KUR'AN NE YAPACAĞIMIZI SÜNNET NASIL YAPACAĞIMIZI MI ÖĞRETİR?
Paylaşan paylaşana... ❗️Güya: ➤ KUR’AN ne yapacağımızı, ➤ SÜNNET ise nasıl yapacağımızı öğretir”miş! — Prof. Esat Çoşan Sorgulamadan okuduğunuzda şirin bir tespit değil mi? Hatta ilk bakışta "doğru sanki" diyesiniz gelir. — Ama sorgulamadan okuduğunuzda! — Ve Kur'an'ı yeterince bilmediğinizde! [Kur’an, tam aksini söyler çünkü.] Hemen belirteyim, belki sonra unuturum: ➤ Eğer "nasıl" sorusunun cevabı Kur'an'da yoksa: O 'nasıl'ın şekli dinde bir zorunluluk değil, bir KOLAYLIK alanıdır. Allah bizi bir şekle mahkûm etseydi, onu da en ince detayına kadar yazardı. Oysa bu kafa, Allah'ın serbest bıraktığı 'nasıl' alanını rivayet zincirleriyle birer prangaya çeviriyor... Neyse. Nasıl sorgulanır birkaç örnek verelim mi? — Verelim abi. [Boru reklamı geldi de aklıma; hani şu "döşeyelim abi" diyordu ya 😊] O zaman buyur: 1️⃣ Esat Coşan’dan esinlenerek önce "ne yapacağımızı" Kur’an’dan öğrenelim.
HADİSLERİ YAKMAYIN... AMA DİNİN KAYNAĞI DA YAPMAYIN
"Din sadece Kur’an’dır, tek otorite Allah’tır” dediğimiz an, Hadisvarcı cepheden o ezberlenmiş soru geliyor: — Hadisleri ne yapacağız o zaman? — Hepsini yok mu sayacağız? Cevabım net: — Asla dinin kaynağı yapmamak şartıyla, elbette okunabilir. Rivayet külliyatını da; tıpkı eski medeniyetleri anlatan bir tarih arşivi gibi görürüz. Ne işe mi yarar? O dönemin — Konjonktürünü, — Sosyal hayatını — Kültürünü — Aile yapısını, kadın erkek, konu komşu ilişkilerini — Aralarında geçen dini, politik sürtüşmeleri ve nedenlerini — Allah, peygamber, din algılarını... görürüz. Hatta dönemin dil kullanımını, kelimelerin o günkü gerçek karşılıklarını ve Kur’an’ın indiği toplumun kavram dünyasını anlamamıza yardımcı olur. Bu yönüyle rivayetler, Kur’an’ı anlamamıza "yandan destek" olan tarihi birer penceredir. ❗️Ama burada çok önemli bir çizgi vardır: — Rivayetler asla din değildir. Çünkü rivayetler, — Kur’an gibi kesinlik taşımaz; kat'i değildir, zannidir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kuran-ı Kerim
16. “Kim Allah’ın ipine sımsıkı sarılırsa, o dosdoğru yola iletilir.” Ali İmran 101 17. “Bilin ki, kalpler Allah’ı anmakla huzur bulur.” Ra’d 28 18. “Allah, sabredenlerle beraberdir.” Bakara 153 19. “Affet; iyi ve doğru olanı emret; cahillerden yüz çevir.” A‘raf 199 20. “Her nefis ölümü tadacaktır.” Ali İmran 185 21. “Biz insana şah damarından daha yakınız.” Kaf 16 (Yakınlık vurgulu ayetlerden tekrar) 22. “Rabbim, ilmini artır.” Tâhâ 114 23. “Kimin kalbini İslam’a açarsa, o Rabbinin nurundadır.” Zümer 22 24. “Allah tövbe edenleri sever.” Bakara 222 25. “Kim zerre kadar iyilik yaparsa karşılığını görür.” Zilzal 7 26. “Karanlıkları nurla değiştirir.” Hadid 9 (İlahi dönüşüm vurgusu) 27. “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” Zümer 53 28. “Allah, güzel yapanlarla beraberdir.” Ankebut 69 29. “De ki: Hak geldi, batıl yok olup gitti.” İsra 81
UÇAĞIN KANATLARI?
Sosyal medyada denk geldiğim bir görsel beni hem güldürdü hem de düşündürdü. Üstte bulutlarda süzülen bir uçak, altta ise çocuğunun elinden tutmuş bir baba… Ve görselin ortasında şöyle bir diyalog: Çocuk: – Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim nasıl kitaplar baba? Baba: – Kur’an bir uçağın gövdesiyse, Buhari ve Müslim o uçağın iki kanadıdır yavrum... Çocuk: – Peki neden Buhari ve Müslim'e saldırıyorlar? Baba: – Uçağı düşürmek için yavrum! ★ Sahi, böyle bir paylaşımı kim yapmış olabilir? Ateist biri mi? Kur’an düşmanı biri mi? Allahsız-kitapsız biri mi? Yok canım, nerde! Bu “uçan” fikir, -sözde- "dindar" birisinin imzasını taşıyor! E ben de onun bu uçuk cevherine cevaben minik bir diyalog yazdım. Buyursun okusun: ★
PİKNİK'DE DİN MUHABBETİ?
Bir önceki gün 12. sınıftan 6 öğrencimle piknik için Dereli'deydik. Cuma vakti geldi yakınımızda cami de var, gittik tabi... Hutbe konusunun "Kur'an üzerine" olacağını hocamız Fatır 29'u okurken az çok tahmin ettim. Nitekim duasını bitirince hoca iç cebine el attı ve "Kur'an" üzerine yazılmış hutbesini okumaya başladı. (Diğer camilerde de aynı hutbe mi okundu bilmiyorum) Huşu ile dinliyorduk, güzel gidiyordu... Lakin bizim imam "Kur'an'a saygı ve Kur'an okumanın adapları" bölümüne getirdi mevzuyu ve şirazeden çıktı! (Aslında çoğunuz da hoca(!) gibi düşünüyor ya şimdilik neyse) Bakın neymiş meğer Kitabullah'a saygı sevgi, adap hürmet? Muhtereme accık kulak verelim: 1- Kur'an'ı daima belden yukarıda tutmalıyız! Mümkünse kalp hizasında! (Aşağılarda kan, kemik ilik, damar vb var da belden yukarıda farklı şeyler var demek ki?!) 2- Abdest olmadan Kur'an okumak, hele hele Kur'an'ı elimizle tutmak mı asla, aslaa! Öyle ya, misafir odasında Kur'an var diye saygısından ayaklarını uzatmayıp sabaha kadar ayakta duran Osman Bey gibi bir ecdadın torunlarıyız! (Bu şehir efsanesinin orijinalini değiştirdi bizim hoca! Osman Bey odada Kur'an olduğunu görünce sabaha kadar ayakta durdu masalını", "sabaha kadar Kur'an okudu"ya tefsir etti. Bak bu iyi gelişme! Bizim hoca da haklı. Öyle ya hakkında ayet mi var hurafe ve uyduruklara dokunulmaz diye? Ekle sen de ekleyebildiğin kadar. :) 3- Namazda Kur'an okumak farz, namaz dışında okumak sünnet(!), dinlemek ise her halükarda yine farzdır..." Hurafeler Babı'ndan aklımda kalan bunlardı... Hoca eline tutuşturulan hutbesinden bunları okur, bizleri aydınlatırken(!) gözlerim bizim öğrencileri aradı ve hafiften sağa sola şöyle bakındım. Ben biraz ön saflardaydım onlarda arka saflarda gerilerdeymiş, göremedim. Bizim talebeler de tıpkı benim
HADİSLER OLMASA DA OLUR?
“Zaman zaman paylaşımlarınızı okuyorum size samimi olarak bir soru sormak istiyorum, anlamak için. Siz hadislere ihtiyaç yok mu demek istiyorsunuz? Dolayısıyla yani peygambere de mi gerek yok? Yani Kur’an-ı Kerim tamamlandıktan sonra artık peygamberin işi bitmiştir o bu dine karışmaz mı demek istiyorsunuz? Bu düşüncenin altında yatan gerçek nedir?” ***** İsmi bende mahfuz bu arkadaşımıza "Tamam" dedim. "Size de Facebook üzerinden cevap vereyim." Neden burdan? Bu arkadaş gibi düşünen bir hayli takipçim var da ondan. Hepsine cevap olsun topluca. Ha bu arada, üslubum konusunda kimsenin vaazına ihtiyacım yok bunu da aklınızda tutun. "Hakikati konuşurken zerafeti terziye bırakmak" benim de adetim. Din anlatırken ima etmem lafı dolandırmam, direkt konuşurum. Ama asla belaltı vurmam kimseye. Kimseyi aşağılamam elbet, Kur'an bunu yasaklar çünkü. Gelelim şimdi cevaba: *** 👉 Evet, Kur’an’ın tamamı nazil olup din tamamlandıktan sonra, artık hadis diye yazılıp çizilen hiçbir rivayete Kitabullah’ın da ihtiyacı yoktur, benim de. Neden mi? Çünkü Hz. Muhammed’i kendisine Elçi seçen, Resûl’ü üzerinden insanlarla iletişime geçen Allah şöyle buyurur da ondan: * "Rabbinden sana vahyedilene uy." Ahzab 2 * “Sizi karanlıklardan aydınlığa bu Kitap çıkarır.” (Hadid 9) * “En doğru yola sadece bu Kitap iletir.” (İsra 9) * “Apaçıktır, içinde çelişki barındırmaz.” (Hacc 16 - Nisa 82) * “Kur’an’ı ben öğretir ben açıklarım, başka kimse değil.” (Rahman 2 - Kıyame 16 - 19)