"Dede ne ettin? Bir dur gelme yine o konuya elindeki ne?"
"Katolik."
Dede sabah namazında camiyi açan adamsın, imamdan müezzinden önce gidiyorsun camiye, senin ne işin okur katoliklikle ver bir bakayım."
"Yok bu müslümanlar için katolik"
Dedemin elindeki kitap kalınlığındaki şeyi aldım.
Dedemin katolik dediği bizim bildiğimiz katalog, tabii katalog kelimesi dedemde kayıtlı olmadığı için dağarcığındaki en yakın sesteş kelimeyle kaydetmiş nesneyi. O değil de ama bu katalog... ama bunlar... Lan bunlar ne?
"Dede bu ne? Mezar taşı resimleri var bunda mezar taşı kataloğu mu aldın? Dede gözünü seveyim yapma etme mezar taşı mı bakıyorsun sen?"
"Ev mi bakayın bu yaşta? Araba mı bakayım? Benim ilgi alanım da bu.
Ertan hoca yeryüzüne bize bir işaret olsun diye gönderilmiş emsalsiz, melek gibi bir insandı. Bizim üzerime düşen ise onun melek gibi olduğunu göstermek için şeytan ayaktakımını canlandırmaktı.
"İnsan bu dünyaya mutlu olmak için geldi, mutluluk dediğin şey ekmeğini sirkeye banıp yediğinde, bu sirke ne büyük nimet diyebilmektir, gerisi hikaye,"