10/10
·624 syf.··
2026 62. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 13:11
Kitap Yorumu : Bir Rüya İçin Ağıt 1 / Gülşen & Şehnaz Haşimoğlu Özet; Rozerin Zeyno Kılıçhan… Ailesinin göz bebeği, güzelliğiyle herkesin dönüp bir kez daha baktığı, el üstünde büyütülmüş genç bir kadın. Hayatı boyunca ailesinin koruması altında yaşamış olsa da kalbinin sözünü dinlemek ister. Sevdiği adamla evlenmesine izin verilmeyince, her şeyi geride bırakmayı göze alarak kaçmaya karar verir. Bir gece sessizce evden ayrılır. Ancak yakalanma korkusuyla yaptığı küçük bir hata, hayatının tamamen değişmesine neden olur. Kaçabilmek için bindiği araç, hiç beklemediği birine aittir. Cesur Kadıoğlu… Adaleti, gücü ve karizmasıyla adından söz ettiren Kadıoğlu Aşireti’nin ağası. Zeyno’nun ağzından çıkan tek bir cümle ve yaşanan yanlış anlaşılma, ikisini geri dönüşü olmayan bir yola sürükler. Böylece iki genç için evlilik kararı alınır. Altı aylık evlilik sürecinde sırlar ortaya çıkar, düşmanlıklar büyür, kıskançlıklar ve hesaplaşmalar gün yüzüne çıkar. Ancak Zeyno’yu bekleyen asıl sınav, hayatına giren insanlar değil; kaderinin ona hazırladığı acı gerçekler olur. Yorum; Bu seri beni resmen uykusuz bıraktı. “Bir bölüm daha okuyayım.” derken gecenin nasıl geçtiğini fark etmediğim kitaplardan biri oldu. Ama sanırım beni en çok etkileyen şey Zeyno’nun karakteriydi. Her düştüğünde yeniden ayağa kalkması… Her kırılışında biraz daha güçlenmesi… Her şeyini kaybettiğini düşündüğünde bile mücadeleden vazgeçmemesi… Tam anlamıyla bir Anka kuşu gibiydi. İnsanların sırtını döndüğü, yalnız bırakıldığı ve kimsesiz hissettiği sahnelerde kalbim kırıldı. Bir karaktere bu kadar üzülmeyeli uzun zaman olmuştu. Cesur’a gelirsek…Onun yaşadığı iç çatışmalar göz önünde ama yinede Zeyno’ya karşı gösterdiği acımasız tavırların bir kısmını haklı bulamadım. Bu yüzden okurken ona kızdığım
Bir Rüya İçin AğıtŞehnaz Haşimoğlu · Lapis Kitap · 2022595 okunma
10/10
·600 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
ÇIĞLIK ATIYORUM AY. Mükemmel bir kitaptı. Hesaplaşma ismini hakketen vermişti. İkizler akademideki yerlerine katılmak için Hesaplaşma’ya girecektir ama bu haftaya hesaplaşma haftası değil Cehennem Haftası denmektedir. Neden mi? Çünkü 1. Sınıflar taze et diye kovalamaktadır. İkizlerimizin başı yeterince bela da değilmiş gibi bir de bu hafta kendilerini korumaları gerekmektedir. Tabii ki sadık K.İ.Ö ordusu her daim yanlarındadır. Lance ve Darcy arasındaki aşk ilk kıvılcımlarını atarken birilerini yakalanmadan hareket etmeleri gerekmektedir. Seth Capella’yı da unutmayalım. Darcy’i omurgası yaptığından beri Seth’in burnu sürtmeyi bırakmadı. Ah tabii bir de pire sorunu vardı di mi Tory cephesinde ise olaylar her zaman ki gibi bol alevli Caleb Altair ve karizması Tory’i çekerken bir de +1 varis Darius da bu çekim alanına girer. Ah Tory azıcık aklın olsa Caleb derdin. Lance ve Darius Lionel’in planları engellemek için uğraşırken kızların yaptıkları planlar ortaya çıkmaya başlar. Oda yakma, unicornaşkı, pireler, yanıklar. Varisler oldukça sinirlidir. Ama unutmayın ki Hesaplaşma’ya kadar herkes uslu durmalı. SPOILER?! Kızların hesaplaşmayı geçeceğini biliyordum. Ama Caleb Tory ah mükemmeler. Gay olduğunu öğrendiğimden beri ağlayasım geliyor ama olsun Darius’ta fena değil hoş yine onun yüzünden kızlar Lionel’in tuzağına düştü. Ve sonunda kızlarımız zümresini buldu!!! Anka mı?!?? Ama 4 elementin üstüne 5. Element olan gölgeyi de almaları gerçekten Show oldu. Diğer kitabı heyecanla bekliyorum.
HesaplaşmaSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 20263 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir kahve içtiler ve…
9/10
·192 syf.·
2020 26. kitabı
- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var. I. BÖLÜM 1) Aynalı Baba ile Konuşma ilk çatışma: “Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr ettiğimi kalbimle kabul ediyordum.” “Yalnızca ben “var”ım. Çünkü “hiç”im ve “yok”um. Varlığım mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak “varlık”tır, “var”dır.” ↳ Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) “Ben” insan egosu değil, ilahi varlığın bir yansımasıdır. Tasavvufta insan kendi başına bir varlığa sahip değildir. Bir aynanın içindeki görüntü gibidir. Ayna çekilirse görüntü yok olur. Kişi kendi benliğini yok saydığında geriye kalan tek gerçeklik Allah’tır. - Benliğimden vazgeçtiğim an, gerçek varlığın bir parçası olduğumu anlarım. - Eğer bir şey mutlak ise onun dışında bir varlıktan söz edilemez. Evrende her şey tek bir kaynaktan geliyor. Mutlak varlık için yokluk diye bir kavram yok. Eğer bir şey mutlaksa, onun zıttı yokluk imkânsızdır. Özet: ölmeden önce ölünüz. Benim bu küçük, sınırlı ve aciz benliğim aslında koca bir hiçtir. Ben bu hiçliği kabul ettiğimde aslında her şey olan o Mutlak Varlık ile birleşirim. Gerçekten var olan tek şey O’dur ve ben O’nun bir yansımasıyım. Kitabın ana felsefesi budur. Bu anlayışla yazılan diğer eserleri toparlamak gerekirse en bilinenleri: (1) Muhyiddin İbnü'l Arabî = Fususü'l Hikem (fikir babası - en büyük şeyh) (2) Mevlana = Mesnevi (3) Yunus Emre = Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm (4) Hallac-ı Mansur = “Enel Hak” - Ben Hakk'ım. Canını vermiştir. (5) Spinoza = Etika → Mantıkut Tayr (Kuşların Dili) → Hay Bin Yakzan → Dünyanın ilk felsefi romanı → Siddhartha 2) Yokluk Tepesi Filibe’yi biraz araştırınca– Bulgaristan / Plovdiv (Alimler yatağı) Meriç
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,4bin okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2026 10. kitabı
Kimilerinin her şeyin bittiğini sandığı, kimilerinin de yeni bir hayatın başladığına inandığı yerde, yüksek duvarlarla gözlerden gizlenmiş eski bir mezarlığın sessizliğinde Aynalı Baba. Ayna parçaları taktığı sarığı ve cübbesi, teneke parçaları iliştirdiği pejmürde kıyafetiyle tam bir tezat teşkil eden vakara sahip yaşlı bir adam. Ve Raci.. Pozitivizm ve maneviyat arasında sıkışıp kalmış huzursuz bir genç. Osmanlı'nın son dönem aydınlarından Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Amak-ı Hayal isimli kitabında buluşturmuştur bu iki karakteri. Kitap, okuru, mürşid-i kamil olan Aynalı Baba rehberliğinde irfana uzanan gizemli bir yolculuğa davet eder. Raci, yolculuğun sonunda hayallerin derinliklerinde kaybolmanın aslında kendini bulmak olduğunu keşfedecektir. Amak-ı Hayal konusu itibarıyla bir seyri sülûk kitabıdır. Ancak yazım türü olarak hangi kategoriye girdiği tartışma konusu olmuştur. İlk tasavvufî roman olduğunu söyleyenler çoğunlukta olsa da içerisindeki Buda, Zerdüşt, Brahman, Platon gibi İslam dışı unsurların varlığı onu alışılmış bir tasavvuf kitabı olmaktan çıkarmaktadır. Üslup açısından ise her ne kadar roman türüne yakın görülse de modern roman kriterlerine tam olarak uymamaktadır. Bu bakımdan Amak-ı Hayal ne tam bir roman ne de tam bir hikaye kitabı sayılabilmiştir. Muhtevası ise ne sadece tasavvuf ne de sadece felsefedir. Anlaşılan o ki Darulfununda felsefe hocalığı yapan ve tasavvufla iç içe bir hayat yaşayan yazarın bu kitapla amacı, felsefî, tasavvufî ve ahlâkî konulara ait görüşlerini okucuyu sıkmadan bir kurgu dahilinde aktarmaktır. Roman tekniğini ise sadece bir kılıf olarak kullanmıştır. Amak-ı Hayal iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Raci ve Aynalı Baba'nın tanışmasına ve Raci'nin rüya aleminde
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,4bin okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 68. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 20:48
Zümrüdüanka küllerinden doğan efsanevi kuş. Ana karakterimiz sıradan biri. Hayatı darmadağın. İş, aşk, aile. Her şeyi kaybetmiş. Sonra bir yolculuğa çıkıyor. Kaf Dağı’na tırmanıyor. Nefsini, egosunu, korkularını yakıp yeniden doğmaya çalışıyor.
Alıntı
ZümrüdüankaYusuf Piliç · Dokuz Yayınları · 202375 okunma
Kasırgaya Kanan Saka İnceleme
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 16:07
Selam ben geldim, Hazel'den ilk olarak duzah okuduğum için yazım diline alışık olduğumu sanmıştım ancak beklediğim gibi olmadı. Olay akışı çok yavaştı, ilk 100 sayfada ne olduğunu, konusunu hiç anlamadım. Kitabın ortalarında ancak olaylar akmaya başladı ve konusunu kavrayabildim. (Zaten başlarında olayların akmaması yüzünden 3 hafta sürdü kitabı bitirmem.) Valeri'nin intikam için giderken Songur'a karşı hislerini kontrol edememesi biraz sinirimi bozdu ancak asıl kötü olan Anka'nın sürekli yalan söylemesiydi. Her şey çok belirsiz ve devamını okumak için sabırsızlanıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar umarım sizde beğenirsiniz.
Kasırgaya Kanan SakaHazel Noya · Ephesus Yayınları · 2024534 okunma