Hüznüm; süngülü yalnızlıklara itilmiş bir Dersim gecesi,
açlığım; bir deri bir kemik,
sabrım; altı aylık unutulmuşluğuyla bir Bahçesaray'lı
ve korkum; yollarına sinmiş bir çakal
ya gidenler evin yolunu bir daha bulamazsa Anerka!
geçitlerinde yasaklanmış mevsim hatıralarıyla sana nereden geleyim?
Artık her ses içimdeki bir sözün katili
oysa,bir seni bildim Anerka
bir de kaçmaya hazır gözlerindeki,
yarı uykuyu
ki henüz bir kaç asırlık olsa da sensiz kalmışlığım bir seni bildim,
bir de sensizliği...
dilimde, kavimler göçünden kalma bir yol türküsü,
aklımda,
söze dönüşmeyen sesler,
yüzümde gülücük diye taşıdığım hüzün, boynumda, mor hamaylı gözlerin
ve yüreğimde aşkın kehanet korkularıyla sabrımı yoklayan esmer geceyi
ayın öbür yüzündeki ihaneti
tanrıyı ve seni,
hakimin hükmüne kırılan kalemi,
ve çekilen bıçağın
aşkın kirli tarihinden akıttığı kanları
soluk ve soğuk yüzlerin sinsi pusularını celladın cüzzamlı, kanlı avuçlarını
ve her an tetikte,
aklı firarda sevgilileri...
bir seni bildim Anerka
bir de sol göğsünde kızıl alev güllerini yüzünün yaşama dönüşüp,