Yaşamı da, ölümü de aşmıștım; çünkü artık ne yaşama arzusu duyuyor, ne de ölümden korkuyordum. Hiçbir sey istemiyor, hiçbir șey ummuyordum. Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürdüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdı. Özgürlüğüm onları öfkelendiriyordu. Hâlâ istediğim, hâlâ korktuğum ya da hâlâ özlediğim bir șey kalmış olması hoşlarına giderdi. O zaman beni bir kez daha köleleştirebilirlerdi.
"Annem suçlu değildi. Hiçbir kadın suçlu olamaz. Suçlu olmak için erkek olmak gerekir."
"Hele bak, neler söylüyorsun sen?"
"Topunuzun birden suçlu olduğunu söylüyorum: babalar, amcalar, kocalar, pezevenkler, avukatlar, doktorlar, gazeteciler, her meslekten bütün erkekler."
"Vahși ve tehlikeli bir kadınsın sen.""
"Ben gerçeği söylüyorum. Gerçek vahşi ve tehlikelidir."
"Herkes bir gün ölecek Firdevs. Sen de, ben de. Önemli olan ölene kadar nasıl yaşayacağımız."
"Nasıl yaşayacağız? Yaşam çok zor."
"Yaşamdan daha sert olmalısın Firdevs. Yaşam çok sert. Gerçekten yaşayanlar yalnızca ondan daha sert olanlardır."
"Halbuki sen sert değilsin Şerife; peki yaşamayı nasıl beceriyorsun?"
"'Ben sertim, çok sertim Firdevs."
"Hayır, sen kibar ve yumuşaksın.'
"Tenim yumuşak, ama yüreğim zalim; ben soktum mu öldürürüm."
"Yılan gibi mi?"
"Evet, tıpkı yılan gibi. Yaşam bir yılandır. Onlar da aynı Firdevs. Y ılan, senin yılan olmadığını anlarsa sokar. Zehirli iğnelerin olmadığını bilirse hayat seni bir lokmada yutar."