Şöyle ki: Peygamberlerin müjdeleme ve uyarma hikmetine binaen gönderildiklerine "mübeşşirîn ve münzirîn" kelimeleriyle işaret buyrulmuştur. İnsanların ahirette, "Yâ Rabbi! Biz gafildik, bize doğru yolu
gösterecek bir kimse yoktu, bu sebeple biz cehalet içinde kaldık, seni bilemedik, görevlerimizi anlayıp yapamadık" diye bahane şeklinde söz söyleyebilmelerine imkân bırakmama hikmetine binaen gönderilmiş oldukları da, "Li en lâ yekûne" ifadesiyle açıkça belirtilmiştir.
b)Müslümanların Allah Teâlâ'ya, Peygamber Efendimiz'e [sallallahu
aleyhi vesellem] İtaat etmeleri, emirlerinde çekişmelerden, cedelleşmelerden kaçınmaları gerekir. Acaba niçin? İşte bunun hikmetini Kur'ân-ı Kerîm bildiriyor:
وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُواۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَۚ
"Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin, sakın birbirinizle ihtilaf etmeyin; sonra korkuya kapılıp zaafa düşersiniz, rüzgârınız (kuvvetiniz) gider. Bir de tam manasıyla sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir" (Enfâl 8/46).