Adı:
Kalanlar
Baskı tarihi:
Nisan 1995
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753633086
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yky Yayınları
"Doğumum bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi, özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığını sandım... Kırk yaşındayım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum... Kendimi öldürmeye çalışıyorum... Özlemlerim kalmadı. Bıraktım. Hepsini kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım... Ve bana ölümsüzlerin sonsuz acıları kaldı."
*Bu incelemenin çok büyük bir kısmı Tezer Özlü'nün kitaplarında geçen sözlerden oluşmaktadır. Tezer Özlü okumayanların içi rahat olsun, hangi cümlenin alıntı olduğu anlaşılmayacağından spoiler mevzusu yoktur.

O kendini anlattı. Ben yazdım. Siz de dinleyin:

"Ölemiyorum... Eylül 1943. Doğdum. Nerde doğduğumun önemi yok. Ben belli bir ülkesi, yeri olmayanlardanım. Daha doğduğum zaman koptum köklerimden, annemden, babamdan, insanlardan. Ne kadar yaklaşırsam o kadar koptum. On yaşıma kadar çevremi, çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım. Büyüdü, büyüdü, büyüdü. Bu sessizlikte kayboldum. Ölemiyorum... Yirmi ile otuz yaşına geldim. Aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım. Ama ne garip sınırlar kadar hiçbir sınırlamadan sıkılmadım. Kurallara karşı çıktım. Ve beni okyanus gibi yalnız bıraktınız. Ölmek istedim, dirilttiniz. Aç kaldım, serum verdiniz. Delirmek istedim, kafama elektrik verdiniz. Yazı yazmak istedim, tutunamazsın dediniz. Ama yazdım. Neden yazdım peki? Dünya acılı olduğu için, duygular taştığı için. Sözcüklerin tümü içimden çıkmadan uyuyamayacağım için. Neden yazdım? Karşıma çıkan her şey yetersiz. Soluduğum her şey yetersiz. Dalgalar, odalar, mekanlar, sevgiler yetersiz. Suların tadı yetersiz. Günlerin uzunluğu yetersiz. Haftaların günleri yetersiz. Bu boşluğu doldurmak için yazdım. Artık sokaklardayım. Yaşamın olduğu sokaklarda. Kaçıyorum ve kaçmıyorum. Birbirine yabancılaşmış, çürümüş, fabrika insanına dönmüş sizden; düzeninizden, okul anlayışınızdan, namus anlayışızdan, başarı anlayışnızdan kaçıyorum ve kaçmıyorum. Aranızda dolaşmak için giyindim. Hem de iyi giyindim sırf iyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. Ölemiyorum... Sevdim, aşık oldum. Aşk acısıda çekmedim. Nasıl çekerdim dünyanın verdiği acı daha güçlüyken? Bu acı da olmasa yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının anlamı olmazdı. Pavese'yi Torino'da, Svevo'yu Trieste'de, Kafka'yı Prag'da sevdim. Peşlerinden gittim. Onların acısını aradım. En çok Pavese'yi sevdim. Pavese'nin intihar acısını buldum. Ondan sonra acıyı mutluluk olarak tanımladım. Sonra kendi mutluluğumu, intiharımı aramaya başladım. Ölüm düşüncesi izledi beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşündüm. Ama ölemedim, ölemiyorum...
Kırklı yaşlardayım. Uzun zamanım kalmadı. Kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum. Çok yoruldum. Taşıyamayacağım kadar yaşantı üslendim. Artık ağır geliyor. İnsanları kendi dünyalarını anlamaları için bıraktım. Anlamadılar. Ve bana ölümsüzlüklerin sonsuz acıları kaldı. Size ne bıraktım? Birkaç kitap, birkaç söz, birkaç anı.(Bu kitapta da size yayımlanmamış anılarımı, öykülerimi, sözlerimi bıraktım.) Bu tarihi unutmayın: 18 Şubat 1986. Küçük dünyanız sizin olsun dostlarım. Öldüm."
“İnsanın başkalarına söyledikleri kendi duymak istedikleridir. Yazdıkları, okumak istedikleridir. Sevmesi, sevilmeyi istedigi bi­çimdedir.” dediği zaman Tezer Özlü, anladımki, hep karanlık ve karartan yazıları seviyor. Söyledikleri bu kadar içten ve puslu ise demek ki kendisi karşıdaki insanın görünen değil görünmeyen yanlarını merak ediyor.
Sevmeleri ise hep kaçış hali geldi bana. Okurken karanlık görüyordum. Berlin’in ağaçlarını anlatırken bir kasvet çöküveriyor insanın yüreğine.

“Aşk acısı çekmedim hiç, çünkü dünyanın verdigi acı her za­man güçlüydü.” sözüne binaen:

Dünyanın derdini kendi derdi sanan, ölüm gelsin diye ümit eden bir kadının günlüğünden KALANLAR.

Okurken biraz teselliye ihtiyacınız olacak. Çünkü sizi, güneşin pırıl pırıl aydınlattığı odanızda sislere gömecek bir anlatıma sahip bu kitap.
Sayfa sayısı az olduğu için okunması hızlı ama etkisinden kolay kurtulamayacaksınız.

“Dünyanın acısı olmasaydı taze yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının bir anlamı olmazdı.”
Tezer Özlü... İçini döktüğü eseri. Ondan geriye kalanlar. Tezer seni kimseler anlayamaz. Kim bilir ki dünyada hassas olarak yaşayan insanların, derinlerindekileri? Kimler bilebilir ki acılarını? Kadınız ya hani, çok konuşuyoruz ya biz, tek derdimiz anlattıklarımızdan ibaret sanarlar. Acı deyince de sanki sadece aşk acısı yaşıyoruz sanarlar. " Aşk acısı çekmedim hiç, çünkü dünyanın verdiği acı her zaman güçlüydü. " Senin bu cümleni diğer insanlar anlar mı? Dünyanın verdiği acıya katlanabilmek için , ruhsal bunalımlara girip de elektroşok almanı, bunu sana uygulamalarını anlayabilirler mi? Kadın yazar neden mi yok hala yok mu diyorsunuz? Araştırın. Dünyadaki kadın yazar ve şairlerin hiç biri anlaşılamamış olup, sonları klinik tedaviler ve bir şekilde de ya intihar ya da hastalık ile son bulmuştur. Bunların sebebi ne mi ? Tezer Özlü ' nün de dayanamadığı her türlü baskı...Ne yazık ki bu hiç değişmedi....
Salata suyuna ekmek banmak...

Bol yeşillikli miss gibi bir mevsim salatanın dibinde biriken ekşisiyle, tuzuyla en güzel şey.

Kalanlar'ı bitirdikten sonra aklıma gelen ilk tabir... :)

Kitabı okurken de, okuduktan sonra da diğer Tezer Özlü kitaplarından sonra okumam gerektiği düşüncesi oluştu kafamda çünkü Tezer Özlü'yü diğer kitaplarında daha iyi tanıyabileceğim, diline alışabileceğim gibi geldi.
Yani durum böyle olunca da ben salataya suyundan başladım ve ekmeğimi bandım. :) :)

Bunların yanı sıra bu güzel salatayı yapıp bize servis eden usta gurme Ömer Gezen bize de tattırdığın için çok teşekkürler.
(Kendisi artık Kitap Danışmanım :) )
...
Tezer Özlü'yle iyi ki tanıştım. Onun o kısacık cümlelerinden ve hatta bazı bazı tek kelimelik cümlelerinden öyle keyif aldım ki, gittiği her şehre, her parka ben de gittim, bindiği her trene ben de bindim, konuştuğu her insanın yanında ben de vardım. Her betimlemesi kare kare canlandı tam karşımda...
'Yazdıkları ya yaşamla örtüşür, ya da düşlerle, ya da her ikisiyle de.' kitabına yazdığı bu cümlenin öyle hakkını vermiş ki yaşadığı her anı, düşlediği her hayali ince ince işlemiş...
Kendi için örnek teşkil eden üç yazarın peşini asla bırakmayışı aynı zamanda beni bir hayli etkiledi.

Kitap ve Tezer Özlü için aslında aklımda çok şeyler daha var ama bu kadarını dökebildim kelimelere, çok çalışmam lazım daha fazlası için. :)

Kitapla kalın hep iyi kalın...
Hep yanıbaşımda ölüm.
Dinliyorum ağzından çıkanı.
Tek duyduğum kendimim...

Tezer Özlü

Sarı saçları, iri gözlerinde uzun bir şaşkınlık...
Hayatını kendi içinde yaşayan çılgın bir kadın.

Tezer Özlü

Anlıyorum. İç sıkıntın hiç bitmiyor.
Yazmak rahatlatıyor seni.
Kalanlar...

Güzel bir kitabı elinize aldınız. Bi kadın var ve de bi isim, Kalanlar...

Kalanlar aslında ne demek? Ya da neden gülüyor bu kadın?
Bazı insanlar gider, bazıları ise çoktan gitmiştir.
Peki ya kalanlar?

İşte o Kalanlar biziz. Geceleri uyuyamayıp gökyüzüyle dolmak isteyenler sonra da yıldızlara taşanlar...
Yahut ölmek isteyip yaşamaya zorlananalar...
Ağır ağır ölenler ya da yavaş yavaş yaşayanlar...
Yalnızlar, Tezer'in de dediği gibi; insanların arasındaki yalnızlar...
İşte Kalanlar bence sen demek. Orada köşe başında bekleyen yalnız çocuk demek.
Ellerini cebine atıpta saatlerce yürüyen yürüyen çocuk adam demek.
Bi' sokak başında sigara içen kadın demek.
Ben demek Biz demek...
O yüzden Kalanlar biziz ve bu kitapta bizi anlatıyor.

Kusura bakmayın bu kitabı başka bir şekilde anlatamazdım. Tezer Özlü'ye ilk gördüğüm anda aşık olmuştum zaten.
Ve benden sebeplerimi açıklamamı beklemeyin.
Şairin de dediği gibi:
"Sebepsiz sevmektir Aşk
Nedeni olmadan bağlanmak birine"

İşte ben Tezer'e böyle bağlandım.
Elinize alıp hiçbir zaman bırakamayacağınız bir kitap...

Bu kitabı da bana hediye eden Beyza Demir'e çok teşekkür ederim.
Tezer Özlü Okuma Etkinliğimize katılmak için buyrun: #30470051

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim...
TEZER ÖZLÜ OKUMA ETKİNLİĞİ : #30470051

Tezer'le ne zaman buluşsak, kısıtladığım kendimi açığa çıkarıyor. Neden? ya da nasıl demeliyim. Bir tutsaklığa boyun eğme zahmetine katlanmayı öğrenmişken, bu saklanmış benliği mağarasından çıkarmak niye?

Sen Istanbul'u anlattıkça, gözümde değerleniyor şu şehir. Bahsi geçtikçe; kendimden parçalar buldukça anlattıklarında, hoşuma gidiyor her şey. Unkapanı köprüsü, Fatih'teki Bakkalzade sokağı, Mecidiyeköy'deki ev, Arnavutköy yokuşu, Ayasofya, Ayvalımescit, Bakırköy Hastanesi, Beyoğlu Sanat Galerisi, Büyük Ada'daki Şakir Paşa Konağı... O kadar tanıdık ki bu isimler, o kadar candan gelen, ayak basılan, soluyan, canlı kalan yerler... Aynı hissi Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan romanında da hissetmiştim. Sirkeci, Eminönü, Beyoğlu, Taksim isimlerini gördükçe kendimi romanın karakterleri olan Ömer ve Macide'nin karşısında, yaşadıklarını izlerken buluyordum ansızın.

Tezer'in ardında bıraktıkları, kalanları... Yine kısa, net, kendinden emin cümleleri. Bu sefer daha sert başkaldırıları var. Daha özgürlüğü yakınlarda hissettiren bir başkaldırı. Yapılan baskılar içinde boğulduğunu belirten türden.

Tezer'in kitaplarını okumak, onunla lapa lapa kar yağarken pencere ardındaki suskunluğa misafir olmak gibi. Kızdığı, öfkelendiği sokakların kaldırımların üzerine bembeyaz bir örtü serildiğinde sadece sessizliğini dinlemek. Öfkesinin dinmeyen sesini bastıran bir dinginlik. Belki de bu sessizliğe şahitlik etmek, bizim kendi içimizde bastırdığımız duyguların şiddetlenmesine dönüşmekte, bilemiyorum. Okumaya devam ettikçe, içimde oluşan bir acı yumağı var, gitgide büyüyor. Hücrelerimi, düşüncelerimi besliyor. Kimi zaman alevleniyor, kaosa dönüyor ve beni içerisine çekiyor. Ifadesiz bırakıyor çehremi, yazmaya meylettiriyor.

Kitabın içeriğinde günlük ve anılarından olan parçalar, ara ara derlenmiş cümleleri var. Dikkat çekilen, üzerinde durulan Pavese, sana da selam olsun. Seninle de tanışacağız bir gün. :)

Başka Tezer'li günlerde görüşmek dileğiyle. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Tezer Özlü'nün okumuş olduğum diğer kitaplarına benzer nitelikteydi. Kendi içe dönüş, zihninin karanlık noktalarını kelimelere dökmüş. Bir günlük benzeri kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Yazım dilini anladığımı düşündüğüm yazar için sadece şunu söyleyebilirim " içi kararmış ve kendimize bile itiraf edemediğimiz düşünceleri yazıya dökmüş" şeklinde olabilir. Sıkılmadan okuyup bitirebileceğiniz güzel bir eser. Bugün bitirdiğim 4. Kitap, okumadığım günlerin acısını çıkartıyorum :) Herkese iyi okumalar.
Tezer Özlü okuma etkinliği sayesinde yeni bir yazarla tanıştım. #30470051

Kitapta yayımlanmak üzere yola çıkmış, fakat yayımlanamamış anılarını bulunuyor. Kitabın dili ağır değil. Yalın bir dille etkileyen, tekrar tekrar okuduğum cümleler vardı. Kitapta genel olarak hüzünlü bir hava hakimdi. Okurken kasvete boğup düşündürdü.

Benimseyeceğim tarzda değildi fakat hissettirdikleri açısından okumaya değer olduğunu düşünüyorum.
"Ben aslında sürekli özlüyor ve bir özlem durumunda yaşıyorum. Bu yüzden özlemlerim yok. Yalnız bir kavrama bu. Bütünselliğin kavranması. Bitirilmişliğin. Bir yolculuğun sonu. Başlangıcı olmayan yatay bir yolculuğun sonu. Kendi yuvarlağım çevresinde dönen bir yolculuğun.
Şimdi okunmuş kitapları yeniden okuyorum. Şimdi bildik müzikleri yeniden dinliyorum. Yenmiş yemekleri yeniden yiyorum. Sevip yitirdiklerimi yeniden seviyorum.
Şimdi uykusuzluğumu yeniden uyuyorum. Şimdi açlığımda yeniden acıkıyorum. şimdi gittiğim kentlere yeniden gidiyorum. Şimdi havada uçuyor, raylarda, su yüzeylerinde, yaşama ve ölüme karşı duyduğum aynı umursamazlıkla dolaşıyorum. Tartışmaları biliyorum. Duyguları. Korkuları. Sözcükleri. Her dili anlıyorum. Anlıyor ama kavrayamıyorum."
Ne zaman Tezer Özlü ya da kitapları hakkında bir şeyler yazmaya çalışsam bu siteye sadece giriş cümlelerimin önceden düşündüklerim olduğunu görüyorum. Tezer Özlü'nün kafamın içinde tasarladığım şeylerin yerlerini bana dahi hissettirmeden değiştirdiğini görüyorum.

Adından da anlaşılacağı üzere 'Kalanlar' bize Tezer Özlü'den 'Kalanlar'. Ölümünden dört yıl sonra basılan, bir yerlere saklamış, yayımlanmamış cümleleri, anları. Bir solukta okunulabilecek bir kitap olduğu gibi bazı cümleleri ile soluğunuzu kesebilecek bir kitap. Mesela"Solunan soluklarla soluyamayan kursağımız. " cümlesini dönüp dönüp yeniden okudum. Şimdi kitap bitti ama döndüm bir kez daha okudum. Siz ne hissettiniz,ne düşündünüz bu cümleyi okuyunca? Benim aklıma boşuna nefes alışlarım geldi,nedensiz yorgunluklarım, 'yine niye erken kalktım ben ya'diye serzenişlerim... Tek bir cümle bu listeyi sayfalarca uzatabilecek kadar şey düşündürdü bana. Kitabın düşündürdükleri zaten her kitabında olduğu gibi baş ağrılarıma sebep.

Kitapta altını çizdiğim yeniden ve yeniden okuduğum çokça cümle var. Hepsini alıntılasam kitabın büyük bir kısmını size okutmuş olurdum. :) Yapmadım. Bu güzelliği içinize işleye işleye okuyun istedim.

İncelememi Tezer Özlü'nün "Kitaplar var. Ben varım. Dünyam var. " cümlesiyle bitirmek istiyorum. Burada hemen hepimizin kitaplardan oluşmuş bir dünyası var,bambaşka dünyalar var. Hepimize ama hepimize kendimize özel olan o dünyalarda başka dünyaları da anlamaya çalışan insanlar olarak mutlu günler dilerim.

Keyifli okumalar :)
Tezer Özlü'de kendimi buluyorum. Kitapta Tezer Özlü'nün yaşama dair Bakış açısı buram buram gözler önüne serilmiş. Okurken bende böyle düşünüyorum dediğim hemen hemen her kelimesiyle aynı fikirde olduğum çokça ifadesi var. Kitapta kadın yaşamın ağırlığından yoğunluğundan öyle boğulmuş ki git gide uzaklaşmış yaşama isteğinden. İçindeki yoğun düşüncelerden kurtulmak yalnız kalmamak adına yazı yazmış nitekim sözcüklerle yaşamın derinliğini vermeye hiç olanağın olmadığını ifade etmiş.

Okunmaya değer bir kitap...
''Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur.''
Bu sabah artık yağmuru neden bu kadar çok sevdiğimi anladım. Ağlayan bir yüreğe benzediği için.
İşte "beğendiğim" insanlar:

- lodosta başı ağrımayanlar,
- insan dramının bilincinde olmayanlar,
- her sanat yapıtını aynı biçim ve aynı ölçü ile algılayanlar,
- uçakta iştahla yemek yiyenler,
- karı veya kocasına hayranlık duyanlar,
- kendilerine hakim olmaları gerektiğini sananlar,
- görgüden söz edenler,
- herhangi bir gemide, herhangi bir yabancının ayakkabılarını modaya uygun bulup bu konuda konuşanlar,
- biriyle yatıp, ona iyilik ettiklerini sananlar,
- sabahları genel konular üzerine konuşabilenler,
- özel yaşamlarını gizli tutmaları gerektiğini sanıp, bu konuda hiç söz etmeyenler,
- yemekler ve mutfak üzerine konuşurken, sanki bir askeri darbeden söz eder gibi heyecanlananlar,
- âşık olunca, ömür boyu sürecek eşlerini bulduklarını sananlar,
Tezer Özlü
Sayfa 62 - YKY
“İnsanın başkalarına söyledikleri, kendi duymak istedikleridir. Yazdıkları, okumak istedikleridir. Sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdedir.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kalanlar
Baskı tarihi:
Nisan 1995
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753633086
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yky Yayınları
"Doğumum bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi, özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığını sandım... Kırk yaşındayım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum... Kendimi öldürmeye çalışıyorum... Özlemlerim kalmadı. Bıraktım. Hepsini kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım... Ve bana ölümsüzlerin sonsuz acıları kaldı."

Kitabı okuyanlar 605 okur

  • Sedef Aşık
  • Derek VİNYARD 
  • İzgi Ekinci
  • Nunu
  • emrer
  • Hanna
  • Bediş Kozar
  • Selenn
  • Fevzi Sığın
  • fizancemiyeti

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%32.7
25-34 Yaş
%35.5
35-44 Yaş
%15.3
45-54 Yaş
%6
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74
Erkek
%25.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34 (65)
9
%23 (44)
8
%19.9 (38)
7
%12 (23)
6
%6.3 (12)
5
%3.1 (6)
4
%1 (2)
3
%0
2
%0.5 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları