Herkes ara ara şunun muhasebesini yapmak zorundadır:
"Gerçekten ben tanıdıkça sevilen biri miyim yoksa tanındıkça nefret edilen biri mi? Benimle insani ve ticari ilişkiye girenler aman bir daha Allah onu benim karşıma çıkarmasın, diye zahmet mi okuyor yoksa Hatice gibi; 'Yarabbi onu bana daha yakın eyle' diye dua mı ediyor."
Bu noktada çokça yaptığımız bir yanlışın altını bu vesile ile çizmekte yarar var: Yapılan yanlış şu ki; sanki Allah Resulü'nün(sas) tüm sünnetlerini temessuk etmişiz gibi "Pazarlık sünnettir." deyip, satarken ve alırken sınırları zorlamamızdır. Evet doğrudur, pazarlık sünnettir. Ama asıl sünnet olan semahattir, yani kolaylıktır, zora sokmamaktır üç kuruş fazla alıp, eksik verme adına yeminler edip ortamı germemektir.