Aslıhan B., bir alıntı ekledi.
 23 May 13:35 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Onun bugün akıl erdirmediği şeyler, bir zaman gelecek, elle tutulurcasına anlaşılır olacaktır; fakat çalışmalıyız; gerçeği arayanlara tüm gücümüzle destek olmalıyız.

Vişne Bahçesi, Anton ÇehovVişne Bahçesi, Anton Çehov
Necip Gerboğa, bir alıntı ekledi.
 20 May 23:59 · Kitabı okuyor

‘Savaş nedir?’ sorusuna net bir yanıt arayanlara...
“Biz kafataslarının çoğu gitmiş insanların yaşadıklarını görüyoruz; iki ayağı da kopuk askerlerin koştuklarını görüyoruz; kırık, çentik çentik kemik artıkları üzerinde en yakın çukura doğru sekiyorlar. Bir onbaşı şöyle böyle bir kilometre mesafeyi avuçları üzerinde süründü, paramparça dizlerini peşisıra sürüdü. Bir başkası sargı yerine gidiyordu, kenetli ellerinden barsakları sarkıyordu. Biz ağızsız, alt çenesi uçmuş, yüzü gitmiş adamlar görüyoruz; boşanan kanı durdurmak için kolundaki atardamarı dişleriyle sıkan biriyle karşılaşıyoruz. Güneş doğuyor, gece oluyor, mermiler vınlıyor, hayat sona eriyor.”

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 76 - Varlık Yayınları, epub, Eylül 1971, Ç: Behçet Necatigil)Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 76 - Varlık Yayınları, epub, Eylül 1971, Ç: Behçet Necatigil)
Yazgülü Yıldırım, İhtiras Çiçeği'yi inceledi.
16 May 14:21 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · Puan vermedi

Bence çok iyi bir aşk ve macera romanıydı. Akıcı anlatım ve sürükleyici bir hikaye. Ben çok beğendim. Aşk romanı sevenlere ve iyi bir aşk romanı arayanlara tavsiyemdir.

Rojhilat Recep As, bir alıntı ekledi.
15 May 00:08 · Kitabı okudu

Günahlarını insanlardan gizlemeye çalışıyorsun, halbuki yapman gereken şey, Alemlerin Rabbi'nin seni görüyor olmasını dikkate almandır.

Hakk'ı Arayanlara Nasihatlar, Haris El Muhasibi (Sayfa 185 - İlk Harf Yayınları)Hakk'ı Arayanlara Nasihatlar, Haris El Muhasibi (Sayfa 185 - İlk Harf Yayınları)
Rojhilat Recep As, bir alıntı ekledi.
15 May 00:05 · Kitabı okudu

İbn Abbas
Günah işlerken Allah'ın o anda sana bakıyor olduğunu umursamaman, günahtan daha büyüktür.

Hakk'ı Arayanlara Nasihatlar, Haris El Muhasibi (Sayfa 185 - İlk Harf Yayınları)Hakk'ı Arayanlara Nasihatlar, Haris El Muhasibi (Sayfa 185 - İlk Harf Yayınları)
Bünyamin Düzgün, bir alıntı ekledi.
12 May 00:20 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bu dünyanın sırları herkese açık değil , sadece onları arayanlara ve bulmasını bilenlere açıktır .

Ego - Hayatın Kaynağı, Manası ve Haysiyeti, Ayn RandEgo - Hayatın Kaynağı, Manası ve Haysiyeti, Ayn Rand
Rojhilat Recep As, bir alıntı ekledi.
11 May 22:27 · Kitabı okudu

Dünya malı nedir ki! Helal olanı hesaba, haram olanı azaba sebeptir!

Hakk'ı Arayanlara Nasihatlar, Haris El Muhasibi (Sayfa 142 - İlk Harf Yayınları)Hakk'ı Arayanlara Nasihatlar, Haris El Muhasibi (Sayfa 142 - İlk Harf Yayınları)

"Olmuyorsa zorlamayacaksın," diyorlar. Olmayan ne ulan diyorum? Elin oğlu gibi, atomu parçalayıp insanları mı öldürdüm? Domatesin genetiğiyle mi oynadım? Şerefsiz bir tecavüzcü için, genel affı ben mi çıkardım?

Ne ulan, olmayan ne?

Ağaç mı kestim? Bütün problemleri ben mi icat ettim? İki satır yazdığımda, anlamadınız mı ne anlattığımı... Ara sıra küfredip ağzımı bozdum diye, kanınıza mı dokundum? Ayaklarınızın üşümesine sebep ben miyim! Özlemeyi bilmediniz diye, her başlangıcınız bende mi bitti?

Olmayan ne?

Öfkeliyim... Geçen zamana, ekmeğin buğusuna, yalan sözlere, samimiyetsizliğe, çok konuşmaya, pahalı tropikal meyvelere, bazen sana, çoğu zaman kendime, Türkü dinlemeyenlere, arabeski aşağılayanlara, 1972 yapımı, "Dönüş" filmini izlemeyenlere, Sadri Alışık selamını bilmeyenlere, belden aşağıda beyin arayanlara; yine, bir tel saçın nasıl koktuğunu bilmeyenlere, o saçtaki tokayı emanet saymayanlara, anlattığımı yanlış anlayanlara çok öfkeliyim...

Olmayan ne ulan?
Bunca şey olmuş işte...
İki gözüm, ömrüm, sen söyle;
Olmayan ne?

__Halis Karabenli__

Simge Kurtuluş, En Karanlık Gece'yi inceledi.
07 May 01:22 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Gelelim bu kitaba... Yazarından okuduğum ilk kitap ve iyi ki okumusum dediğim fantastiklerden oldu. Geçenlerde tam olarak bu seriye benzer bir kitap daha okumuştum. Tamamıyla olmasa da iblis meselesi benzerdi ve karşılaştırmak gerekirse bu kitap açık arayla diğerine fark attı. Ki onu da çok sevmiştim.

Karanlığın efendileri, muhteşem savaşçılar... Kitap ilk sayfasından itibaren içine çekti beni. Özellikle bir ara çok popüler olan melekli fantastiklerden sonra ilaç gibi geldi.

Hastalık, şehvet, acı, gazap, ölüm ve şiddet. İlk kitapta şiddet iblisini içinde barındıran Maddox anlatılıyor. Serinin diğer kitaplarında da diğer iblisleri içinde yaşatan karakterler. Maddox'un sürekli iblisle yaşaması bir yana bir de laneti var. O da her gece ölmek ve sabaha geri dönmek.

Bir de Ashlyn var. Bu kızımızın da bir yeteneği var. Herhangi bir yere gittiğinde orada yapılmış en önemli, en gizli sırları duyması. Bu sesleri asla durduramıyor Ashlyn. Tabii sadece bir kişinin yanında duruyor sesler.

Kitap boyunca en sevdiğim Maddox'un içindeki iblisle savaşma sahneleri oldu. Şiddet birilerini incitmesini, öldürmesini ya da en azından sakatlamasini isterken aksini yapmak gerçekten çok zor. Ki bu iblisle ömür boyu yaşayacaksan. Tabi Maddox iblise uymanin verdiği cezayı çekiyor orası ayrı.

En bir sevdiğim kısım da az da olsa Yunan Tanrilarinin da kitapta olmasi oldu. Sadece onlardan bahsediliyor ama yine de çok sevdim umarım sonraki kitapta daha çok dahil olurlar olaylara.

En sevdiğim kısımları anlatırken bu kısmı es geçmek olmazdı. Kitabın sonlarına doğru yapılan fedakarlık beni benden aldı. Müthiş bir fedakarlık örneğiydi. Ben bu kadar cesaretli olamazdım.

Kitabın içinde cinsellik bulunuyor ama beni kesinlikle rahatsız etmedi bu durum.

Güzel bir fantastik arayanlara önerimdir. Gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Herkese iyi okumalar dilerim. :)

Neo Beat
Neyin yanındaysanız ben karşısındayım, inanmadıklarınıza inanıp inandıklarınızaysa inanmıyorum
Sistemin bize empoze etmeye çalıştığı yargılara inanmıyorum, #yoldaprojesi özgürlüktür!
Do you believe in r’n’r? Can music save your mortal soul?
Bu dünyada gerçekten inandığımız iki şey var: Rock and Roll
Beat kültürü boş yaşamaktan ziyade, serbest yaşamayı arzular. Bunu ayıramayanların Beat kültürünü anladıklarına inanmıyorum

İnanmaya; inanmıyorum .
İnansam inandığıma, inanmasam inanmadığıma inanmıyorum
Sadece ve sadece inanmıyorum bu açık değil mi?
Uzun zamandır inanmıyorum ama neye inanmadığımı hatırlayamıyorum.
Artık kimseye inanmıyorum.
İnanmıyorum diyenlere inanmıyorum ho ho ho
Olduğunuzu sandığınız kişiye inanmıyorum
İnanmıyorum tüm inananlara. Onların inandıklarına…
Biz kendimize inanmıyoruz.
“Kendime inanmıyorum” diyenlere inanamıyorum
İnanmamaya inanmıyorum.
Bir şeye inanmıyorsan, inanmadığına inanırsın.
İnancım kalmadı, inanmıyorum.
İnsanın kendisine inanmasına -bazen- inanmıyorum
İnsanlara inanamıyorum
Prensip olarak inanmıyorum.
Ben kısaca “inanmıyorum”
Bağzı şeylere inanmıyorum
İnanılmaza inanmıyorum
İroni yapmaya inanmıyorum
Ay inanmıyorum!
Ne demek inanmıyorum? İnanacaksın arkadaşım!

Müzik olmadan yolda olunabileceğine, birilerinin sizi sonsuza dek umursayacağına inanmıyorum; yol dışında. Yol sonsuzluktur.
Bir şiirde, bir şarkıda buluşamadığım insanların varlığına inanmıyorum
Sen aslında çok duygusal bir çocuksun” dediğinde -her seferinde- sana -gerçekten- inanmıyorum.
Duygularınızı yaşamanız için cesaretiniz olduğuna ve bir gün gerçekten mutlu olabileceğinize inanmıyorum
Zincirlere vurulmuş bir beynin, zincirlere vurulmuş bir bedenden daha özgür olabileceğine inanmıyorum.
Ve inanmıyorum kalpleri sarmalayan özgürlük hissine. Oysaki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar.
Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz. İnanmıyorum son model özgün yaşam tarzına.
“Önceki ve bugünkü tarzlarımın birbirinden daha üstün ya da başarısız olduğuna inanmıyorum.’’
Mevcut herhangi bir sistemle tüm bireylerin özgür ve eşit olduğuna veya olabileceğine inanmıyorum.
Kapitalizme, liberalizme, anı yaşacılara, adanmış çilecilere, iyilik biriktirenlere, acıyanlara, azizlere ve beş para etmez kahramanlara inanmıyorum.
Direnmeden insan olunabileceğine inanmıyorum. Direniş varoluşsaldır.


İnanmıyorum duvarlarımızı yıkmadan önümüzü görebileceğimize, bütün evren yurdumuzken, kendimizi tek bir yere hapsederek özgürleşeceğimize…
Hepimizi aynı kalıba sokabileceklerine inanmıyorum
Bize bahşedilmiş en büyük hediyelerden olan bu insanları; tanımayanlara, sevmeyenlere prensip olarak inanmıyorum
Şiiri ayağı düşürenlere, modern sanat zırvalarına, muz kabuklarına, hiç yürümeden yoldayım diyenlere, müzikle sevişmeyenlere inanmıyorum
Geri kalmışlara, yoksunlara, sonradan görme olana, yolda kalmışlara, hayatında bir kez olsun otostop çekmemiş olanlara inanmıyorum
Hiç yolda kaybolmadan, arayıştan bahsedenlere ve Taksim’in Kadıköy’ün sahaflarındaki entelektüel fetişistlere inanmıyorum
“Ben çok çılgınım” mottosuyla boktan club şarkılarında tavşan gibi zıp zıp zıplayanlara inanmıyorum
4 lavuk 10 dansçının yaptığı rezaletin müzik olduğuna inanmıyorum
Koreografik danslara inanmıyorum/sevmiyorum/samimi bulmuyorum…
Henüz dans etmeyenlerin varlığına inanmıyorum
Siz bize sanat, kârdır dedikçe; biz size sanatkârdır demeyeceğiz. Mülkiyet sevdası kokan icraatlarınıza inanmıyorum
R. Downey Jr.’nin 9 yaşında esrara başladığı bir evrende sağlıklı sosyo-psikolojik tepkimelerin varlığına ve var olabileceğine inanmıyorum.


Charles Baudelaire’in sevgisizlikten yazdığına inanmıyorum. Nefret ve öfke onu katıksızca seviyorlardı, o da onları.
Hayatın gerçekten bir anlamı olduğuna inanmıyorum
İnsanlığın somut bir gerçeklik olduğuna, gerçek bir insanın var olduğuna inanmıyorum.
Brautigan ava çıkarken avlayacağı güzel beyinlerin farkında değildi.
Yoko’nun John Lennon’a aşık olduğuna inanmıyorum
Darth Vader’ın selfie çektiğine inanmıyorum
Jim Morrison’ın öldüğüne inanmıyorum
Tom Waits ve Iggy Pop’un öleceğine inanmıyorum
Syd zaten ölmedi. İnanmıyorum!
Akustik gitar arkada, önde duygusal bir şarkı söylediğini sanan kadın ve dinleyenler; hiçbirine inanmıyorum. Joan Baez varken bu ne cüret!


Amy Winehouse’un yüksek doz uyuşturucu ve alkol kullanımından dolayı öldüğüne inanmıyorum
Diego Rivera’nın göz kapaklarının bana yarı açılmış antep fıstığını anımsatmasına inanmıyorum
Punk’ın öldüğüne inanmıyorum
Orta Doğu’da bir gün barış olacağına ve kinin, nefretin yerine sevginin, karşılıklı saygının kazanacağına maalesef inanmıyorum
Barış için savaşanlara inanmıyorum
Bazı insanlar o kadar kindar ki, inanmıyorum
Vahşetin normal olduğu bir evrene inanmıyorum
Dünya üzerinde adalet olduğuna inanmıyorum
Devletlerin hak eşitlik özgürlük getirebileceğine inanmıyorum
Dünyanın güzel bir yer olduğuna inanmıyorum.
Dünyanın yaşam için var olduğuna inanmıyorum


Sınırlı dünyada sınırsız düşünce olmadığı sanrılarına inanmıyorum
Fikir özgürlüğünün olduğuna, hatta birçok özgürlüğe inanmıyorum
Parayla gelen şeylerin mutluluk getirebileceğine inanmıyorum
Satın alınabilen hiçbir şeye inanmıyorum.
Popüler kültürün fahişesi olmuş insanların özgün düşünce ve zevkleri olduğuna inanmıyorum
İyiyim desen de iyi olmadığını anlayan insanların olduğuna inanmıyorum.
Uğruna ölecek ve öldürülecek bir şey olduğuna inanmıyorum
Boğazına kadar nefret, kin ve para dolmuş şişman kodamanlara, onların sadece sanayi ve beton olmuş dünyalarına inanmıyorum
Tüm sınırlara, devletlere, kapitalist sisteme, pragmatist düzene ve herhangi ideolojiye inanmıyorum.
Para insan ile çatışıyorken, hiçbir zaman, adaletin sağlanabileceğine inanmıyorum
Geleneğin bataklığına saplanmış cahilleri kendilerine benzeteceklerine, gitgide onlara benzeyen üniversiteli halkçılara(!) inanmıyorum.
Siyasetçilere ve siyasetin kendisine inanmıyorum.
İnanmıyorum zihinleri “ÖZGÜRLEŞTİRME”DEN sona ulaşacağımıza
Ve inanmıyorum umutsuzca davranırsak geleceği göreceğimize…
İdeal bir düzenin varlığına veya var olabileceğine, bütün insanların mutlu bir şekilde yaşayabileceğine inanmıyorum
Şiir kitaplarının sararmış yapraklarındaki kokunun biteceğine inanmıyorum
Narsistleşmiş benliğine hapsolup kendi yaptıklarını göz ardı edip bir başkasını eleştiren “canlı”ya inanmıyorum


Evrenin bir parçası olduğumuz düşünüldüğünde insanoğlunun doğal kaynakları mülk edinebilmesine inanmıyorum
Namustan bahseden heriflerin, kadınlara yiyecek gibi baktıklarını görünce o heriflerin namuslu olduklarına inanmıyorum
“Ne bakıyorsun be?” deyip güzel bacaklarıyla gövde gösterisi yapana da ben inanmıyorum.
Hiç porno izlemedim diyen insanlara inanmıyorum
Seks için ön sevişmenin gerekli olduğuna inanmıyorum
Kendi yolumdan çıkıp başkasının patikasında sıkışıp kalmak istemiyorum. Bu yüzden aşkın özgürlüğüne inanmıyorum
Bu siktiğimin evlatlarının sevdiğine inanmıyorum
Bu orospu çocuklarının aşklarına inanmıyorum
İnanmıyorum masamıza içkileriyle gelen kadınlara
İnanmıyorum Tanrı’nın beni yakmak için can attığına, kadın olmakla yargıladığına ve sizlere bunun için izin verdiğine…
Bizlerin her hangi bir ırkı, dini, dili olduğuna inanmıyorum
Yeryüzünde din olduğuna inanmıyorum. Asıl ve tek din paradır.
Bazı insanların bir tanrıya inanabileceğine, bir insanı sevebileceğine ve adını sormadan bir misafire kapısını açabileceğine inanmıyorum


Devletlerin, bayrakların ve kalıplaşmış tüm düşünce yapılarının dünyaya barış getireceğine inanmıyorum
21. yy.da para hırsını “kader” diye yutturmaya çalışan siyasetçilere, patronlara, holding ceolarına inanmıyorum
Sadece biraz düşünebildiğimizi sanıyoruz ve silahlar icat ediyoruz diye kendimize “üstün hayvan” dediğimize inanmıyorum
Hayallerini gerçekleştirmek için okulda öğretilen lüzumsuz şeylerin gerekli olduğuna inanmıyorum
Sisteme dahil olmadığını düşünen insanlara inanmıyorum ; inanmayı gerçekten isterdim ama olmuyor.
Anlamsız cümlelerin sahiplerini, dayatmaları, karşı tarafı, ’duvarı’ biliyorum ve hiçbirine inanmıyorum.
Aile kavramının kutsal olduğuna inanmıyorum
Marjinal gözükme uğruna durmadan hiç bilmediği şairlerin şiirlerini paylaşan ergenlerin samimiyetine de inanmıyorum
Onlar için o da bir başlangıç. Paylaşsınlar, nefret yerine yeter ki şiir olsun.
Onca makyajla ve kravatlı kostümlerle dürüst, samimi, iyi niyetli işler yapıldığına inanmıyorum

Yalnız yaşanılmayacağına ve hayatımıza giren insanların gerekli olduğuna inanmıyorum
Ahlaki değerlere inanmıyorum
Sadece arkadaşız, o kızı asla becermem diyen erkeklere inanmıyorum
Hiç mastürbasyon yapmadım diyen kızlara inanmıyorum
Prensip olarak insanlara, insanlık diye yalanlarının altında inleyenlere inanmıyorum. Hayat tam bir porno.
Hayatın anlamının insan ilişkilerinde olduğuna inanmıyorum
Adına insan dediklerimiz çirkinleşmiş olabilir, ama anlamın yitirildiğine hala inanmıyorum
Her insan kılıfının bir insan olduğuna, balıkların her şeyi bildiğine, bir aborjin ruhunun ölebileceğine, yolu gride arayanlara inanmıyorum
Halkın gözünde şişirilmiş, efsaneleştirilmiş balon insanların hiç bir lafına inanmıyorum
ben iyiyim diyenlere inanmıyorum
Fikirlere ideolojilere ve bunların yönettiği bir dünyaya inanmıyorum
Mahremiyetin ve masumiyetin bu denli yıpranmasına inanmıyorum
Şu an dahi inanmayışlarına inandıkları için, insanların bir şeylere gerçekten inanmadığına inanmıyorum.
İnanmıyorum yanılgısına da inanmıyorum.

LSD’siz dünyanın gerçekliğine inanmıyorum
Aşka inanmıyorum
Aşksız bir hayata inanmıyorum
Sevişmenin yalnız bir bedensel tatmin olduğuna inanmıyorum
Diğerlerine acıdığı için kendini duyarlı sananlara inanmıyorum
Kendimden başkasına inanmıyorum
İnanmıyorum (GENEL)
Müdafaa edilecek normal bir hayat kaldığına inanmıyorum
Bir gün eriyip akacak o yüzündeki maske. O gün aynada gördüğün yüzü tanıyabileceğine inanmıyorum
Evde süslü püslü makyajlı poz veren kız arkadaşların sabah sabah kahvesiz olmuyor demelerine inanmıyorum
“Kafam düşünceler yüzünden il izni alabilecek kadar kalabalıkken” söylediklerimin beni tam olarak yansıtabileceğine inanmıyorum

Sonsuzlukların ölçüleri olduğuna ve bir sonsuzluğun diğeriyle kıyaslanamayacağına inanmıyorum.
Kötülük yapmaya yetecek güçleri olmadığı için zaten mecbur oldukları iyiliği kendi seçimleriymiş gibi gösteren zayıflara inanmıyorum
Dogmatik bilgilerle algılarını sınırlayan bir canlının, zihin denilen enstrümandan doğru sesleri çıkarabileceğine inanmıyorum.
Faşist bir insana laf anlatabileceğime inanmıyorum
” Ooo pity pity care’em all so pity, tear is the last thing gymnastic ” orjinali buymuş artık çocukluğuma da inanmıyorum
Devlete, ahlaka ve normlara inanmıyorum.
Aşk’a bir türlü inanamıyorum.
Beni, benden daha fazla mutlu edebilecek birinin varlığına inanmıyorum .
Yan yana gelmekle birlikte olunacağına inanmıyorum, ruh lazım.
Düştüğüm dar çukurdan çıkabileceğime ve her şeyin bir gün biteceğine inanmıyorum
Hayatımda bıraktıkları şeyler yalnızca boktan yaralar olmasına rağmen, iz bıraktığını düşünen insanlara inanmıyorum
‘Seviyorum’lara inanmıyorum, bir insanın bir insanı sevebileceğine inanmıyorum ve en çok da bu kadar sevgisiz olabileceğime inanmıyorum.
Yeni yetme, gösteriş budalası, popülizm düşkünü insanların kurduğu yapmacık samimiyetlere inanmıyorum.
Eski basım koleksiyoncularının, elitist partilerde yüksek sesle söyledikleri ‘aşka inanıyorum’ çığlıklarına ve şampanyalara inanmıyorum
En iyi savunma hücumdur diyenlere inanmıyorum (İtalya Milli Takımı)
Halkımın bu kadar ayakta uyuyabileceğine gerçekten inanmıyorum.
Kendilerini toplumsal otoritenin temsilcileri gibi gören anne babaların ebeveynliklerine inanmıyorum.
Yarının bugünden daha güzel olacağına inanmıyorum
Çıkarcı gösteriş budalası ikiyüzlü âdemler… Boş beleş sorunlarınıza da şikayetlerinize de gösterişinize de inanmıyorum.


“Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.”
İnanmıyorum 20 yıl okumanın 30 yıl kapitalistlerin köpeği olmanın hayat olduğuna
Tarih kitaplarına ve muktedirlere inanmıyorum.
Yaşamak için buradayız ve o adamların silahlarına, savaşlarına ihtiyacımız yok.
Evrenin bir parçası olduğumuz düşünüldüğünde insanoğlunun doğal kaynakları mülk edinebilmesine inanmıyorum.
Toplumun yarattığı aşka, baskının yarattığı dine, bu yazın hit müziklerine inanmıyorum
Geleceğe, ahlaka, siyasetçilere, adalete, eşitliğe, hümanizme, kadere ve arabeske inanmıyorum…
Mutlak olanı ararken mide bulandıran yalanları savuran insanlara inanmıyorum
Aktivistlerin tırt eylemlerine, adalet sisteminin adil olduğunu savunanlara, siyasi partilerin bir işe yaradığına inanmıyorum
HER one night stand gecesinde bunu ilk kez yaşıyorum diyenlere inanmıyorum.
En büyük korkusu tek başına var olabilmek olan, acınası halde sığınacak liman arayıp bulduğunda adına aşk diyenlere inanmıyorum
En çok da dört duvar arasından çıkmayıp hayatın anlamını kavramışlık taslayan 21. yüzyıl insanına inanmıyorum.


Okuduğuma, duyduğuma inanmak için çok çok gerilere gitmek lazım.
Eğitim sisteminin eğitmek için yapıldığına ve duvardaki diplomaların zeka seviyesiyle doğru orantılı olduğuna inanmıyorum
Kapitalist düzenin kariyerist işleyişini eleştirip kendi içinde kariyerist ve konformist kalan kişilere inanmıyorum
Sanalda kapitalizmi kötüleyip reelde Starbucks’tan çıkmayan burjuvalara da…
Paraya endekslediğiniz hayallerinizin hiçbirinin gerçekliğine inanmıyorum
İlk önce sistemi eleştiren, bir süre sonra o sisteme dahil olan insanlara inanmıyorum
Deniz yutmuş çocukların hayatını kurutan dünyanın masumiyetine inanmıyorum
Özgürlük diye böğürmeyi seversiniz hepiniz en çok; oysa ben çevresinde çokça böğürme ve duman bulunan büyük olaylara inanmıyorum /Nietzsche
Sanat manifestolarına, bir değerin üstünde oluşan ölüm mottolarına, şiddetin serin lanetli rüzgârına inanmıyorum
Bulunduğu zamanla, yaşadığı hayatla yetinen, kapılarını aralamayan, tabularını yıkamayan insanlara inanmıyorum
Bunun son bira olacağına ‘Bu gece öleceğim’ deyip ölmeyeceğine inanmıyorum.


Hayatımın geri kalan ilk gününün bu gün olacağına inanmıyorum
“Hiç intihar etmeyi düşünmedim” diyenlere inanmıyorum
O kızın seni benden daha çok sevebileceğine inanmıyorum kısaca.
Bilgeliğin, cehaleti yenebileceğine inanmıyorum. Cehalet erdemdir.
‘’Ben de tam seni arayacaktım’’diyenlere inanmıyorum, hatta gülüyorum.
Deprem oldu diyorlar inanmıyorum.
Sınava çalışmıyorum diyen kankama inanmıyorum. Yüksek alıyor!
Kazanın doğurduğuna inanmıyorum
Big Yellow Taxi Benzin’de bir limonataya nasıl 17 lira verdiğime inanmıyorum
Karpuz kabuğundan gemiler yapmayanlara inanmıyorum
O orospu çocuğu “beşeri münasebetler” hocasının dediği gibi kumaş pantolon paçasının 25 cm olması gerektiğine inanmıyorum
Kullanım kılavuzlarına ve prospektüslere inanmıyorum.

 

I don’t believe in magic! I don’t believe in Hitler! I don’t believe in Kennedy! I don’t believe in Kings!
Hey Jude’un sonunda bittiğine inanmıyorum.
Gizli mektuplar barındıran çekmecelerin varlığına artık inanmıyorum
Feministlerin küfür etmediğine inanmıyorum
aatıf Chahechouhe’nun Atıf Şeyşu olarak okunmasına inanmıyorum
Samuel Eto’o ‘nun bittiğine inanmıyorum
Yha inanmiyorum kzzııaam Berke Cansuya çıkma teklifi etmiş:)
Bir saattir bu hashtage bir şeyler yazmak için nöronlarımın ter akıttığına ve kendimi neden bu kadar yazmak zorunda hissettiğime inanmıyorum.
Hashtaglere #inanmıyorum
‘’Kahretsin, zaten nihilizme inanmıyorum ” diye çığlık çığlığa Nietzsche’yi anarken anladım tüm gerçeği!
Kafka’ya hak vererek, ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi bir şeyin olabileceğine inanmıyorum
Yetişmem gereken bir ölüm, kaçmam gereken bir hayat var.
Onların inandığı gibi inanmıyorum, onların yaşadığı gibi yaşamıyorum, onların sevdiği gibi sevmiyorum, onların öldüğü gibi öleceğim.
Bütün bunlar gerçekten yaşanmış olabilir, ama hiçbir şeyi değiştireceğine inanmıyorum ..

Bu şiir 200’ü aşkın “Beatnik”in katılımıyla #inanmıyorum hashtagi üzerinden canlı olarak bir gecede yazılmıştır ..