Bir yandan en mutlu, bir yandan en hüzünlü yıl. Mutluluk kısa sürer, tıpkı o bahar açıp solan nergisler ve fulyalar gibi. Hüzün, her şeyi boğan ve babamın onlardan kurtuluş yok dediği inatçı otlar gibi uzun süre kalır.
İlk defa ölmekte olan birinin yanında yatıyordum. Ve bundan “içim dışım ürpermedi.” Bizim oralarda böyle durumlarda, bir şey tarif edilemeyecek kadar dehşet verici ve katlanılmaz olduğunda “ için dışım ürperdi” denir. Benim içim de dışım da ürpermedi, o benim babamdı, daima yakışıklıydı, o dakikada bile. Yanında yatıyordum ve onunla birlikte nefes alıyordum.