Puan vermedi·420 syf.··
2026 13. kitabı
·
740 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:41
Jung’un Anılar Düşler Düşünceler’i ile ilgili düşünceler Jung un en kolay anlaşılan kitabı :) ki bu kitap bile çok fazla hermetik Jungyen gönderme içeriyor. Jung a peygamber demişler takipçileri o bunu kabul etmemiş peygamber arketipinin altında ezilmemek için yoksa kapasitesi olmadığından değil. Jung bir peygamber olsaydı bunu sadece sezi gücü ve aktif imgelem gücü ile değil bilgi ve birikimi ile hakederdi. Birisi çıkıp da akışın dışında bir şey söylerse Nietzsche gibi Rand gibi Jung gibi hemen bir kült haline getiriyoruz. Sonra da peygamberler niye Ortadoğu’dan çıktı ? Bir kişinin kafa yapısı çok değişikse farklı bakıyorsa ve onun düşün dünyası altında eziliyorsan insan olamaz benden iyi benden farklı benden cesur olması mümkün değil mutlaka bir olağanüstülük var. Tanrı mı yapalım Peygamber mi ? Jung’un Sovyetler Birliği ve bolşevizm ile ilgili sözleri onun peygamber olmadığını göstermek için yeterli.
Anılar, Düşler, DüşüncelerCarl Gustav Jung · Can Yayınları · 20231,469 okunma
10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:59
Uzun süredir okuduğum en akıcı kitaptı. Elimden bırakamadım. En son Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'nı bu kadar büyük bir heyecanla okumuşumdur, Dune serisinin ilk kitabı da olabilir belki ama Jung onu açık ara kazanırdı gibime geliyor. Çocukluğu, gençliği, yetişkinliği, çalışmaları, eserleri, gezileri, düşleri, düşünceleri ve tabii ki enemies to lovers'ı (veya lovers to enemies) Freud'u ile peşinden sürükledi desem yeridir.
Anılar, Düşler, DüşüncelerCarl Gustav Jung · Can Yayınları · 20241,469 okunma
Reklam
“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”
7/10
·208 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 10:53
ölüm, hafıza, aile bağları ve yas üzerine... Kitap, yazarın kendi babasının ölümünden yola çıkarak kaleme aldığı otobiyografik izler taşımaktadır. Bu yönüyle yalnızca bir kurgu eser değil, aynı zamanda bir oğlun babasına vedasının ve onu hatırlama çabasının yazınsal bir kaydı diyebiliriz. Romanın merkezinde, uzun bir hastalık sürecinin ardından ölüme yaklaşan bir baba ve onun yanında bulunan oğul yer alır. hikâye, kronolojik bir şekilde anlatmak yerine anılar, çağrışımlar ve geçmişten gelen sahneler aracılığıyla kurar. Bir hastane odasında başlayan anlatım, bir anda çocukluk yıllarına, aile sohbetlerine, bahçede geçirilen günlere ve geçmişin sıcak hatıralarına uzanır. Çünkü yas, doğrusal ilerleyen bir duygu değildir; insan zihni kayıpla karşılaştığında sürekli geçmişe döner, anılar arasında dolaşır ve kaybettiği kişiyi yeniden kurmaya çalışır. gerçekten de hayatta öyledir. bir kayıp olduğunda mutlaka bir arada geçirilen anılar daha dünmüş gibi hortlar ve insanda hüznü ,tebessümü ve sonunda ise yakıcı özlemi ile bizi başbaşa bırakır. Kitap boyunca baba figürü sessiz, çalışkan ve toprağa bağlı bir insan olarak karşımıza çıkar. O, hayatını bahçesine adamış, sevgisini çoğu zaman sözlerle değil emeğiyle göstermiş bir adamdır. Baba artık hayatta değildir; ancak yetiştirdiği ağaçlarda, dokunduğu toprakta ve oğlunun hafızasında yaşamaya devam etmektedir. Bahçe burada yalnızca fiziksel bir mekân değil, yaşamın ve ölümün döngüsünü temsil eder. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, yazarın kendi hayatıyla kurduğu derin bağdır. Gospodinov, babasının kaybını anlatırken yalnızca bir aile ferdinin ölümünü değil, aynı zamanda kendi çocukluğunun, geçmişinin ve kimliğinin bir parçasının da yitip gidişini sorgular. Çünkü bir ebeveyni kaybetmek, insanı çocukluğuna bağlayan en
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Katil kim, ipuçları neler gibi düz mantığı, gizemi olan bir polisiyeden ziyade psikolojik, sanatsal ve felsefik derinliği ağır basan; pisikolojik polisiye türünde bir kitap Yolun Sonundaki Kadınlar. Kadın cinayetleri üzerine; parçalanmış Bir zihin akışının içindeki polisiye kitabı. Cinayetlerden çok ölüsevici toplumun, namus adı altında hemen yaftalamaya meyilli toplumun, duyarsızlaşmış seyirci olan toplumun, yozlaşmış toplumun , bir türlü gelmeyen adaletin ağırlığı altında ezilip gerçeklikle bağını koparıp içsel olarak parçalandığı noktadaki farklı versiyonları okuyoruz. Renk sembolizmi ( çevredekilerde sarı renk, kadının üstündeki elbisenin hep mavi oluşu ), dikkatini dağıtarak, detaylarda boğularak ( koku, renk, çevreyi izleme ) travmayı bastırma ; zaman algısının bükülmesi , rüya- halüsinasyon- gerçek karmaşası tam olarak zihin akışı içinde yüzüyor etkisi veriyor. Ve zihnin ne kadar kasvetli, çarpık ve parçalara ayrılmış olduğunu görüyoruz. Karakterimiz zaman-mekan-an-anı karmaşası içerisinde. Zaman takibinde zorlanıyor , anılar birbirine karışıyor, uykusuzluk çekiyor ve biz bunları an ve an yaşayıp aynı karmaşa içine düşüyoruz. İçsel bunalımı içindeyken yaşlı bir adamın oldukça yüklü bir miktar avans ile verdiği teklif ile hayatı tamamen değişti. Sonunu okuduğumda bir süre sindirmem gerekti. Maske detayı bende farklı farklı teoriler oluşturttu. Kitap içinde en çok yakıştırdığım benzetme ortada bir c*set varken fotoğrafını çekmeye çalışan kisileri Hitler selamı verdiğini düşündüğü andı. Aynı zalimlik gerçekten ... Toplumumuzun kanayan yarasına bir de beyin yakacak bir pencereden bakmak isterseniz : Yolun sonundaki Kadınlar. birebir. işbirliği @myhopestars @dersimozel @alakargayayinlari
Yolun Sonundaki KadınlarDersim Özel · Alakarga Sanat Yayınları · 202644 okunma
5/10
·200 syf.··
2026 21. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:05
Akışına kapılıp gidemedim bir türlü. Ama yine de kitabın, maddiyatın insan üzerindeki rahatsız ediciliğini, eşitsizliğin ve adaletsizliğin ruhu tırmalayan yanını çok güçlü bir şekilde hissettirdiğini düşünüyorum. Öncelikle kısaca konusu kitabın başrolü Kikobaki ( daha sonra Bakaçyo ) kendisini Penior diye tanıtıyor.. yoksul yorumcu yani yol gösterici.. videolar çekip yolsullara küçük yatırım tavsiyeleri veriyor. Çevresinde de hayatına dahil olan pek çok kişi var Kikobaki’nin yakın arkadaşı Ramini bana göre Kikonaki’nin hayattan keyif almasına yardımcı olan bir dost, bir yol arkadaşıydı. Kikobaki’nin hayatın gerçekleriyle yüzleşmeden önce hep Raminiyle birlikte olması, çok güzel anılar biriktirmeleri ama daha sonra fakir-zengin eşitsizliğiyle yüzleştikten sonra hep çatısmaları bunu düşündürdü. Bir yandan gerçeklerin ağırlığını hissederken, diğer yandan hayatın akışında kalmaya çalışıyor gibiydi. Sürekli benimsediği fikirleri Ramini’ye onaylatmak istemesinin nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum.. O yokken eksikliğini çok net hissediyor ama yine de fikirlerini kabullendirmekten vazgeçemiyor. Annesinin rolü de yaşananlara anlam yükleme ve olan bitene bir açıklama bulma çabası gibi geldi bana. Karakterler ve anlatılmak istenenler kötü diyemem ama bazen akışı yeterince yakalayamadan başka bir zamana ya da mekâna geçiliyormuş hissine kapıldım. Bu yüzden ben hikayeyle tam olarak bağ kuramadım. Yine de bu benim düşüncem. Bir başka kişinin çok daaha derinden etkilenebileceği ve farklı anlamlar çıkarabileceği bir kitap olabilir.
Para GürültüsüLatife Tekin · Can Yayınları · 2026160 okunma
Ben onu hep, işte bu, çiçekten yüzüyle düşünürüm.
Puan vermedi·163 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:33
Hep de o sesi: Hadi gidelim. 》Hadi Gidelim, farklı insan manzaralarını ve bireylerin içsel yolculuklarını işleyen bir öykü kitabı. Kitaptaki öyküler; yalnızlık, yabancılaşma, toplumsal değişimler, gündelik hayatın içindeki küçük kırılmalar, bireyin toplumla olan ilişkisi ve trajik sonlar gibi temalar üzerine kurulmuş. 》Bence kitap boyunca en baskın temalardan biri “yabancılaşma” hissi. Karakterler çoğu zaman bulundukları ortama, insanlara hatta kendi hayatlarına bile tam olarak ait hissetmiyorlar. Bu durum, özellikle şehir hayatının yarattığı yalnızlık ve sıkışmışlık duygusuyla birleşince daha da belirginleşiyor. İnsanların kalabalıklar içinde bile yalnız kalabildiği fikri, metinlerin alt katmanında sürekli hissediliyor. 》Bir diğer dikkat çeken tema ise zaman ve geçicilik. Yazar, karakterlerinin anlık duygularını, geçmişle kurdukları bağları ve zamanın insan üzerindeki etkisini incelikli bir şekilde ele alıyor. Anılar, pişmanlıklar ve “başka türlü olabilirdi” düşüncesi sık sık karşımıza çıkıyor. Bu da metinlere hafif bir hüzün ve melankoli katıyor. 》Kitaptaki karakterlere baktığımızda ise çok net çizgilerle ayrılmış tiplerden ziyade, daha silik ama gerçekçi insanlar görüyoruz. Bu karakterler çoğunlukla içe dönük, sorgulayan ve hayatla tam olarak uzlaşamamış kişiler. Büyük olaylar yaşayan kahramanlar yerine, gündelik hayatın içinde sıkışmış, küçük ama anlamlı duygular yaşayan bireyler ön planda. 》Yazarın dikkat çektiği noktalardan biri de iletişimsizlik. İnsanlar konuşuyor gibi görünse de aslında birbirlerini tam olarak anlamıyorlar. Bu durum, hem ilişkilerde bir mesafe yaratıyor hem de karakterlerin yalnızlık hissini derinleştiriyor. 》Dil ve anlatım açısından bakıldığında, yazarın oldukça sade ama katmanlı bir dili var. Cümleler ilk bakışta basit görünse de
Alıntı
Hadi GidelimAdalet Ağaoğlu · Remzi Kitabevi Yayınları · 1993124 okunma
Reklam
Reklam