Allah kendisinden razı olsun, Şeyh Ebu Hasan eş-Şâzelî hazretleri şöyle buyurmuşlar:
"Veliler, gelinler gibidirler. Kendilerini fâsıklara (günahkarlara) göstermezler. İbadet ve tâat sana ağır geliyor ve sen onları yaparken gönlünde hiçbir haz ve zevk duymuyorsan, buna karşılık günah işlemek sana kolay geliyor ve o günah sana haz veriyorsa, bil ki senin tövben samimi değil! Çünkü kök sağlam olsaydı, dal da öyle olurdu."
Kalp, ibadet suyuyla sulanan bir ağaç, meyveleri ise sezgi ve idraktir.
Gözün meyvesiyse, olup biteni değerlendirip ibret almadır.
Kulağın meyvesi, Kur'ân'ı dinlemektir.
Dilin meyvesi, Allah'ı zikretmek. El ve ayakların meyveleri de hayrı yapmaya yönelmektir.
Kalp susuz kalıp kurursa, meyveleri yok olur.
Tövbe ediyorsan, sevilenler tarafındasındır, değilse, senin yerin zalimlerin yanıdır. Zira Yüce Allah buyurur:
Tövbe etmeyen kimseler, zalimlerin tâ kendileridir.
Hucurât, 49/11
Tövbe eden kazançlı çıkar, tövbe etmeyense kaybedenlerden olur.
Sen "Sık sık tövbe ediyor, fakat tövbemi bozuyorum!" diyerek ümitsizliğe kapılma! Çünkü hasta bir nefeslik bile canı kaldıkça hep kurtulup şifa bulmayı umar.
Bin Muhteşem Güneş, yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Bu romanda bir kadın olmak Afganistan gibi bir coğrafyada ne kadar zor olabilir, bunu derinden hissettim.
Afganistan'da yanında bir erkek olmadan sokağa çıkmanın bile suç sayılması ve kadınların yaşam haklarının kısıtlanması çok çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. Kadınların toplumda yok sayılması ve hayatlarının başkalarının kararlarıyla şekillenmesi insanı derinden etkiliyor.
Kitapta geçen şu sözler de bunu çok iyi anlatıyor:
Bu ülkede kadınların işi hep çok zor oldu, Leyla, ama artık, komünistler sayesinde daha özgürler, eskisinden çok daha fazla haklara sahipler, demişti, sesini iyice alçaltarak; Anne'nin komünistler hakkında çok dolaylı da olsa olumlu sözlere hiç tahammülü olmadığını biliyordu. Ama bu bir gerçek, diye ekledi Babi, Afganistan'da kadın olmanın tam zamanı. Bundan yararlanmalısın, Leyla. Öte yandan, kadın özgürlüğü -başını esefle salladı- ne yazık ki, oradakilerin silaha sarılmasının da nedenlerinden biri. s.157