Allah'ım, şu ellerimin işlediği bütün günahları affet. Su ağzımın söylediklerini, dilimin dönüp de kelimeye çevirdiklerini, aldığım bütün yasak ve yanlış kokuları, yüzümü çevirdiğim hatalı yönleri, şu kulaklarımın duyduğu duyulmaması gereken sözleri, benim yüzümden benim başıma gelenleri, kendi ellerimle kendi boynuma sardıklarımı ve şu ayaklarımın yürüdüklerini affet.
"Dedi: Hafız sus, bu da geçer " diye mırıldanıyor biri.
...
Sanki biri bir gül bahçesinin ortasında namaza duruyor da o kıyamdayken söğüt ağacının yaprakları eğilip omuzlarını okşuyor.
Yangındı aslolan, dumanın nereden tüttüğü önemli değildi. .. her belaya her kazaya evet diyebilirdi. Böyle bir şerayin alevi hangi cihetten gelse, yanmaya değerdi. Fark etmez kimin kalbinde kıpırdarsa kıpırdasındı ama yeter ki çıksındı böyle bir yangın. Kalbinin yangın haberini sardı sarmaladı, günü gelince acmak üzere bir kutuya kaldırdı. Değil mi ki ... aşk'ın "ş"sinde takılmıştı.