Kalanlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
16,7bin
Gösterim
Adı:
Kalanlar
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753633084
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Kalanlar
Kalanlar
"Doğumum bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi, özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığını sandım... Kırk yaşındayım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum... Kendimi öldürmeye çalışıyorum... Özlemlerim kalmadı. Bıraktım. Hepsini kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım... Ve bana ölümsüzlerin sonsuz acıları kaldı." Efsane sahibiyle yüzleşiyor.
76 syf.
·11 günde
Tezer Özlü nedense kafamda Nilgün Marmara, Sylvia Plath ve intihar üçgeninde yer alıyordu. Sylvia' yı özellikle seviyorum, Nilgün Marmara, Virginia Woolf, Didem Madak ve Tezer Özlü de ona bağlı olarak ilgimi çeken yazarlar arasında. Ve bir incelemede aşağıdaki gibi bir yazıya denk gelince ve yazılanlar tam olarak benim Sylvia ile ilişkimi anlattığını görünce etkilenip, okumaya başlamak için gecikmemeliyim diye düşündüm.

<Depresif haldeyken hep Tezer okurum, yalnızlığımı onunla paylaşmak için belki, belki de yalnız olmadığımı anlamak için.

Mazoşistim, onun acısını kendi acıma katıp içinden çıkılmaz bir hale getiriyorum.

Bu kitapta Tezer’den kalanlar var.
Ardında bıraktıkları.
Yaşadığı anların notları.
Anlarının anıları.
Başkaldırma anları.>

Kitaba gelince ise yazarı sevdiğim yazarlarla anıldığı için ve bu kitap ondan geriye kalanlar olduğu için benim de sevdiğim kitaplardan biri olacak duygusuna kapılmıştım, ancak ilk başlarda kitaba dahil olamadım(benden mi, kitaptan mı kaynaklı bilemem). Kitabın ortalarına doğru sanırım Sylvia gibi sevemeyeceğim diye düşünüyordum. Fakat sonlara doğru ilgimi çekmeye başladı. Ancak yine de özellikle bir duygusal bağ kuramadım. Sanırım bir insan olarak değil bir yazar olarak sevdiklerim arasında yerini alacak.

Tezer Özlü okumaya yanlış kitapla da başlamış ola bilirim. Diğer Kitaplarını okuduktan sonra bunu okumak kitabı daha anlamlı kılacağını düşünüyorum.
76 syf.
Bu kitapta yaşamını yitirdikten sonra Tezer Özlü'den kalanlar var. Yayımlanmak üzere yazdığı ama yayımlanmadığı... Parça parça yazılması size kopukluk gibi gelmesin.. Bu bölümlerde acıyla, hasretle, yüreğine dokunan kalanlarla yazılmış, altı çizilecek çok anlamlı sözler, ardında bıraktığı kırık dökük cümleler var. Ben ne zaman hüzünlensem Tezer Özlü ile buluşuyorum. Kalemini çok seviyorum. Onun hüznünü okurken, kendi hüzünlerimi yaşıyorum. Kitabı bende böylesi bir duygu yaratıyor...

- Nihayet yağmur başladı. Bu sabah artık yağmuru neden bu kadar çok sevdiğimi anladım. Ağlayan bir yüreğe benzediği için...
76 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
*Bu incelemenin çok büyük bir kısmı Tezer Özlü'nün kitaplarında geçen sözlerden oluşmaktadır. Tezer Özlü okumayanların içi rahat olsun, hangi cümlenin alıntı olduğu anlaşılmayacağından spoiler mevzusu yoktur.

O kendini anlattı. Ben yazdım. Siz de dinleyin:

"Ölemiyorum... Eylül 1943. Doğdum. Nerde doğduğumun önemi yok. Ben belli bir ülkesi, yeri olmayanlardanım. Daha doğduğum zaman koptum köklerimden, annemden, babamdan, insanlardan. Ne kadar yaklaşırsam o kadar koptum. On yaşıma kadar çevremi, çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım. Büyüdü, büyüdü, büyüdü. Bu sessizlikte kayboldum. Ölemiyorum... Yirmi ile otuz yaşına geldim. Aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım. Ama ne garip sınırlar kadar hiçbir sınırlamadan sıkılmadım. Kurallara karşı çıktım. Ve beni okyanus gibi yalnız bıraktınız. Ölmek istedim, dirilttiniz. Aç kaldım, serum verdiniz. Delirmek istedim, kafama elektrik verdiniz. Yazı yazmak istedim, tutunamazsın dediniz. Ama yazdım. Neden yazdım peki? Dünya acılı olduğu için, duygular taştığı için. Sözcüklerin tümü içimden çıkmadan uyuyamayacağım için. Neden yazdım? Karşıma çıkan her şey yetersiz. Soluduğum her şey yetersiz. Dalgalar, odalar, mekanlar, sevgiler yetersiz. Suların tadı yetersiz. Günlerin uzunluğu yetersiz. Haftaların günleri yetersiz. Bu boşluğu doldurmak için yazdım. Artık sokaklardayım. Yaşamın olduğu sokaklarda. Kaçıyorum ve kaçmıyorum. Birbirine yabancılaşmış, çürümüş, fabrika insanına dönmüş sizden; düzeninizden, okul anlayışınızdan, namus anlayışızdan, başarı anlayışnızdan kaçıyorum ve kaçmıyorum. Aranızda dolaşmak için giyindim. Hem de iyi giyindim sırf iyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. Ölemiyorum... Sevdim, aşık oldum. Aşk acısıda çekmedim. Nasıl çekerdim dünyanın verdiği acı daha güçlüyken? Bu acı da olmasa yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının anlamı olmazdı. Pavese'yi Torino'da, Svevo'yu Trieste'de, Kafka'yı Prag'da sevdim. Peşlerinden gittim. Onların acısını aradım. En çok Pavese'yi sevdim. Pavese'nin intihar acısını buldum. Ondan sonra acıyı mutluluk olarak tanımladım. Sonra kendi mutluluğumu, intiharımı aramaya başladım. Ölüm düşüncesi izledi beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşündüm. Ama ölemedim, ölemiyorum...
Kırklı yaşlardayım. Uzun zamanım kalmadı. Kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum. Çok yoruldum. Taşıyamayacağım kadar yaşantı üslendim. Artık ağır geliyor. İnsanları kendi dünyalarını anlamaları için bıraktım. Anlamadılar. Ve bana ölümsüzlüklerin sonsuz acıları kaldı. Size ne bıraktım? Birkaç kitap, birkaç söz, birkaç anı.(Bu kitapta da size yayımlanmamış anılarımı, öykülerimi, sözlerimi bıraktım.) Bu tarihi unutmayın: 18 Şubat 1986. Küçük dünyanız sizin olsun dostlarım. Öldüm."
76 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Canım Tezer. Yaşadıklarını hissetiklerini ve insanlarda gördüklerini en önemlisi içinde ki yalnızlığı öyle güzel anlatmışsın ki. İçimde ki yalnızlığa ses olmuşsun.
62 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Ondan "kalanlar" ı okurken aslında bize "elimizde olanlar"a sahip çıkma duygusunu aşılıyor ..

Onu yıkıma götüren bu "acı" bağımlılığı
Bize "her şey gelip geçer " olarak aksediyor .. bana öyle en azından ..

Bir mekana ,bir duyguya ,bir insana ,bir şehire _ancak_ "bir" "zaman zarfında " bağımlı kalmak gerek .. özellikle seni yoruyor ve yıpratıyor ise .. sonrası bir "çözüm " aşaması olmalı

Bu sebeple duygusal değil "matematiksel " olmalı hayat . . Çöz ve yola devam et ..

Aşılmayacak acılar var mıdır ?

Vardır mutlaka, büyük kayıplar "ölüm" ler yaşıyoruz hayatlarımızda ve belkide en yakınlarında ,hatta kendi bedenimizdeki sinsi hastalıklarla uğraşıyoruz ,savaşıyoruz ...

"Savaşmak " güzel bir kelime aslında insanı dinç tutan ,hayata bağlayan ..

Hayat ..

Bu "acı " ya "aşık olmak" kendini "bırakmak " ve "vazgeçmek" olmamalı .. nefes aldığın sürece her yeni doğan gün senin için bir fırsat ..
değişmek için ..
..güzelleşmek için
.. çalışmak için
... okumak için
...büyümek için vs vs vs ..

Belki de Tezer Özlü okumak ..
bir "kendine gel " tokatı bizler adına ..

Onun vazgeçişleri bize dinamik ..
Belki sırf bu nedenle bile okuyup tanımaya çalışmalısınız Özlü'yü

Herkes yaşaması ne gerekiyorsa onu yaşar çok içsellestirip "ah Tezer" li cümleler kuramıyorum onun hakkında okuduğum üçüncü kitabı henüz ..

Sadece seçtiği yolda ilerlemiş ..

Dönmek isteği zamanlarda ise "çok geç " tabelası çıkmış karşısına .. ışte o kırmızı tabela __kırmızı hattı geçtin !!! demeden bize ...
Doğru yerlerde doğru dönüşler yapmak gerek diye düşünüyorum kitabı bitirdigimde ...

Elden geldiğince ..
hayata sahip çıkıp direksiyonu kimseye vermeden yola devam ...

Şimdi çıkıp gökyüzüne bir bakın ..
Çünkü Gün _Aydın. .


Iyi okumalar ...
76 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
ARTIK BENİ BENDEN ALSINLAR. ATSINLAR BİR ÇÖP TENEKESİNE!!!

42 yaşında öldü...
İntihar değil onu öldüren, kanser.

Canın acısın ama ağlama!
Vurul ama ölme!
Ateşe versinler ama yanma!

Direndikçe karanlığa gömülen bu genç ve ölü kadın, yalnızlığını ve mutsuzluğunu Pavese ve Kafka İle pekiştirir.
Damarlarına ölüm enjekte edilmiş , hayatı kendinden çekip alınmış Tezer acıyla bağlantılı bir mutluluğu yaşar.

Pek çoğumuz gibi aydınlık bir sabaha uyanır ama her akşam
acı bir yorgunluğun kucağına büzülür.

Sonra da gökyüzünde, gün batımında, karanlıklarda yitip gitmek ister.

Beş yıl tıbbi yardım görür , elektrik şoklarıyla acıları silinmeye çalışılır.
Onunki sessiz bir acıdır...
Ama iki dünyaya da ait hissetmez kendini ve “hiçbir yerde yaşamamaya” hüküm giyer.

Yolcudur Tezer...

Bitirilmişliğin yolcusu...
Başlangıcı olmayan yolculuğun yolcusu...
Kendi çevresinde dönen yolculuğun yolcusu...

“Dünyanın benden ne istediğini, benim de ondan ne isteyeceğimi öğreneceğim.” der de hangimiz öğrendik ki?
Dünyanın bizimle bir zoru varsa umarım öğreniriz ölüm bizi bulmadan!

Nasıl yaşıyoruz?
Boşlukta...
Yitirdiğimiz sevgilerle...
Bizim olmayanla...
Acının sonunda...
Acı ile...

Herkes gibi olmak ister aslında Tezer :
Yollarını yürümeyenler gibi...
Duygularını ölçülü yaşayan...
Acılarına acımayan...
Uykularını uyuyanlar gibi...
Ama olamaz.

ACILARINDAN KALANLAR

Bu kitapta Tezer’den kalanlar var.
Ardında bıraktıkları.
Yaşadığı anların notları.
Anlarının anıları.
Başkaldırma anları.

Kesik cümleler, tek kelimelik cümleler, iç çekişler, kıvranışlar, yalın bir dille ızdırabını haykırdığı anlatılar...

Depresif haldeyken hep Tezer okurum, yalnızlığımı onunla paylaşmak için belki, belki de yalnız olmadığımı anlamak için.

Mazoşistim, onun acısını kendi acıma katıp içinden çıkılmaz bir hale getiriyorum.
ACILARDAN ARTA KALAN.....
76 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Canımın içi Tezer Özlü


Bu kitapta tezerden kalanlar var
Ardında bıraktıkları. Yaşadığı anların notları. Hiç yayımlanmamış. Ama yayımlanmak üzere yazılmış.
Evet, anları severdi tezer.
Onları yazdı. Acıyla, Yalnızlıkla, ama aynı zamanda coşkuyla, aşkla dolu anlarını.
Anlarının anlarını
Başkaldırma anlarının....


Kitap kısa kusa 7 bölümden oluşuyor.
. gece, gündüzün devamı değildir.
. Ben, belli bir ülkesi olmayan insanlardanım.
. Özlem’in içindeyim şimdi. Ama özlemeye gene de devam ediyorum.

Okunası kitap
76 syf.
·1 günde·7/10 puan
Çeşitli zaman aralıklarında yazılmış olan "Kalanlar" da yaşamı sorgulatan cümleler yer alıyor.
Yer yer günlük tarzında, yer yer sadece cümlelerden oluşan kısımlarıyla ve kısa öyküleriyle de bezenmiştir.
Bazen okuduklarımı anlamak da zorlansam da sevdim.
Tezer Özlü'nün farklı ve insanı içine çeken bir üslubu var.
Derin ve dokunan bir kitap oldu.

*Bu sabah yağmuru neden bu kadar çok sevdiğimi anladım. Ağlayan bir yüreğe benzediği için..
76 syf.
Buram buram Tezer Özlü kokan bi kitap.Sevgili yazarımızın iç dünyasını tanımak isteyenlerin okuması gerekiyo bence. Kısmen günlük gibi bişey ve Özlü'nün ilerde yazmayı planladığı alıntılarla dolu. Acı kavramına içten bağlı, acıyı mutluluk olarak gören bi yazar..yalnızlık kelimesi cümlelerle ancak bu kadar iyi anlatılabilir ve okuyucuya aktarılabilir. İçinde bulunduğu piskolojik durumu kitabı okurken hissedebiliyosun.listenizde bulundurmanızı tavsiye ederim. Benim kütüphanemde yerini aldı bile :)
*keyifli okumalar*
76 syf.
·9/10 puan
Amacım inceleme yazmak olmayacak, ki buna yeltenmem bile hata biliyorum ancak Tezer Özlü'yü , tabiri caizse 'İki gözümün çiçeği' hakkında hislerimi, fikirlerimi yazma ihtiyacı duydum, buna ikna olmak aylar sürdü ancak Frida Kahlo'nun "İfade etmek kurtulmanın başlangıcıdır." sözü yankılandı kulağımda...
Bundan yaklaşık bir yıl önce bir yazı okudum ve hayatıma bu kadar şeyi katacağı (bir o kadar da alacağı) aklımın ucundan geçmezdi. Kendi ruh halime bu kadar yakın bir tasviri gördüğümde hüzne konuk olmadan da edemedim. Sonra da bu denli yakınlık hissettiğim cümleleri yazan bu insanı buldum. Tezer Özlü... Lirik Prenses deyip duruyorlardı ona. Müthiş cümlelerinin ardı kesilmedi ben baktıkça. Sonra da bu cümleleri yazdıran şeyi merak ettim, biraz daha Prenseslik kısmını bırakıp Lirik kısmına göz gezdirme ihtiyacı duydum. Daha küçücük yaşlarında başlayan sorunları, gencecik yaşlarında bunalıma ve intihar fikrine dönüşüp, antidepresanlara sığınan bir yaşamda boğulmasına sebep olmuş bu kadına git gide gönülden bağlanmaya başlamıştım bile. Ve o ilk tanışmama vesile olan cümleleri her geçen gün daha çok anlam kazanmaya başlamıştı.

"Ben yeterince iyi değilim, tamamen kötü de değilim. Güven vermiyorum ama umursamaz da değilim. Kaçmıyorum, durmuyorum da. Sarhoş gezmiyorum, ama her an ayık da değilim. Bağımlı değilim, kaçabilecek kadar da özgür değilim. Politik değilim ama tarafsız da değilim. Umutsuz da değilim, sonsuz da değilim. Camus gibi yaşamın bir adım uzağında, ölümün bir koşu yakınındayım."

Bunu yazmak ne kadar doğru bilmiyorum ama o yazı hayatıma girmeden çok önce başlayan bir ruh halinin üstüne bu kadar iyi gelen başka cümleler okumadım şimdiye dek. Ve başladım o cümleleri kitaplarında aramaya.

Ferit Edgü ve Tezer Özlü konuştu, ben dinledim.
'Her Şeyin Sonundayım ' dediler ve:
"Belki köpekler kadar mutlu değildik, ama gene de bir değişiklik işte."
"KOPUKLUK. YAŞAMDAN, İNSANLARDAN, GEÇMİŞTEN KOPUKLUK. Gelecekle de hiçbir ilgisizlik."

Sonra bulamadım o satırları. Ve 'Yaşamın Ucuna Yolculuk '
kitabına eklenen alıntılarda aynı cümleler yazıyordu, hemen kitabın peşine düşüp okumaya başladım. Bulamadım. Ama daha da değerli cümleler buldum.

"Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, birşey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım." (Sayfa 57-58)

Hayran olmuş, beynimden vurulmuştum bu satırlarla konuk olduğum hüzün değil konuk ettiğim hüzündü artık.
Hâlâ ilk cümleleri kitap kitap dolaşıp aramaya devam etmek için can atıyordum ancak cesaret edemedim bir süre Tezer okumaya. Sonra sevgili  https://1000kitap.com/beydervis yaptığı etkinlikle bas bas bağırarak  beni de çağırıyordu.

'https://1000kitap.com/...e-eski-sevgi--126001 ' dedik sonra ve söze girdi:
"Ağırlığımı yitirdim. Uçarken." (Sayfa 10)

Ve ekledi:
"Ölüme giden yol çok uzun
Yoruyor beni
Hastalık hiçbir şeyi değiştirmedi
İntihar etmek istedim iyi ettiler
Delirdim gene iyi ettiler
Artık yapılacak bir şey kalmadı
..." (sayfa 31)

Sonra biz tatlı tatlı otururken yerimizde seslendi:
"Tatlı hayat kurbanları, gene nereye?" (Sayfa 62)

Ve yine yürek coşkusuyla bu defa kendine seslenişini duyduk:
"Her şeye hazırım. Hastalığa. Yalnızlığa. Aşka. Gitmeye. Kalmaya." (Sayfa 103)

Ve sonra yine vazgeçiş mi umutsuzluk mu kavrayamadan devam etti:
"Ben geçmişimi unutmuş, ne geri dönmek ne de ileriye gitmek isteyen bir insan olarak oturuyordum. Sessizdi her şey." (Sayfa 116)
Bir kitap daha bitmiş, ancak hâlâ aradığım satırları bulamamıştım.

'Zaman Dışı Yaşam ' dedim bu defa, bu defa lütfen bulayım da gideyim. Gidemedim.
"Her insana yabancıdır. Her nesneye yabancıdır. Kendisine bile." (Sayfa 13)

Sonra Pavese'le huzur dolu bir konuşmadalarmış gibi ekledi:
"Tüm ince duyguların, tüm bağlılıkları, kendini verme isteğini bir tutukevinde gibi ağır bir yük gibi yüreğinde hapsetmek zorunda bırakılmıştı."(Sayfa 14/Pavese)
 
Hangimiz bırakmadık ki seni okurken, sizi dinlerken... Ve o cümleleri yine bulamadım.

Derkeen hüzün dolu yolculuğum
'Çocukluğun Soğuk Geceleri ' kitabında nefrete öfkeye ve gözyaşına döndü.
"Birkaç gün sonra, kentin öteki üniversite kliniğine getiriliyorum. Ağustos başı. Buraya getirilip bırakıldığım an, ardımda kilitlenen kapının camlarını kırmakla ne denli azgın bir deli olduğumu kanıtlıyorum. Burası, yıllar önce, ölüm deneyinden sonra gözlerimi açtığım klinik. Artık kapı açılmayacak. Gene hiç tanımadığım doktorların elindeyim. Onlara ne anlatabilirim. Nasıl baştan başlayacağız? Hem deliliğe? Hem akıllanmaya? Kapı yanındaki ilk odanın, birinci karyolasında yatıyorum. Odada iki yatak, iki genç kız var.
 Ertesi gün, yıllar önce, lise öğrencisiyken, beni odasına kilitleyen, üzerime saldıran doktoru görüyorum. Proseför olmuş.
-Benimki herkese kalkmaz, ama sen çok ilginç bir kızsın sana kalktı,
demişti. Uzun süre odasında koşturmaca oynamıştık. Bitişikte banyo da vardı. Onunla yatmayacaktım. Çünkü henüz hiçbir erkekle yatmamıştım. Onunla da yatmak istemiyordum. Beni neden odasına kitleyip bunu istiyordu? Bağırsam, belki buraya kapattırırdı. Sonra muayenehanesine gelip, onunla yatacağıma söz verdim, beni bırakmasını sağlamıştım.
İşte yıllar sonra, onlar akıllılığımıza açılacak kapıların kilitlerini ellerinde tutuyorlar.(Sayfa 54)
...
...
Sonra bitmesi istenmeyen sigaralar içiliyor. Hademe koridoru paspaslıyor. Ardından gece bekçileri gelecek. Kentin yoksul kesimlerinden gelen bu insanlar bekliyor geceleri koğuşu. Sigara tablası bulamıyorum. Sigaramı yerde söndürüyorum. Hademe üzerime saldırıp, suratıma bir yumruk atıyor. Şaka yapıyorsa, ne biçim şaka bu? Yumruklarına devam ediyor. İnanılır gibi değil. Ağzım burnum kanamaya başlıyor. Direndikçe, beni dövüyor.
"Adam ciddi", diye düşünüyorum "bir üniversite kliniğinde, hastanın ağzını burnunu kanatacak biçimde dövme yetkisini kimden almış?"
Onu tutacak kimse yok ki! İlkelliği içinde, o an tüm yetkiler elinde. Öldürmediğine şükür. Hızını alamıyor. Gidip deli gömleği getiriyor. Beni önce gömleğe bağlıyor. Sonra kollarımı gerçek uzunluğundan daha da çekerek, demir karyolanın baş kısmına bağlıyor. Ayaklarımı da iyice çekip, ayakucuna bağlıyor. Bu durumda, bu işkence altında bir an bile yatmaya, dayanmaya gücüm yok. İnliyorum. Kapı kilitli. Camlardaki demir parmaklıklar gerisinde yıldızlar gözükmüyor. Demir parmaklıklar gerisinde, gecenin siyahlığındaki yaşamı düşünemiyorum bile. Uzun süre inleyerek, yalvararak yatıyorum. İlkel adamdan özür bile diliyorum. Arkadaşlarıma yalvarıyorum.
-Beni dayanabileceğim bir duruma getir, diyorum
Ne kadar süre sonra başka bir sigarayı yaktığımı bilmiyorum.
 Taburcu edileceğim gün, camını kırdığım kapı açılıyor.
...
Direnmeliyim. Beni iyileştiren ne şok. Ne de ilaçlar. Beni iyileştiren, bu kliniklere bir kez daha kilitlenme olasılığının verdiği büyük ve derin korku."(sayfa 55-56)

Bir insana bunları yaşatmak ne denli canice, pis ve nefret dolu olabilir düşünemiyorum. çok kızgınım, kırgınım. Tezer Özlü okuyunca istemsiz bir bağ oluşuyor aranızda ve onun acılarına, duygularına tanık oldukça okumak istemiyorsunuz çünkü ben bu denli rahat yaşarken bunca şeyi atlatan bir insanın yaşadıklarına kendi ağzından şahit olmak zor geliyor.
Ve bunları düşünürken, sanki seslenir gibi umuda depar atmayı yine başarıyor:
"-Hiçbir şey değişmedi,
diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bulutları dağıtmak, güneşi avuçlamak, çocuklarla tepelerde koşmak, ağaçları, rüzgârı, güneşi, yağmuru, insanları onlarla birlikte yaşamak istiyorum."(sayfa 22)

Yaşanan onca şeye rağmen böyle yaşamayı hâlâ düşünebilen birine bunları neden yaparlar? Neden yaptınız?...

Ve yine o cümleleri bulamadım... Son olarak "Kalanlar " bana o cümleleri getirsin istedim ve başladım:

"Düzen ve güven kadar ürkütücü bir şey yoktur. Hiçbir şey. Hiçbir korku... Aklını en acı olana, en derine, en sonsuza atmışsan korkma. Ne sessizlikten, ne dolunaydan, ne ölümlülükten, ne ölümsüzlükten, ne seslerden, ne gün doğuşundan, ne gün batışından. Gülüşlerden geç. Anlamsız konuşmaları dinle, galerileri gez, kahvelere otur -artık hiçbir yerdesin." (sayfa 47)

Bunları okudukça ben de yerimden oldum, belirsiz bir boşluğa koşar adımlarla yürüdüm...
"Yalnız yaşı olmayan ve dünyalarını kendi içlerinde taşıyan insanlara dayanabildiğimi görüyorum."
(Sayfa 52)

Ama böyle söylese de kendini ne kadar kandırabildiğini yine aynı sayfada Beckett'in alıntısını iliklerine kadar hissetmesinden anlıyoruz:
"Sen kendi sesinle yapayalnız kalacaksın. Dünyada kendi sesinden başka bir ses olmayacak."

Ve o aradığım cümleleri yine bulamadım üstelik, Tezer Özlü beni kendi sesiyle yalnız bıraktı.
Iyi ki bulamamışım diyorum şimdi, iyi ki onu ararken daha fazla şey bulmuşum...
 O an hissettiklerimi Sadık Hidayet gibi güzel ifade eden kimse yok:
"Ve bir ölünün ağırlığı, eziyordu göğsümü..."
(Kör Baykuş/sayfa 79/YKY)

Gözleri gülen cağnım Prensesimiz sen hiç renklerini kaybetmedin, kaybetme, kaybettirmem!
https://i.hizliresim.com/2aLvLE.png

Son olarak:
"İçine sıçayım edebi türlerin. Romanın. Öykünün. Şiirin. İçine sıçayım. Bana yaşamın ucuna yapılan yolculuklar gerek. Bu yolculuğun türü olur mu?"
(Her Şeyin Sonundayım/ sayfa 40)

O cümlelerin yer edindiği köşeyi de paylaşmak isterim: https://i.hizliresim.com/k64Yry.png
76 syf.
·Puan vermedi
''Doğumun bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığımı sandım... Kırk yaşındaydım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum... Kendimi öldürmeye çalışıyorum... Özlemlerim kalmadı. Bıraktım. Hepsini kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım... Ve bana ölümsüzlerin sonsuz acıları kaldı.''
Artık beni benden alsınlar. Atsınlar bir alanın sabah süpürülen, sabah boş şişeleri taşınan bir büyük çöp tenekesine. Ben de biraz onlardan olmak istiyorum. Duyguları ölçüleyen, sevgilerini sevmeyen, acılarını acımayan, yollarını yürümeyen, uykularını uyuyan, iştahlarını yiyen, sevişme isteklerini boşaltanlardan olmak istiyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kalanlar
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753633084
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Kalanlar
Kalanlar
"Doğumum bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi, özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığını sandım... Kırk yaşındayım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum... Kendimi öldürmeye çalışıyorum... Özlemlerim kalmadı. Bıraktım. Hepsini kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım... Ve bana ölümsüzlerin sonsuz acıları kaldı." Efsane sahibiyle yüzleşiyor.

Kitabı okuyanlar 3.341 okur

  • Sanem Sakine Polat
  • Şevin Yıldız
  • yetkinşahsiyet
  • Berkenin prensesiyim çünkü sevgilim ❤
  • ʏᴀğıᴢᴀʟꜰ`.
  • Selin Arıcı
  • Bengi Yıldırım
  • Felsefik Okur
  • Yokkii
  • hilal

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.6
13-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%32.7
25-34 Yaş
%35.5
35-44 Yaş
%15.3
45-54 Yaş
%6
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74
Erkek
%25.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.4 (265)
9
%17 (148)
8
%26.1 (227)
7
%13 (113)
6
%6.3 (55)
5
%3.3 (29)
4
%1.5 (13)
3
%0.6 (5)
2
%0.6 (5)
1
%0.5 (4)

Kitabın sıralamaları