çalıkuşu

çalıkuşu
@ankh6
önce hayata atıldım. fakat bunu nasıl yaptığımı bir türlü anlayamadım.
«Halk, yalnız zincirle bağlanmış veya tımarhaneye ka­patılmış insanlara deli derler. Sizin hükümdarınızın has­talığına ise, akıl hastalıkları ilminde, akıllı delilik “Cinnet-i Münevvere” denilir. Akıllı deli, sıhhatli ve selâmetli bir fikre malikmiş gibi konuşur. Fakat bütün fikirle­rinde ve kararlarında, hükümler hatalıdır. Böyle bir hastanın zekâsı, yalnız kendi heves ve ih­tirasları dairesinde işler. Zekâsını, sırf kendisinin muh­taç olduğu şeylere sarf eder. Kendi bencil hesaplarına ken­dini verdiği zaman, şayanı takdir zekâ eserleri gösterir. Fakat diğer hususlardaki, yani kendi benliğini ve varlı­ğını ilgilendirmeyen meselelerdeki hükümlerinde, emniyet ve selâmet bulunmaz. İdrakinin havsalası, bunları kavrayamaz. Böylece akıllı delide, bir zekâ gücü olduğu halde, on­da zaman zaman garip, delice ve hatta caniyane hareket­ler görülür. Akıllı deli, devamlı bir karakter kuvvetine "seciye kuvvetine” malik değildir. Cevheri soysuzlaşmıştır. Ve­him ve merak illetine tutulmuş olduğu için, hükümleri ve fikirleri bu illetin hallerine tabidir. Kalbı bağlılıkla­ra karşı duygusuzdur. Huysuz, müşkülpesent, merhamet­siz, kıskanç ve yalancıdır. Vesveseli, içinden alaycı, kor­kak ve bâtıl fikirlere bağlıdır. İstibdat, saygısızlık, hile ve desise, fitne ve mürailik, bunlara mahsus olan zaaflar ve eksikliklerdir. Akıllı deli, aslında ve kendi benliği ve menfaati dı­şında ne istediğini bilmez. Kendini herkesin üstünde sa­yar. Her şeyi en iyi düşünen ve her şeyde bilgili sayar. Yüksek bir mevki işgal ettiği zaman, en büyük ihtirası, herkese kumanda etmek, her şeye hâkim olmaktır. Ve için­de yaşadığı âlemi, en küçük teferruatına varıncaya ka­dar kendisi idare etmek ister. Bundan, aşırı zevk duyar... Abdülhamitte bu vasıfların hepsi, son derecesi ile mevcuttur. Bu sebeple kendisine,
Tarih
Reklam
Seni sevdim. Beş kollu bir canavarım ben, ama seni sevdim. Aşağılıktım, kabaydım, alçaktım, her şeydim, ama seni sevmiştim, seni sevmiştim! Hem, zaman zaman senin bana olan duygularını da farketmiş, farketmiş de cehennem acıları içinde kıvranmıştım.
yolunu şaşırmış bir kanarya hem onun hem de benim penceremden içeriye dalıvermişti kanatlarını çırpa çırpa. Ah, Lolita sen böylesine sevmiş olsaydın beni!
Alıntı
«Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?» Mustafa Kemal bu beyti şu şekilde sundu: «Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini...» Nitekim bulundu da...
O sadece bir kızı sevmiyordu. (Gariptir, ilk kez düşüncelerinde “sevmek” kelimesini kullanmıştı ve bu garip şeye yeterince uzun bakmak ve şaşırmak için bile duraksamamıştı.) Kızın elbise seçimindeki zevkine, yürüyüşüne, konuşma tarzına, ifade güzelliğine, kısacası bir öğeler bileşiğine âşık olmuştu. Belli bir Gerçek içinde çeyrek Yüzyıllık bir hayat ve deneyimin ürünüydü bütün bunlar.
Reklam