Çünkü temel olarak umut bir şey bilmek istemez, o yalnızca inanır. İnanmak, düşlemek ve umut etmek tüm edinilmiş bilgileri, alınmış dersleri ve geçmişi hiçe sayar.
Yürümek, özümsemeye vesile olur. Durmadan yürürüz, bir dağın karşısındayken yüceliği derimizin içine nüfuz eder, ağır ağır yokuş aşağı inerken tepelerin şeklini saatler boyu soluruz. Beden ezip geçtiği toprakta demlenir. Ve böylece yavaş yavaş manzaranın içinde olmaktan çıkıp manzaranın ya kendisi olur. Bu demek değildir ki yürüyen kişi manzarada sabit, basit bir noktaya dönüşür. Daha ziyade bir aydınlanma, bir yükselme anıdır bu; bir anda parlayan ateş, tutuşan zaman gibidir. Sonsuzluk duygusu ansızın varlıklar arasındaki titreşim oluverir. Sonsuzluk kıvılcım gibidir orada.