Bütün dünyanın üzerine gelmesi nasl bir duyguydu acaba? Bütün ses, renk ve ışıkların? Ve bunların seni bir çarpışmanın ortasında silahsız kalan bir Gölge Avcısı gibi hazırlıksız yakalaması?
Bir elmas, ışıltısıyla insanın gözlerini kör edebilirdi. Ama o aynı zamanda, dünyanın en sert ve keskin mücevheriydi. Etini kesebilir, seni un ufak edebilirdi. Aşkla yoğrulan Malcolm belki de bunu aklına bile getirmemiști. Ama Julian, onun aksine, başka hiçbir şey düşünemiyordu.
Bazen, yazmıștı Malcolm, bütün bayatın boyunca tanıdığın biri artık sana o kadar da tanıdık gelmez. Aksine, tuhaf ama şahane bir şekilde yabancıdır. Tıpkı ömrün boyunca ziyaret ettiğin kumsalın bir gün kum yerine elmaslarla dolu olduğunu keşfetmen gibi. Seni güzellikleriyle büyülerler.
Kit kaşlarını çattı. Ty'ı Pazar'dan çıkarıp sessiz bir köşeye götürmek istiyordu. Onun kalabalıklardan nefret ettiğini biliyordu. Gürültüyü, kafamın içinde kırık camlar var gibi, diye tanımlamıştı.
Livvy kaşlarını çattı. Ty yorum yapmadı. Zaten bir köşeye kusmakla Pazar'ın bütün detaylarını hafızasına kazımak arasında gidip geliyormuş gibi bir hali vardı.