Bir devam kitabı. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi'nin kahramanının geride bıraktığı kızı Nedret'in hikayesi...
Oldukça etkileyici bir anlatım ilk satırlardan sizi içine çekiyor. Türkçenin muazzam anlatım gücü karşısında önünüzü ilikleyin.
O cümleler, o betimlemeler, anlatımdaki şiirsellik, kullanılan kelimelerin güzelliği her şeyiyle 10/10 bir dile sahip.
Hikayemiz, Nedret'in anne ve babasından kalan çiftliği için dava açılmasıyla başlıyor.
Türk filmi tadında, okurken gözünüzün önünde tüm sahnelerin canlanacağı bir edebi eser.
Nedret'in davasına bakacak olan avukat, kaderin cilvesidir ki annesinin sevdiği adamın oğlu çıkar. Avukat Nihat.
Nedret karakteri; çok ağır başlı, eğitimli, her durum ve olay karşısında aklıyla hareket etmeyi görev bilen ama içinde çok duygusal ve kırılgan olan biri. Annesiz ve babasız büyümenin verdiği duygusallık Nedret'te her durumda kendini gösteriyor... Yinede bence kitabın en sağlam karakteri.
Avukat Nihat... Yani okumuş, gelişmiş açık fikirli ve öngörülü ihtiyatlı bir adam. Nasıl oluyor da Mualla gibi hafif meşrep bir kızı seviyor anlamıyorum. Evet bir Mualla'mız var. Tam bir batı özentisi karakter. Bu karakter için fazla cümle sarfetmeyeceğim. Zira aşkı bile çok hafife alıp sonra ağır bir imtihandan geçmesine rağmen yinede gözüme sevimli gelmeyen bir karakter olarak kaldı.
Evet Avukat Nihat, kardeşi Nihal, Nihal'in görümcesi Mualla ve Nihat ile Nihal'in babaları Nejat. Hepsi birden bir anda Nedret'in hayatına dahil oluyorlar.
Kitap bir çiftlik davasıyla başlasada acayip karışık bir aşk hikayesine dönüyor...
Nedret, Nihat'ı ilk gördüğü an etkileniyor ve bu etki kitabın sonuna kadar sevgiye dönüşerek devam ediyor. Ama işte bizim avukat Mualla'ya aşık olduğu için Nedret'i fark etmiyor görmezden geliyor. Babasının Mualla'yı bırak Nedret'e