Hayatımın o günden sonra artık iki evreye ayrıldığını biliyordum, sevinç, neşe, dans ve coşku yoktu artık. Acı bile yoktu, acıdan fazla bir şeydi bu, kocaman bir çöldü, sadece çöl. Düş kırıklığından da öte kalıcı bir hissizliğe giden yolun başlangıcındaydım. O hızla geçen kamyonlar son düşlerimizi eziyordu, Karabük-lü’yle birlikte toprak olan son düşlerimizi. Boşluk hissi yerini yokluk hissine bırakıyordu artık, ne yokluğu olduğunu sonsuza kadar çözemeyeceğim.