Miray

Sabahattin Ali
Bekleyen her şey bir gün solar ve ölür. Bu bir papatya da olabilir veyahut bir umut da.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sait Faik Abasıyanık
"uzun bir yolda denizi görmek gibisin..."
Güneşi İçenlerin Türküsü
Bu bir türkü: - toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü: - alev bir saç örgüsü kıvranıyor; kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi Ben de söyledim o türküyü! Yüreğimiz topraktan aldı hızını; altın yeleli aslanların ağzını yırtarak gerindik! Sıçradık; şimşekli rüzgâra bindik! Kayalardan kayalarla kopan kartallar çırpıyor ışıkta yıldızlanan kanatlarını. Alev bilekli süvariler kamçılıyor şaha kalkan atlarını! Akın var güneşe akın
Devrim
temiz kalan tek yerdir devrim bütün bir yıl kirlenen duvarda ama onu görebilmek için asıldığı çividen indirilmelidir yaprakları biten takvim zorbalara direnmektir devrim bir çocuğun annesinin çantasından aldığı paraları altına gizlediğini söylememiştir dövülen hiçbir halı içinde yaşamaktır devrim dikiş kutusunun ve toplu iğneler gibi bir arada olmayı gerektirir karşı koyabilmek için zulmüne makas denilen patronun gece ışıklar arasında koşmaktır devrim ateş böceklerini yakalamak isteyen çocukların peşine takılır gün gelir yanıp sönen mavi ışıkları polis arabalarının kağıt bir gemidir devrim bütün gemiler hurdaya çıksa da sonunda taşıdığı özgürlük şiiriyle batmadan yüzer nicedir dünya sularında kim bilir kaç yunus görmüştür
Yeniden Kendi Şehrimde
En uzun günüydü ömrümün sürgün, kamaşan bir arzuyla her yanım karmakarış yıllar ve yıllar ve yıllar sonra kendi şehrimde yeniden yazmaya başladığım şu gün... ... Bir yanı unutulmuş bir yanı taşkın bir yanı bastırılmış bir yanı biçkin düşlerimle boğuşarak uyandım ve boğulurcasına kendi karanlığımda saatlerce dolaşıp durdum şehri.. ...Bu şehir gençliğimdi benim, aşklarım, gizlerim, meraklarım, kavuşup kavuşup yitirdiğim sevincim.. Kimi külhan, kimi ceylan nicesiyle kapışarak belanın dövüşürken bu şehir kurtulsun diye acılarından, şimdi, parçalanmış canlara bakarken bile sağır acılardan zevk alan insanlar mı çoğalmış? Kimisi yalanı kanıksamış, kimisi suskun kalanı.. Seçkin kendine vurgun, yılgın kendine esir.. Karalara, çıralara sarınmış kiminin elinde Kur'an kiminin elinde kırbaç göğünden ufkunu kurban gününden güneşini haraç istiyor şehrin.. Köşe bucak aranırken savrulduğum sevdaların izini dilimde sinsi sinsi yalanınca bu sözler ürperdim sesten sese bir ucundan bir ucuna şehrim kadar irkilip sokaklardan içimdeki karmaşaya çekildim.. Ah ki düşümdeki yerinden