Bir yığın otobüs. Bir yığın yolcu. Köylüler. Küçük burjuvalar. Öylece durur. Her insana yabancıdır. Her nesneye yabancıdır. Kendisine bile. Tek başına bir yere gitmeye gücü yoktur. Herhangi bir şeye dayanmayı dener. Ona daha az yabancı olan herhangi bir şeye. Bu kahredici yabancı dünyadan daha az yabancı olan bir şeye.
Başka arabalar da gecenin içinden hızla geçerler. Çevresine bakar. Büyük büyük yüksek binalar. Bir yön arar kendine. Aslında hiçbir yöne ilgi duymadığı halde. Şimdi o da sessizdir, yalnız, terkedilmiş. Yabancı bir kentin yabancı gecesinde, bir banliyöde.
Tren kalkar. Kadın trende oturmaktadır. Yorgundur, ama uyanık. Trendedir, ama hiçbir yerdedir. Aynı zamanda da her yerde. Trenin penceresinden dış dünyanın değişen biçimleri görülür.