Şu gerçekleri pek beğenirdi; bir kadın mutluluğa ermek için kendi düzeyindeki bir erkekle evlenmeliydi, insan er geç gözünün yükseklerde olmasının cezasını görürdü; mutlu olmak için kadın, erkek birbirlerinde sağlam nitelikler bulmalıydı,çünkü aşk, evin gürültüsüne patırdısına pek az dayanabilirdi; karı kocadan birinin ötekinden daha çok bir şey bilmesine hiç de gerek yoktu, asıl olan anlaşmaktı; Yunanca konuşan bir kocayla Latince konuşan bir kadın, açlıktan ölmek dokuncasıyla karşı karşıyadırlar. Bu atasözüne benzer sözü kendisi uydurmuştu. Böyle evlilikleri, yün karışık ipliklere benzetirdi; ipek eninde sonunda kesin olarak yünü keserdi. Böyle düşünülür ama, insan oğlu ne heveslere kapılmaz ki...