Ama sanki filozofların bana bağırıp çağırdıklarını duyuyorum. "Aptallıkla ele geçirilmek, hata yapmak, yanılmak, bilmemek acınası bir şeydir," diyorlar. Hayır, bilakis bu insan olmaktır.
Bir kralın hem zengin hem hükümdar olduğunu kim kabul etmez? Buna rağmen ruhunu hiçbir iyilikle donatmadıysa, hiçbir şey ona yetmiyorsa kesinlikle en yoksul adamdır.
O halde ruhunu bir sürü zaafa tutsak ettiyse artık utanç verici bir şekilde köledir.
Soruyorum, acaba kendinden nefret eden kişi kimi sevecektir? Acaba kendisiyle çatışan kişi kiminle anlaşacaktır? Acaba kendine yük ve sıkıntı olan kişi, kime zevk verecektir?