Kitap
Zaman Dışı Yaşam

Zaman Dışı Yaşam

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.9
354 Kişi
1.437
Okunma
333
Beğeni
5,3bin
Gösterim
47 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 1 sa. 20 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Yapı Kredi Yayınları · Mart 2018 · Karton kapak · 9789753638890
Orijinal adı
Das Zeitlose Leben
"Benim en büyük mutluluğum herşeyden kaçmak. Herşeyden. Tüm çocuklardan. Tüm acılardan. Tüm sevgilerden. Tüm orgazmlardan. Tüm gecelerden. Tüm günlerden. Her hilal aydan, her ülkeden. Ben her gece ölüyorum. Her sabah yeniden canlanıyorum. Her yirmidört saatlik zaman dilimi hem ölüm hem yaşam aynı zamanda..." "Zaman Dışı Yaşam" çağdaş Türk edebiyatının çok genç yaşta yitirdiği özgün yazarlarından Tezer Özlü'nün, kendi yapıtlarından yola çıkarak, 1983 yılında kaleme aldığı bir senaryodur. Tezer Özlü tüm yapıtlarında sergilediği yaşamın ve zamanın en küçük kesitinde dahi yaşamın anlamını arayış edimini, bu kez zaman dışı yaşamda da sergiliyor.
5 mağazanın 5 ürününün ortalama fiyatı: ₺5,88
7.9
10 üzerinden
354 Puan · 54 İnceleme
Batuhan Babaoğlu
Zaman Dışı Yaşam'ı inceledi.
47 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Ah Tezer Özlü, ah nostaljik prenses, ah o tutkulu ve çekici kadın! Neredeyse her kitabını okudum ve seni iyi anlamaya başladığımı düşünüyorum. Zaman Dışı Yaşam ise bunu taçlandırdı ve yaşamını oluşturan o geniş perspektifli çerçeveyi tamamladı. Yazarın ölümünün ardından aldığı notlar ve tercih ettiği teknik özellikler kullanılarak 1998 yılında yayımlanan bu mini roman, Özlü'nün en sevdiğim içeriklerinden biri oldu. Yalın ve duygu yüklü bir yazı dili kullanmasının yanında, kitabı yazım stili olarak da senaryo tekniğini benimsemesi olumlu noktalardan oldu. Kitabın başlangıcında, Tezer Özlü'nün çocukluğuyla ilgili daha keskin anılar görmemiz de artısıydı. Kitabın adı gibi, başlangıçtan sona doğru zamanın dışında, zamanı dert etmeyen yaşamını gördük onun... 6 yaşından başlayarak yetişkinliğine doğru uzandık. Edebiyatımızın nostaljik prensesi, yine elimizi tuttu. Elimizi yalnızlığına, acısına, sevgisizliğine götürdü. Bu mecazi muayeneyle daha net gördük kavgasını acıyla, sevgisizlikle, yalnızlıkla... Kitabımız, daha 6 yaşında olan Özlü ile açılıyor. Çok sevdiği büyükannesinin ölümünün ardından çocuk yaşta büyüyor. Aslında hayatı boyunca hissettiği acı, yalnızlık, kaybolma hislerine bu kayıp neden olmuş gibi duruyor. O da hayatı boyunca büyükannesinin o bahsettiği treni kovalıyor bir nevi, kaybolmayı ve zamansızlığı diliyor. Yetişkinliği de öyle gelişiyor. İntiharıyla kaybolmak istiyor, iki başarısız evliliğini unutup kaybolmak istiyor, sevgisiz durumlarda kalamıyor. Seksi yine bir kaçış, bir arınma amacı olarak kullanıyor tüm o yalnızlığından, kötü anılarından... Sürekli bir temasa, bedeninin tatmin edilmesine, sevgiye ihtiyacı var kaybolmaması için... Genç aşkını özler, oradan oraya sürüklenir. Yeni erkekleri koynuna alır; fakat o özlem duygusundan kaçamaz. Büyük annesinin bahsettiği tren öğesini kaybolmak, yalnız kalmak, kendini bir kentten diğerine sürüklemek için kullanır. Bulduğu her fırsatta yazar. Evet belki bir kadını yazar; ancak o senaryodaki kadın, kendisinden başkası değildir.
Zaman Dışı Yaşam
7.9/10
· 1.437 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
36
Şerife Karakaya
Zaman Dışı Yaşam'ı inceledi.
47 syf.
Ahh! Tezer Özlü, ahh canım KADIN. Ben seni bugün anladım, sevdim hatta bugün tanıdım. Daha önce okuduğum Kalanlar ve Çocukluğun Soğuk Geceleri kitaplarını hiç anlamamış, hissetmemişim meğer... Zaman Dışı Yaşam, senaryo olarak yazılmış ve Tezer Özlü vefat ettikten sonra, 1998 yılında yayınlanmış bir eserdir. 6 yaşında bir çocuk anılarıyla başlıyor senaryo. Sonra çocuk büyür, bir KADIN olur. Başlar kadının yolculuğu. Ayrılmaktan, yalnızlıktan korkan bir kadın, aşk ve diş ağrısı çeken bir kadın. Kadının varlığıyla ilgilenmeyen bir adamı düşünen, özleyen bir aşık. Oradan oraya süren yolculuklar, diş ağrısı için alınan ilaçlar. Ya aşk acısı için ilaç var mı? Yolculuklarında her daim yanında sürükler bavulunu. Her sürüklediği bavulda, "İnsan nereye giderse gitsin, yazgısını yanında götürüyor." diye düşünmeden edemedim. Her yolculukta farklı adamlar, insanlar tanıdı KADIN, farklı yerlere gitti, fakat ait değildi hiçbirine, hiçbir yere... Galiba ait olamamasını şu alıntı ile örneklendirebilirim. KADIN garsonu çağırır: Hesabı ister. Garson: Hangi millettensiniz siz? Kadın: Hiçbirinden. Yolculuklar sırasında yazma ve ortaya güzel eserler çıkarma çabaları vardı kadının. Kadın, Cesare Pavese hayranı. (Tıpkı Tezer Özlü gibi.) Kadın o derece benimsemiş ki senaryoda dış ses, CESARE PAVESE. Kadının yolculuğunda bir durağı daha vardı. Pavese'nin intihar ettiği otel odası... İntiharın izlerini, hissettirdiklerini aradı. Gençliğini, kendi intiharını anımsadı... Belki senaryoda KADIN yaşadı bunları ama bu kadın SENDİN, bu kadın TEZER ÖZLÜ'YDÜ. Sonsuz teşekkürler sana, hissettirdiklerin, yazdıkların ve yüreğime dokunduğun için... İyi ki geçmişsin bu dünyadan...
Zaman Dışı Yaşam
7.9/10
· 1.437 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
71
meltem şen
Zaman Dışı Yaşam'ı inceledi.
47 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Tek bi' duyuyla algılananın, kişide devingen, hareketli, çok sesli yankılara dönüşmesi benim için çok uç, önemli bir şey. Bunu en iyi okuyunca hissediyorum. Ve nice okunan kitabın bi' kısmı çok daha samimidir, yürür, okunanla kalmaz. Hızlı, tempolu bi' erime gibi sarar kişiyi.. bu tanımlanması zor bi' yakınlaşma, bilirsiniz. Zaman Dışı Yaşam, ismi bile bahsedilmeyen bi' kadının yolculuğunu anlatıyor. Aklıma istemsizce Bay C geldi. Ama en çok da Colette'in Avare Kadın(Renée)'ı geldi. Zamanın içinde, fiilen yol aldığı, sürekli bi' yolculuk halinde olduğu halde, ruhen de yol alan bi' kadını anlatıyor bu kitap. Peki, ne anlamalı bu ruhsal yolculuktan ya da kişi zaten hep bi' ruhsal yolculukta değil midir? Kuşkusuz, kişi hep bi' devinim halindedir, bu dinamizmdir belki de kişiyi en kendi yapan fakat Tezer Özlü bunu edebi bi' sancıma, arayışla aktarıyor bize. Onun Kadın'ı bir yolcu. Trenlerde yolculuk ederken, tanıştığı farklı adamlarla düşmansızca yakınlaşıyor. Ama aslın aşktan ve sevgiden daha yüce bi' şeyde, edebiyatta olduğuna inanıyor o: "Kadın doyumsuz özlemini düşünür. Bu bir aşk özlemi değil tıpkı onun gibi güçlü bir yaşam özlemidir. O bu özlemi o ana kadar, aşkla, tanıdığı ve tanımadığı insanlarla olan ilişkileriyle, edebiyata olan sevgisiyle doldurmaya çalışmıştır. Okumak ve yazmakla. Turin'e giden trende tek başına oturduğu bu anda kendisini degiştirmeye karar verir. O anda edebiyatın, yaşamın kendisinden daha canlı olduğunu kavrar ve edebiyatın doğmasının nedeninin de bu oldugunu düşünür. O ana kadar o yaşamın daha canlı bir şey olduğuna inanmıştır. Ama edebiyat daha çok yaşam, daha çok aşk, daha çok duygu, daha çok ölüm yüklüdür." sy.28 Bi' arayış ve en çok da kaçış halinde olan bu Kadın'ı, Bay C ve Renée ile özdeştirdiğim en ortak yönler kendi sınırlılıklarına dair hissettirdikleri fanilikleriydi. Ve elbette yolculukları. Üç farklı karakter de kendi yolculuklarında, kendi ruhlarına göre yaşa(yabilmekte)maktadırlar. Fakat, Tezer Özlü'nün sürgündeki Kadın'ı daha aydın bi' ışığa sahip. Colette'in Renée'sine yaptığını Özlü Kadın'a yapmaz. Renée yaşamış olduklarını acı bir deneyim, referans olarak kullanır ve aşkın tutsaklık olduğu fikriyle yaşamına devam eder, geçmişteki seçtiği bu yol onun "kendi" olan yaşamında aşkın tutsak halini yaşatmıştır ona çünkü, ve o da aşktan uzak durduğu sürece kendi yolundadır, buna inanır. Kadın'da ise hayata giren tüm erkekler birer gelgittir, o kadar. Kadın'ı etkileyip, sarsamazlar. Kitabın başlarında aşk yaşıyor olduğu sevgilisi Rainer'in ölümünü öğrenmesi bile onu çok sınırlı bi' sarsıntıya uğratır. Çünkü Kadın, yaşamın aşktan, insanlardan, ilişkilerden çok daha yüce olduğunu düşünür. Tüm yolculukların içinde aslında Özlü'nun Kadın'ı en çok edebiyat yolundadır. Ve bizi o yolculukta Cesare Pavese'in birbirinden vurgun sözüyle içlendirir. Bu durum, senaryo şeklinde yazılan bu eseri daha özgün, daha ayrı bi' yöne koyuyor. Flashbacklerin olduğu, ağbili, elma ağaçlı Tezer Özlü temaları var kitapta. Elektroşoklu, hastalıklı insanlar arasındaki korkulu, kaygılı geçmişi anımsatan yerler var. Tüm bunlar Özlü'nün kendi hayatından gelen, onunla özdeşmiş anlar. Özlü'nün diğer kitaplarında da ara ara rastladığımız bu geçmiş zamanın "yaşanımı henüz bitmemiş" anlarıyla bi' senaryo olarak bu kitapta rastlaşmak her şeyi daha görsel bi' hale getiriyor. Tezer Özlü yaşamındaki en kendi olan yanlarını, yazınında samimiyetle okuyucuya aktarabilen bi' yazar. Ve tüm bu izlenen/okunan yolculuğun, onun hayatına dair derin ve iz bırakmış gerçeklerle dolu olduğunu bilmek ekstrem, uç bi' duygu. Uçlarda kalmak isteyen, yalnızlığın en devingen halini görmek isteyen herkese Özlü okumasını tavsiye ederim. (Burada aslında kadın için artık dış dünya sona ermektedir. Düşünmek ister. Kendi köklerine geri dönmek ister ... kendi yaşamı ile bir hesaplaşmaya girecektir. Ciddidir. Duyguludur, belki biraz da melankoliktir. Gene de dış dünyaya karşı canlılığını korur. Dünya artık onun için bir kulistir. O kendi sahnesi üzerinde durmaktadır. Sahnede kendi kendisiyle yalnızdır. Yedek canlısı artık aşk değil, en sevdigi yazar olan Pavese' dir.) sy.34
Zaman Dışı Yaşam
7.9/10
· 1.437 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
57