vergi politikasını eleştirince Fransa'ya kaçmak zorunda kalmış.
Kral 8. Henry zamanında yargıç olmuş.
Londra'da geniş kitlelerin güvenini kazanmış.
Daha sonra 8. Henry'nin en yakınlarında yer almış hep ve başyargıç, hükümet temsilcisi, Lordlar Kamarası Başkanlığı gibi yetkileri olan Lord Chancellor görevine kadar yükselmiş.
Aslında More hiçbir zaman ihtiraslı bir adam değilmiş, yüksek mevkileri sevmemiş; ancak kader onu en yüksek mevkilere çıkarmış; daha sonra ise yine aynı 8. Henry döneminde idam cezasına çarptırılmış.
*
Olay şu: Kral 7. Henry ölünce büyük oğlu Arthur İspanyol prensesi Arragonlu Catherine ile nişanlanmış. Fakat Arthur 1 yıl içinde ölmüş. Onun yerine 8. Henry ünvanıyla geçen kardeşi ise ağabeyinin dul karısı ile evlenmiş. Fakat günün birinde başka bir kadına aşık olunca Catherine'den boşanmak istemiş. Ancak Katoliklerin boşanmaları Papa'nın iznine tabi olduğundan Papa bu yetkisini siyasi sebeplerden ötürü kullanmayınca kriz çıkmış. Bunun üzerine İngiltere Kralı 8. Henry bir yasa çıkartarak Papalığın egemenliğini tanımadığını ve kendisinin İngiltere Kilisesi'nin başı olduğunu ilan etmiş.
Fakat Katolik inancına sıkı sıkıya bağlı olan More buna katılmamış ve bulunduğu görevden çekilmiş.
*
More zaten makam delisi bir adam olmadığından görevden çekildikten sonra şöyle söylendiği rivayet ediliyormuş:
''Aman ne güzel! Artık güneşe günaydın diyorum, devlete iyi geceler!''
*
Fakat More'un bundan sonraki hayatı ıstırap ve dramdır.
Düşüncelerini ve inançlarını Kral baskısıyla değiştirmeye yanaşmadığından idam cezasına çarptırılır ve öldürülür.
Bu bakımdan ona ikinci Sokrates benzetmesi yapan yazarlar var.
*
Ütopya 1516 yılında kaleme alınmış. Yani 500 yıl önce...
İçindeki bilgiler bugün için bile çok kıymetli.
Çağını aşan fikirlerle Rönesans ve hümanizm akımlarına ciddi katkılar sunmuş More.
Ve dünya siyasi / edebi / hukuk düşünce hayatına bir şaheser bırakmış.
*
Kitap iki kısımdan oluşuyor.
Birinci kısım kitabı öyküleştirmeye yarayan bir girizgah, ikinci kısım ise tamamen monolog şeklinde.
*
Birinci kısımda Amerigo Vespucci ile seyahatler eden ve sonra ondan ayrılarak Utopia adında bir ada devleti keşfeden Hythloday ile tanışma ve onun 2. kısımda bu devleti bütün yönleri ile anlatması için gelişen diyaloglar yer alıyor.
Bu arada yeri gelmişken Hythloday ''saçma sapan konuşan'' anlamına geliyor.
More bu şekilde kelimeler seçerek hedef haline gelmekten kurtulmaya çalışmış.
Nitekim bu bölümde ülkesi İngiltere'ye yönelik ciddi eleştiriler de var. Fakat More dikkatli olmak adına bu bölümde kralları eleştirip ve onlara söz anlatılamayacağını izah ederken her şeye karşın Fransa'dan örnek vermeyi tercih ediyor.
Bu bölümde genel olarak Kralların sarayında felsefenin yer alamayacağını More adeta kendisinin yarattığı bir hayali kahramanla kendisini tartıştırarak ironik bir şekilde ortaya koyuyor.
*
İkinci kısıma gelirsek...
Artık burada Hythloday büsbütün monolog şeklinde bir yeryüzü cenneti olan devletin bütün özelliklerini uzun uzadıya anlatıyor.
Batı Dünyasında ilk sosyalist olarak ilan edilecek olan More'un Utopia'sında özel mülkiyet bulunmamakta, para kullanılmamakta, herkes eşit kabul edilmektedir.
Herkes günde 6 saat çalışmakta, ihtiyacına göre yiyecekleri almakta, geri kalan zamanda ise kendini geliştiren bilimsel, sanatsal, zihinsel faaliyetlerde bulunmaktadır.
Ütopia'da demokrasi vardır. Seçimle yöneticiler belirlenir.
Hatta More, papazların bile seçimle belirlenmesi gerektiği görüşünü ortaya atmıştır.
Ütopia devletinde genel olarak;
Kadın ve erkek eşitliği söz konusudur.
Evliliklerde belli şartlarla boşanma hakkı vardır.
Savaş aşağılanmaktadır.
Öldürmeye dayalı bütün mitler ve güç gösterileri şeref dışı ilan edilmektedir.
Altın ve gümüş gibi madenler yaratıldıkları yer olan ''yerine dibine'' sokulmaktadır.
Gösteriş ve debdebe kınanmıştır.
Yasaların az, kısa ve öz olması gerektiği vurgulanmıştır.
Ruhani zevklerle birlikte bedensel zevkler de ortaya konulmuş, mutluluk, zevkin erdemleşmiş hali olarak anlatılmıştır.
Ötanazi hakkı tanınmıştır.
Rahiplere evlenme hakkı verilmiştir.
Kölelikte ''umut hakkı''ndan bahsedilerek kölelerin özgürlüklerine kavuşmalarının yolu açılmıştır.
Sınıfsal statüler yoktur.
Ölüm cezası tenkit edilmektedir. Cezalarda ölçülülük savunulmaktadır.
Din ve vicdan özgürlüğü tanınmış ve önemi belirtilmiştir.
Dinlerin birleştirici ve bütünleştiriciliğine çalışılmıştır.
Yaşam boyu eğitim fikri ortaya atılmıştır.
Zorunlu askerlik kaldırılmıştır.
Paralı askerlik düşüncesi ortaya konulmuştur.
Bilim, sanat ve düşüncenin değerinden bahsedilmiştir.
Kumar, avcılık gibi eğlenceler tenkit edilerek yasaklanmıştır.
*
Bütün bu fikirler 16. yüzyılın başındaki bir dünya için çok ileri ve dikkat çekici fikirlerdir.
İşte bu yüzden 500 yıldır Ütopya hala dipdiri....
Thomas More hümanist fikirlerine rağmen reform hareketlerine karşı mesafeli duruşu nedeniyle birçok kesim tarafından çelişkili / kafası karışık / eseriyle hayatı arasında zıtlık bulunan adam diye tenkit edilse de bazılarına göre ise More sanıldığı kadar kafası karışık bir adam değildi.
Bu kimselere göre onun birtakım pratik sebeplerden dolayı ( savaş karşıtlığı / Hristiyanlıkta birlik arzusu) reform hareketlerine mesafeli duruşu laikliğe dayalı seküler yaşama geçişe mani olucu sonuçlara yol açsa da o inandığı değerler uğrunda fikir / inanç hürriyetini ortaya koyucu kahramanlıkla can veren bir fikir adamı olarak kabul edilmekte.
(Bu konuda Mina Urgan incelemesinde uzun uzadıya farklı fikirlere yer vererek izahta bulunmakta.)
*
Sonuç olarak Thomas More fikirlerinden dolayı öldürülmüş bir hukukçu ve devlet adamıdır.
Ve ölümünden 400 yıl sonra Katolik Kilisesinin azizleri arasında yer alarak Saint Thomas More diye anılmaya başlanmıştır.
Onun tartışmalı hayatından geriye ise 500 yıldır okunan bir dünya klasiği kaldı:
Yeryüzünde cenneti arayan :
Ütopya!
*
Bununla birlikte 20. yüzyıl ütopyaların değil anti-ütopyaların (distopyaların) egemenlik kuramaya başladığı bir yüzyıl oldu!...

Ayşee, bir alıntı ekledi.
10 Şub 21:35 · Puan vermedi

Büyük Amerika'nın bir hırsızın adını taşımak zorunda olması ne garip
Büyük Amerika'nın bir hırsızın adını taşımak zorunda olması ne garip. Sahip olduğu en yüksek denizcilik rütbesi, asla denize açılmayan bir keşif gezisinde tayfabaşının yamaklığı olan Sevillalı tuzlu su taciri Amerigo Vespucci, bu yalancı dünyada Kolomb'un yerini kapmayı başarmış ve dünyanın yarısını kendi onursuz adıyla adlandırmıştır. ( 1856 - Ralph Waldo Emerson)

Amerigo, Stefan ZweigAmerigo, Stefan Zweig
Emre Tuba, bir alıntı ekledi.
14 Oca 21:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tarihten adalet bekleyen, onun vermeye yanaştığından çok daha fazlasını istemiş demektir. Tarih, ölümsüzlüğü genellikle yalın, ortalama bir insana dağıtırken en cesur ve bilge olanları, isimsiz karanlığa savurur.

Amerigo, Stefan Zweig (Can Yayınları)Amerigo, Stefan Zweig (Can Yayınları)