"Az sonra morfininle suyunu getiririm, Kaka can ", dedi Süreyya.
"Bu gece istemem." dedi Baba. "Bu gece ağrım yok." "Peki," dedi Süreyya. Battaniyesini üzerine çekti. Kapıyı kapadık.
Baba bir daha hiç uyanmadı.
Elindeki makarayı attı, koşmaya başladı; yeşil çapan'ının ucu arkası sıra, karda sürükleniyordu.
Seslendim:"Hasan! Getir onu!"
Sokağın köşesini dönmek üzereydi; lastik botları yerden kar öbekleri kaldırıyordu. Durdu, döndü. Ellerini ağzının iki yanına götürdü.
"Bin tane iste, senin için yakalayayım!" dedi. Sonra o bildik Hasan gülümsemesiyle gülümsedi, köşeyi dönüp gözden yitti.