"Ne diyorsun sen, küçük; babanı mı öldüreceksin ?"
"Evet ,yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek , Buck Jones'un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır.Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... Ve bir gün büsbütün ölecek."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şarkıları, acil çıkış kapılarını bulamayanların ve aramaktan vazgeçmiş olanların, koşulları yırtamadığı için kendini yırtmışların ruhlarında yeraltı nehirleri gibi akan Samsunlu Orhan abim işi biliyordu: " Kula kulluk edene, yazıklar olsun. "
Tütünümü ,anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol ,bana uygun bir ruh önerebilirdi.
İçimden bir cümle geçti: Uzaklaşan şeylerin gözden yitişini görmemek için, gözlerimizi başka yöne çevirsek bile, yine de ne bok yemeye bir taraflarımızla geyik gibi bakardık?
Gözleri , sadece gözleri , sıkılmalarının, ne istediğini bir türlü bilememenin ve belki de bu yüzden , karşısına çıkan yeni ve yabancı yaşamlara dokunmak isteyişinin , sürüklenişlerden kurtaracak ve sıfırdan başlama şansı verebilecek , bir çeşit tutunma çabası olduğunun farkındaydı.Belki de bu yüzden gözler , kendisi tarafından ve çocukluğa giden bir tarihte oluşmuş, artık "kendine rağmen"e dönüşmüş bir kabuklanmanın içinde hapsolmuş , çıkış yollarını yitirmiş bir kimliğin yardım çağrısı gibi bakıyordu.