Ne yazık! Dağlar değil, insanlar! İnsanlar! İnsanlığın boyun eğmekte mecbur olduğu
birtakım kanunlar... Müthiş, ağır bir zincir. Fakat ben hayatımla bu zinciri kırıyorum. İnsan gücünün erişemeyeceği sonsuz bir uzaklığa gidiyorum. Seni artık hiç göremeyeceğim.
"Sahi mi? İnsan bu kadar kolay bulur, bu kadar kolay sevebilir mi?"
"Dört, beş günde."
"Aman, susunuz. Beni korkutuyorsunuz vallahi."
"Ay! Siz bu konuda ne kadar acemisiniz, Nedret Hanım. "
"Evet. Ne derseniz deyiniz, ben, aşkı, başka türlü düşünürüm.."
"Korkunç mu bulursunuz?"
Nedret hafifçe güldü.
"Korkunç olmadığını biliyorum. Fakat kalp üzerinde büyük bir etkisi olduğu gibi kişiye ve ahlaka göre de türlü şekillerde olabileceğini düşünüyorum. Mesela, siz, birkaç günde sevebilirsiniz. Bir diğerini bulunca ötekini unutmakta güçlük çekmezsiniz. Bir diğeri de, seviyorum zannederek, ufak bir hazla büyük bir aşkın kahramanı olduğunu düşünerek kendini aldatmaya çalışır ve karşısındakini de aldatmayı başarır. Bu aldatma oyununda kaybeden taraf bence, çok bahtsızdır. Ben, büyük ve derin duygularla beslenen aşkların, acılarında ve fedakarlıklarında büyük bir zevk ve lezzet olduğunu düşünüyorum. Bununla beraber, henüz kimseyi sevmiyorum. Seversem de, çok çaba göstereceğimi sanıyorum.
Emin olunuz ki hayatın bu mahrumiyetini hiçbir şey doldurmuyor. Zaman oluyor ki küçük bir bebek gibi ona muhtaç kaldığım dakikalar içinde ağlıyorum. Bazen rüyamda, şefkatli bakışlı, solgun yüzlü bir kadın görüyorum. Öyle zannediyorum ki, bu benim annemdir."
Size, kızım diye hitap edişimdeki teklifsizliği mazur görürsünüz, değil mi?"
"Ah! Her zaman böyle hitap etmenizi rica ederim.
Çünkü hayatta en özlediğim kelime budur."
Ben, dünyada yalnız yaşadığımı zannediyordum.
Sizden gördüğüm sevgi bütün manevi ihtiyaçlarıma yeterli geliyordu. Aranmak, sevilmek, düşünülmek yalnız, bir kişiye mahsus zannederdim ve o da sizdiniz, Veysel Efendi! Sizi beklemekten başka hiçbir düşüncem yoktu... Dünyaların sevgisini sizin bir tek kalbinizden ibaret sanırdım. İnsanları birkaç kişinin sevmesi, düşünmesi ihtimalini hiç aklıma getirmemiştim. Çünkü o kalın duvarlar arasında beni görmeye beni sevmeye yalnız siz gelirdiniz. Beni sizden başka arayacak kimsem olmadığını, yaşım ilerledikçe anlamaya başladım.