• "Hâli ve yaşayışı sana feyiz vermeyen; sözü seni Allah’a götürmeyen kimse ile sohbet etme, arkadaşlık yapma!"
  • 116 syf.
    ·2 günde·5/10
    Bu ay verdiğim kitap siparişleri Youtube’de kitap lar ile ilgili video çeken bir arkadaşın “2018’de en beğendiğim kitaplar” adı altında söylediği ve tavsiye ettiği kitaplardan oluşuyor. Farklılık olsun diye böyle bir etkinlik düzenledim kendi kendime.

    Yalçın Tosun isimli yazarı daha önce hiç duymamış ve hiç okumamıştım. Bu vesile ile onunla tanışmış oldum.

    Kitabımız 4 bölümden ve 16 öyküden oluşuyor. Dostluk, arkadaşlık, sevgi, tutku gibi duyguların yoğun yaşandığı bazı kesimlerin sert karşıladığı istenmeyen kişileri ele almış genel olarak. Eşcinsel gibi durumları bol bol aktarmış yazarımız. Hikayelerin dili sade ve anlaşılır bir şekilde kolayca okuyabilirsiniz ama içerik bakımından sizi yorabilir geriye dönüşler yapabilirsiniz.

    Ben çok beğendiğimi söyleyemem biraz sıkıldım bazı hikayeler basit gibi geldi belki ilgi alanıma girmedi her neyse.

    Madam Marini’nin Tamamlanmamış Bir Resmi adlı öyküsünü gerçekten çok beğendim betimlemeler harikaydı film izliyormuş gibi okudum.
  • 224 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Bu adamın ( Günday yani,bu adam derken saygısızlık olarak algılamayın lütfen,okuduğum her eserinde biraz daha yaklaşıyor,biraz daha samimi oluyor,biraz daha arkadaş olarak görünüyor gözüme ) yazdığı her kitap beni şaşırtmaya,kendisine hayran bırakmaya devam ediyor.
    Bu kitabın size vereceği bir ders olacak psikologları fazla da ciddiye almamayı öğretecek ;) Size gerektiğinde nasıl insan satılır ve yaptığınız seçimden vicdan azabı duymadan,kendinizi suçlamadan nasıl yaşanır gösterecek.Size öğretecek.Varmısınız öğrenmeye? ;)

    Hadi başlayalım o vakit ;)


    Psikolog Görüşü : Yalnızların genelde küçük arkadaş çevreleri vardır.; çünkü arkadaşlık ve güven konusunda yüksek standartlara sahiptirler.Birçok yalnız, zamanlarını büyük sosyal grupların dışında geçirirler; çünkü kendileriyle olmanın sahte arkadaşlar tarafından ‘tüketilmekten’ daha iyi olduğunu anlamışlardır.

    Kim ne düşünürse düşünsün Günday'ın yazdığı her kitap benim için yazılmış gibi değerli ve öğretici.

    Hakan Günday'la birlikte dolaşmadığım sokak,tanımadığım serseri,öğrenmediğim düşünce yapısı ve hayret etmediğim psikolojik tesbit kalmıyor,birikiyor,sanki Dante'nin Cehennem İlliüstrasyonu gibi kat kat yükselmeye devam ediyor.

    Hiç herhangi bir kedinin diline dokundunuzmu?Evet evet canlı bir kedinin dili,ben dokundum (ne yapayım merak her şeyin önünde :D ) pütürlü dikensi bir yapısı vardır,işte Günday'ın size anlatmaya çalıştığı hayatlar dikenli,pütürlü,pürüzlü ve bol acılı ama o acıları yaşayanların umrunda olmayan ama yine de ağızlarının içinde taşıdıkları hayatlar.

    Ve her zaman olduğu gibi yine okurken değişken psikolojik durumlar yaşayacaksınız (Deli bu adam yaa,rahat okuyacağımız bir şeyler yaz bir kere olsun abicim,ne bileyim öğretme,gösterme,yaşatma.Dışarıdaki insanları bizim gözümüze sokmadan bir kitap yaz.Kendi içimizde kalalım,mutluyuz biz böyle yarı kör dolaşırken ;) )

    Günday kendisinin ve benim DÜŞÜNCELERİMİN ANARŞİSTİ,aykırı ama peşinden gidilesi adamı olmaya da devam edecek.

    Küçücük bir HİÇ'i koskoca müthiş lezzetli bir romana çevirip gözümüze ve gönlümüze sokan bir yetenek.Günday yazmaya devam ettiği müddetçe benim isyanım,asiliğim,uyanıklığım,öğrenme ve görme arzum katlanarak artacak.

    Hakan Günday'ı hepimiz az çok tanırız eserlerinin hangi sınıfa girdiğine ben hala karar verememiş olsam da (onun için yeni bir tür keşfedilmeli demiştim) okumaya hep devam edeceğim,çünkü bu tür yazar ve kitaplara açlığım okudukça artıyor.

    PİÇ romanı yine Psikolojik etkileri ile ön planda,yine derin karakter analizleri var.Bu eserde de yine hepimizin bildiği,gördüğü,çok yakınlarımızda şahit olduğumuz,belki de yaşadığımız hayatları irdeleyerek analiz etmemizi sağlıyor.Emin olun o dört piç'in hayatı,düşünceleri,başlarından geçenleri okurken yine kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.Kendilerini diğer insanlardan soyutlamış,toplum dışına çıkmış,kimseden beklentileri olmayan karakterler müthiş bir yazı dili ile yine ustaca anlatılmış.


    Bu roman da diğer eserleri gibi büyük bir ustalıkla,cümle cambazlığı ile adeta eşsiz bir toplum ve karakter analiz kitabı.Psikoloji,sosyoloji aklınıza toplum ve insanla ilgili hangi bilim dalı gelirse içinde barındıran,ama bir o kadar da basit görünen ancak yazılması okunması kadar kolay olmayan bir eser.(Freud,Jung,Cervone kulaklarınız çınlasın senelerce sizi okudum şu adamın altı kitabında verdiğini veremediniz bana :D )
    Bu adam neyin nasıl tahsilini gördü ki,herkesin bildiği olayları,karakterleri,hayatları sanki hiç haberimiz yokmuş,hiç duymamışız,görmemişiz gibi analiz edip düşüncelerimizi dürte dürte yazıp yaşatırcasına bizlere sunabiliyor,büyük bir ilgi ve merakla okutabiliyor?Nasıl bir beyin yapısı,nasıl bir zekası var anlamıyorum.Sıkıldığınız da,okuma ilginizi kaybettiğinizde,ama ben bütün kitaplarını okudum dediğinizde bile tekrar başa sarıp yeniden okunacak bir yazar.(Kinyas ve Kayra'yı iki kez okudum,ikisi de aynı kitap ama değişik duygulardı)
    Günday bazı okur arkadaşlarımız için aykırı gelebilir ama hayatın birebir kendisini yazan,senin benim görmek ve düşünmek istemediğimiz,görsek şahit olsak bile o zaman da başımızı ters tarafa çevireceğimiz,görmezden geleceğimiz ayrıntılarını büyük bir ustalıkla kaleme döken,bizi düşünmeye,sorgulamaya,merak etmeye,el yordamı ile olsa da zifiri karanlıkta bir kaç adım atmaya zorlayan zamane ve düşünce anarşisti.iyi ki varsın Günday ve iyi ki yazıyorsun.

    Bu Günday incelemesi benim için son,bir daha Günday kitabına inceleme yazmayacağım.Arşiv de bir kaç Günday incelemesi daha var onlarıda atıp noktalayalım.Her okuduğum Günday kitabını bitirip arka kapağı kapadığımda yüzü gözlerimin önüne geliyor,adeta pis pis sırıtarak 'Okudun mu bu konuda daha önce böylesini?'diye sorduğunu duyabiliyorum ve hemen düşünmeye başlıyorum.Yokki Abi!Yok! O konuda böyle yazan,gelmiyor aklıma kaldı ki Metin Kaçan,Küçük İskender,Emrah Serbes,Chuck Palahniuk,Bukowski,Camus,Philippe Dijan bunların hepsini de okumuş insanım.Var mı sizin tanıdığınız,bildiğiniz bir yazar Günday gibi?Çıkarayım şunun karşısına dövüştürelim(aksiyon olur en azından )

    Bir inceleme de demiştim ya:Herkes okumasın Günday'ı,onu anlayabilecek,kitaplarını okumayacak yaşayacak okurlar alsın Günday kitaplarını,okumuş olmak için okunmaz bu adam ;) Günday sevmek ve okumak bir ayrıcalık olsun ;)

    Her kitabından sonra ''ne yazacağım ben buna yaa'' diyorum kısacık geçiştireyim bu sefer diyorum yine olmuyor,yazacak o kadar çok şey var ki Günday ve kitapları hakkında ya sayfa sayfa yazı çıkacak ya da hiç yazılmayacak...Kitaplarına kesinlikle İnceleme/Yorum yazmadığım tek insan Yaşar Kemal (Yaşar Baba'ya İnceleme/Yorum yazmak mı :O benim haddim değil.İnce Memed için bir incelemem var ama ;) Bir daha da olmaz) şimdi bu listeye bir kişi daha ekledim Hakan Günday!

    BU SON GÜNDAY İNCELEMESİ! (Umarım....)


    Alıntı :
    -----------------------
    Acı, insanın hayat tarlasında biçtiği buğdaylardan pişirdiği ekmektir. Dolayısıyla sabah kahvaltısı kadar kaçınılmazdır.
    --------------------------------------------------------
    Çok mutsuz sonların birinci şartı çok mutlu başlangıçlardır.
    --------------------------------------------------------
    Günümüz siyaseti hayvanlara göre düzenlenmiştir. Hayvanlarla iletişim kurmanın iki yolu vardır: kandırmak ve korkutmak
    -------------------------------------------------------
    Medeniyet duvarla başlar. Duvar örmek çeşitli amaçlar taşır.Bu amaçların ilki ayırmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Daha sonraki amaçlar içeride ya da dışarıda bırakmaktır:
    insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Duvarlar örülür ve iki cephelerinde hayatlar gelişir.

    Duvarsız bir dünya günümüz insanı için cehennemdir. Medeni insanın ruhsal dengesini sonsuza dek kaybetmesine elektrik, kanalizasyon ya da iletişim sistemlerinin çökmesi değil, duvarların yıkılması neden olacaktır. Bu yüzden duvar ustalığı kapitalist anlamda ilk gerçek meslektir. Var olan en kalabalık, yarı gizli, güç dayanışması eksenli örgütün bu meslekten esinlenerek kendini vaftiz etmiş olması bir tesadüf değildir.Çünkü duvar, sıradan insanın tek garantisidir. Savunulması gereken ilk siperdir.

    Dünya üzerindeki mevcut düzenin devamı duvarların ayakta kalmasına bağlıdır. Elleri alçılı duvar ustalarından elleri paralı bankacılara kadar, duvarlar dünya nüfusunu gölgelerinde gizler. Ancak duvarın hangi tarafında olunduğuysa, hayat tarzını belirler. Geceyi sokakta geçirenlerse duvarların, dolayısıyla medeniyetin dışındadır.

    Çöp torbalarıyla aynı kaldırımda uyuyanlar duvarları delmek isteyenlerdir. Asla yıkmanın değil, ancak sadece geçebilecekleri kadar bir delik açmanın peşinde olan organik matkaplardır. Çünkü ister Sao Paulo'nun gecekondularında, ister Koumbala'nın ormanında, isterse de Malaga'nın sahilinde yaşasın, her insanın bir duvara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın devamı ise pencerelerdir. Duvarın diğer tarafındakileri izlemek için inşa edilmiş saydam duvarlar.
    Hepinize Bol Kitaplı Keyifli Okumalı Günler Dierim.Teşekkürler :)
  • Daha sonraları savaşlar nedeniyle bir arada bulunan erkeklerin arkadaşlığından söz edilir. Yani 12. yüzyıldan itibaren arkadaşlık kavramının toplumsal yaşamın bir parçası olduğunu izleyebiliriz.
    Nermin Çelen
    Sayfa 180 - Arkadaş, Dost Var mı, Yoksa Var mıydı?
  • 360 syf.
    ·Puan vermedi
    Okuduğum en iyi bilim kurgu romanlarındandı. Kitabın konusunu kısaca arkasında okuyabilirsiniz zaten ben direkt olarak sizinle duygularımı paylaşmak istiyorum.
    Marie Lu gerçekten efsane bir kurgu düzenlemiş. Kitabı başladığım gibi bitirdim. Sizi saran basit bir dili olmasıyla beraber aynı zamanda sizi çok şaşırtacak olaylar gelişiyor. Yazar dengeyi o kadar güzel ayarlamış ki; kitabı bitirdiğinizde bile ağzınız açık kalıyor, başka duyguların içine giriveriyorsunuz. Kitabın içinde her konudan bir parça bulundurmuş yazar. Heyecan, arkadaşlık, mücadele,aşk... Karakterler arasında da hoş bir uyum vardı. Karakterlerin orijinalliği, düşüncelerine kadar beni cezbetti. Benim en sevdiğim başkarakter olan Emika oldu. Güçlü yapısı, yaptığı işler, kararları beni çok etkiledi. Tavsiyemdir...
  • "Birkaç yıllık birlikteliklerin bile uzun sayıldığı bir devrin içindeyiz. İnsanlar genellikle arkadaşlık kurmuyor, çevre oluşturuyorlar. Haliyle, sürekli ‘çevre felaketi’ yaşanıyor.

    (...)

    Mustafa Kutlu Hocamız, uzun yıllardan beri, tüketim çılgınlığına karşı kanaat ekonomisini öneriyor. Kanaat etmek, sadece tutumlu olmak, dikkatli harcama yapmak anlamına gelmiyor. Evvela her halimize şükretmeliyiz. Nasibimizle yetinmeliyiz. Daha çok isteyenlere şunu diyelim: Birinin fazlası, diğerinin açığıdır.

    Münasebetler için de bu böyledir. İnsan hafızası ancak yüz elli kişiyle arkadaşlık yapma yeteneğine sahipmiş. Tanışıp arkadaş olduğumuz her yeni insan, listede yer alan birinin ihmal edilmesi, unutulması demek. Çevremizi genişletmeye çalışırken neyi tüketmiş, kimleri kaybetmiş oluyoruz? Belki de bu yüzden söylenmiştir: “Eski dostluğu muhafaza etmek imandandır.”

    | İbrahim Tenekeci