Jude'un onlara verdiği her mesaj, yardım edilmesini istemediğinin altını çiziyordu. Ama bunu kabullenemiyordu. İnsan arkadaşlığını bozma pahasına bir kişinin rahatsız edilmeme talebine nasıl kulak asmazdı, asıl mesele buydu. Berbat bir açmazdı bu: İnsan yardım edilmek istemeyen birine, yardım etmeye çalışmazsa arkadaşlık görevini yerine getirmemiş olacağını bile bile nasıl yardım edebilirdi? Konuş benimle, diye bağırmak istiyordu bazen Jude'a. Bana bir şeyler söyle. Benimle konuşmanı sağlamak için ne yapmam gerektiğini söyle.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir gün, onun bana göre olduğunu ne zaman anladığımı sordun, ben de hep biliyordum dedim. Ama doğru değildi bu, daha ağzımdan çıkarken biliyordum; söyledim çünkü kulağıma hoş geldi, bir roman veya film karakterinin diyeceği gibi bir laftı, üstelik ikimiz de alabildiğine bezgin ve çaresizdik, bir de böyle söylersem karşımızdaki duruma, belki engelleyebileceğimiz belki engelleyemeyeceğimiz ama her halükarda engel olmadığımız duruma karşı hislerimizi düzeltirdi.
İyimserdi o. Her ay, her hafta, gözlerini bu dünyada bir gün daha yaşamak için açardı. Acının her şeyi, hatta unutmak için bunca çabaladığı geçmişini bile bulandırdığı, sildiği günlerde dahi yapıyordu bunu. Anıları diğer bütün düşüncelerini kovaladığında, mevcut hayatına tutunmak, çaresizlik ve utançla öfke krizine kapılmamak için olağanüstü gayret ve konsantrasyon sarf ettiği günlerde dahi. Çabalamaktan yorulduğu, uyanık ve canlı kalmanın muazzam enerji gerektirmesi yüzünden yattığı yerde kalkıp bir daha denemek için sebepler aradığı, tuvalete gidip lavabonun altına zulaladığı kilitli naylon poşetten pamuğunu, jiletlerini, alkollü mendillerini, sargı bezini alıp teslim olmanın çok daha kolay geldiği günlerde bile. En kötü günleri bunlardı.
Kişiliğinin ne kadarı, yapamadıkları ile ayrılmaz bir bütündü? Yaralar, kesikler, sancılar, kırıklar, enfeksiyonlar, ateller, akıntılar olmadan kimdi, kim olabilirdi? Ama hiç öğrenemeyecekti tabii.
"Ama bilgelik nerede bulunur? Aklın yeri neresi? İnsan onun değerini bilmez. Canlılar diyarında ona rastlanmaz... bilgeliğin değeri yakutlardan üstündür."