"Mavi gök altında anlatılmamış hikaye yoktur," denir. Ama yine de can kulağıyla eski-yeni tüm hikayeleri dinleriz. Tüm bu hikâyeler aslında bizi bize anlattıkları için mi bu kadar kıymetlidir?
"Savaşlarda ve savunmalarda kullanıldı benliğim.
Kendim komutan, kendim er, kendim olmuş muharebe,
Vurdum, vuruldum emri de verdim.
Oysa kabul-ü mecbur büyülü bir hediye kendime kendim.
Peki kimle niye cenge girdim?
Kendimden kopmaya, yaralamaya ve ben varım ulan demeye,
bir başkasına koşmaya mı?
Neye geldim?
...
Beklentiden iğneleri soktum soktum durdum gözlerime.
İmansız tapınmak neymiş bildim.
Şimdi hangi savunma beni bana geri verebilir
ki?
...
Öfkem tükendi.
Tanrıcıklarım hepinizi affettim...
Cenge, ispata, korkuya, koşuşa değil; ışıl bir arayışla ben ancak keşfe ve şehadete geldim."