"Sana veda etmeye geldim."
"Veda mı?"
"Ciddiyim. Görüyorsun, yaramazın tekiyim, dayak yemekten, kulağımın çekilmesinden usandım artık. Artık kimseye yük olmayacağım..."
"Kaçacak mısın yani?" diye sordu.
"Hayır. Bütün hafta buna kafa yordum. Bu gece kendimi Mangaratiba'nın altına atacağım."
Hiçbir şey söylemedi.
"Olsun, onu öldüreceğim."
"Ne diyorsun evladım sen, babanı mı öldüreceksin?"
"Evet, öldüreceğim. Çoktan başladım bile. Öldürmek derken öyle Buck Jones'un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum. Öyle değil. Kastettiğim onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek."
"Portuga, suratıma bak. Suratıma değil burnuma. Evdekilerin söylediğine göre benimkine burun değil hayvan burnu denirmiş, çünkü ben insan değil hayvanmışım, pis bir Pinage yerlisiymişim, şeytanın evladıymışım.