"Hayal" kelimesi, Arapçada "gölge, karanlık silüet ve suya yansıyan suret" anlamına gelen (h-y-l) kökünden gelir. Bir şeyin hayalini kurmak, zihinde rengârenk ve capcanlı bir film oynatmak değildir. Etimolojik olarak; henüz gerçeğe dönüşmemiş, bedene kavuşmamış o cılız arzunun zihnimizin duvarlarına vuran "gölgesini" izlemektir. Hayal, gerçeğin henüz ete kemiğe bürünmemiş, suya düşmüş o titrek ve tutulamaz yansımasıdır.
SARAY DOKUMA ATÖLYESİ DÂRÜ'T-TIRÂZ
"Tırâz" kelimesi, Arapçada "nakış, süsleme, işlemeli kumaş" gibi manaları ihtiva eder. Ayrıca taş, maden, mozaik, cam yahut ağaç üzerine işlenen şerit biçimindeki kitabeler için de "yazı şeridi" anlamında kullanılmaktadır. "Dârü't-Tırâz" ise kelime olarak "nakış evi” veya "dokuma atölyesi” anlamına gelir. Orta Çağ İslâm devletlerinde hükümdarlar için hazırlanan hususî kıyafetler, saray mensuplarına verilen saygınlık elbiseleri ve diplomatik hediyeler, çoğu zaman bu Dârü't-Tırâz'da üretilmiştir.
Yedikıta Dergisi - Sayı 214 (Haziran 2026)
Yedikıta Dergisi - Sayı 214 (Haziran 2026)
Sen bunları ilk kez burada okuyorsan, ben ölmüşüm demektir. Ruhlar hafiftir, uçar derler, senin adınsa ağırdır, benim ruhum senin adının ağırlığını taşıyacaktır. Sikal Arapçada ağır olmak demektir, Miskal kelimesi o ağırlıktan gelir. Eski zamanlarda, yani binlerce yıl önce altın, gümüş ve ilaç gibi değerli şeylerin tartılmasında kullanılan bir ölçüymüş Miskal. Burada Akadlar'ın toprağına yakınım. Dört bin yıl önce onlar da senin adını kullanıyor, Meşkalu diyorlardı. Biz o çağda yaşasaydık sen benim sevgili Meşkalu’m olurdun. Sen Hazreti Musa'nın dilinde Şekel, İsa'nın dilinde Şikla’ydın. Senin uğruna ben Musa'nın dinine de, İsa'nın dinine de girerdim. Fenikeliler seni Mişkal diye bilir, Süryaniler ve Grekler sana Siklos der, Ermeniler güzelliğini Mispal diye över. Hiçbir dil ve hiçbir din senin kutsallığından uzak duramaz. Senin adın Kur'an'da sekiz defa geçer. Balkanlar'dan Anadolu'ya, İran'dan Hindistan'a kadar uzayan topraklarda sen Miskal’sin. Bunlar tuhaf değil. Tuhaf olan şu, bu kadar çok dile, dine, uygarlığa ve bunca uzun çağlara rağmen ben Miskal adını taşıyan senden başka birini duymamıştım.
Sayfa 263 - İletişim Yayınları
Fikir Evreni
Hızır da aynı şeyi fısıldıyor kulağımıza: Her an terütaze, zinde, yakaza, uyanık ve genç olmayı. Hızır, Arapçada “hadr”, yani yeşil kelimesiyle aynı kökten geliyor. Yeşil, hayatın ve tazeliğin rengidir. Hızır da her an her yerde canlı ve taze bir yardımcı olarak darda olanın yardımına koşan kişidir. Yardım gelince yeni bir başlangıç yapma imkânı doğar. Hızır’a teşekkür eder ve yolumuza devam ederiz. Hızır yerdekilerin, İlyas da denizdekilerin yardımına koşar; ikisinin buluştuğu gün Hızır-İlyas buluşmasıdır. Kelime zamanla fonetik bozulmaya uğramış ve “Hıdırellez” hâline gelmiş. Kışın bitip baharın ve yazın başladığı gün...
Sayfa 21 - İnsan Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Haspa:Hafif bir sevgi de barındıran, küçümseme ifadesi. Dilimize Arapçadan geçmiştir. Arapçada ufak çakıltaşı manasma gelmektedir."
Can Yayınları·Kitabı okudu