Miray

Deniz, her şeyin ötesinde bir eylem adamı idi. Kavradığını mükemmel kavrar ve derhal uygulamaya geçerdi. Ve derdi ki -en iyi lider en iyi militan olandır.- O dönemin bütün ilerici yurtsever anti-emperyalist ve anti-faşist eylemlerinde o ve arkadaşları yer almıştır. Her demokratik ve haklı eylemin sonunda Deniz Gezmiş haksız şekilde kovuşturmaya uğruyor ve tutuklanıyordu. (12 Haziran 1968 işgal eylemi dolayısı ile cumhurbaşkanı, başbakan, muhalefet lideri ve tüm üniversite rektörleri öğrencilerin isteklerinde haklı olduklarını belirtmişlerdi.)
Sayfa 175
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Haktan yana, adaletten yana olmak zordur. Büyük fedakarlıklar yüreklilik ister.
Sayfa 171
Kim ne derse desin, çapı ne olursa olsun, son se- nelerde gençlik, talebe ve işçi hareketleri, halka dönüklüğü nisbetinde, her türlü usul ve vasıta kullanarak, -- bu vasıtaların en etkeni din olmuş - tur-- iç ve dış sömürü talana karşı, baş kaldırma- yacak, hakkını soramayacak, bu benim kaderim, o'nun kısmeti diyecek kadar zavallılaşmış, beyni uyuşturulmuş, gece konuların köy - kentlerin sa- kinleri, yoksul çilekeş, amma bu vatanın öz ve bağlı insanlarını halk kitlelerinin uyandırmak, hak- kını sorar ve arar, kıpırdanır, konuşur hale getir- mek gibi çok kutsal, çok insancıl, çok yurtsever davranışlardır.
Sayfa 169
-... Türkiye'de zamanın getirdiği çirkin politikacılar, muhteris politikacılar; çıkarcılar ve utanmaz adamlar vardı.
Sayfa 154
-... O zaman iktidar edenlerinden birinin, bu zaman iktidar edenlerine tavsiyesi kulaktan kulağa fısıldanıyordu: Gençliği bölünüz!.. Yetkililer korkaklık... kurnazlık içinde seyirci kalıyorlar, gene söylentilere göre bir gruba yardımcı oluyorlardı... Gençler artık kendi sorunları yanında memleket meseleleri ile de ilgileniyordu. Anadolu hala aç, hala kaynaklar tahrik edilemiyor, hala fırsat eşitligi verilmiyor, hala mirimiranlıktan kalma müttegalibe ve bir günde milyonlar vuranlar magara halkı ile aynı yurt sathında yan yana yasıyordu Pahalılık gene başıboş gidiyor, karşılıklı saygı tarihe karışıyor, az çalışıp çok kazanan kişiler türeten ülke oluyorduk. Halkın yarısı nispeti aydınlanmak söyle dursun okuyup yazmayı bile ögrenememişti. İdareciler gene 'nurlu ufuklar' nutukları ile karın doyurmaya devam ediyorlardı...-
Sayfa 154