Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi.Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek,en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
Halbuki düşünsene, bir zamanlar bütün masumiyetimle yüksek makamlarda oturan,güzel evlerde yaşayan, banka hesabı olan eğitimli insanların ne kadar değerli olduklarına inanırdım.
İnsanı ve ruhun arayışlarını nihai halleriyle ele alıyor, en uzak güneşleri ve gökkuşaklarını bizzat görmek için karanlık uzayın en derinlerine uzanıyordu. Kimselere gösteremediği küçük hıçkırıklarını delişmen yürek çırpıntılarıyla bastırırken kalbi giderek daha dermansız atan,günleri sayılı bir adamın kafasında demlenen çılgın bir imgeler cümbüşüydü.