"Gel, seni götüreyim."
"Hayır. Teşekkür ederim, efendim."
"Ama neden?"
"Okulda herkes, aramızda olup biteni biliyor!"
"Ama bu durumda yürüyemezsin."
Doğru söylediğini kabul ederek ve gururumun tel tel dağıldığını hissederek başımı eğdim.
Çenemi tuttu, başımı kaldırdı.
"Bu olayı unutalım. Hiç otomobile bindin mi?"
"Hayır efendim, hiç binmedim."
"Öyleyse yürü!"
"Gelemem efendim. Biz düşmanız."
*****************
Ona acı bir gülümsemeyle baktım, ama bu acının ötesinde çok daha önemli bir şey keşfetmiştim: Portekizli, yeryüzünde en sevdiğim insan olmuştu.