Bazen duygularını kendinden bile saklarsın...
Neden bazı duyguları kendime bile itiraf etmekten çekiniyorum bilmiyorum. Az önce yaşadığım duygu mesela. Hiç istemiyorum dediğim bir şeyi istediğimi fark ettim. Ya da o anın büyüsü müydü bu ? Nasıl anlarım mesela gerçekten istediğimi ? Beynimle hareket edersem duygularım ne olacak mesela ? O zaman duygumdan yine kaçmış olurum. Belkide benim gibi çok düşünen kişiler beni anlayacaktır... Şu an yine düşünüyorum, evet istiyorum. Bazen bir dağın tepesine çıkıp haykırmak istersin, işte şu an öyle bir histeyim... Keşke öylesine yaşayan, ince düşünmeyen, gamsız bir insan olsaydım diyorum bazen. Belkide çoğu kişi öyle görüyor ama içimdeki fırtınayı bilen bi ben bi Allah... Selametle. :')
Duygu
Hepsi birbirinden kıymetli ve güzel; fakat tilavetiyle sizi özellikle etkileyen bir Kur'an-ı Kerim hocası tavsiye eder misiniz?
Duygu ve Düşünce
Reklam
Kleopatra
bugün buraya kalbimi bıraktığım, araştırırken "yuh bu kadar da olur mu" deyip hayran kaldığım o kraliçeyi ve onun gizemli ülkesini anlatmaya geldim: Kleopatra ve Mısır piramitleri popüler kültür bize Kleopatra'yı hep filmlerde falan sadece güzelliğiyle erkekleri parmağında oynatan biri gibi gösteriyor ... hepsi yalan! bu kadın aslında tam bir dahi, inanılmaz bir vizyoner ve tam bir İKOONN. üstelik içinde yaşadığı o gizemli Mısır dünyası ve piramitlerle ilgili öyle tatlı detaylar var kii öncelikle en büyük şoktan başlıyorum: bu kızımız aslında Mısırlı bile değil ? soyu Makedon Yunanistanı'na, yani Büyük İskender'in generali Ptolemaios'a dayanıyor. ama işin en saygı duyulası kısmı ailesindeki herkes Mısır halkını küçümseyip sadece Yunanca konuşurken, Kleopatra oturup sıfırdan Mısırca öğreniyor! sırf halkıyla gerçekten bağ kurabilmek, onların dilinden konuşabilmek için. bu bile onun ne kadar samimi ve halkına değer veren bir lider olduğunu gösteriyor hazır Mısır demişken piramitlere geçmezsek olmaz şimdi zaman algınızı tamamen altüst edecek o meşhur bilgiyi veriyorum: Kleopatra, kronolojik olarak Gize Piramitleri'nin (yani o bildiğimiz kocaman Keops Piramidi'nin) yapılışından ziyade, aya ilk insanın ayak basışına yani 1969 yılına çok daha yakın yaşadı! evet, . piramitler o kadar eski ki, Kleopatra bile bizim şu an piramitlere baktığımız gibi uzaktan hayranlıkla bakıyor, onların gizemini çözmeye çalışıyordu. yani piramitler onun için bile çoktan "antik tarih" olmuştu, inanılmaz bir detay ✨ peki bu piramitler nasıl yapıldı dersek: hani filmlerde hep köleleri kırbaçlayarak zorla çalıştırıyorlar ya, o da yanlış! piramitleri inşa edenler aslında ülkenin dört bir yanından gelen, maaşları ödenen, hatta öldüklerinde piramitlerin yakınına gömülme şerefine erişen saygın
“Onunla, tüm benliğimle mutlu olmuş, Sonunda neler olacağını bir an bile düşünmemiştim..."
Sevinç Çokum'un kaleme aldığı Lacivert Taşı isimli eserin karakter dökümüdür.. İyi bir roman arayanlara canı gönülden tavsiye ediyorum.. An itibariyle eserin 98. sayfasındayım.
Nicos Kazancakis, Zorba'nın yazarı. Mezar taşında şey yazıyor "Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm. Birçok şey yaşanıyor ama hiçbiri karşısında çok büyük bir sevinç ya da üzüntü duymadığımı fark ettim. Bir olaya verdiğimiz biçim, değer, kıymet zaman içinde değişebiliyor. Mesela bugün senin canını çok sıkan bir şeye bir süre sonra uzaktan bakıyorsun diyorsun ki "Ulan iyi ki öyle olmuş" diyorsun ya da bugün çok sevindiğin bir şey bir süre sonra bütün acılarının kaynağı haline gelebiliyormuş. Bütün işkenceler bir gün diniyor ve bir süre sonra acının da, mutluluk gibi, bir anlamı kalmıyor. Bu da aslında hayatın anlamsızlığının anlamına getiriyor beni. Yaşama derinden katılmak istiyorum ama ona daha az bağlı kalmak koşuluyla. Yani "Ölüyoruz demek ki yaşanılacak!" İsmet Özel diyor ya. Yani o tutkuya sahibim ama şu an geldiğim noktada bunu ben biraz pozitif nihilizm gibi anlıyorum. Aslında absürt bi gerçekliği kapsıyor. Böyle Kierkegaardvari, "Karanlıkta atılan kahkaha" gibi.
Reklam
Reklam