Oysaki zamanın ruhu diye bir şey var. Özlenen şey, her ne ise, bugün geri dönerse yarın onun özlenen şeyin kendisi olmadığı anlaşılır. Çünkü zaman değişmiştir. Eski ruh yeni bedene uymaz, yeni ruh ise eski bedende aynı tadı vermez, yavan olur.
Biz, pamuktan serdiğimiz kadercilik yatağımızda uzanmış, sadece bugünü düşünürken kimse yarınımıza ilişmesin istiyoruz. Bu dünya yalan dünya deyip bir yandan da başkasının ürettiği dünya malına sahip olmanın arzusunu taşıyoruz. Çok çalışmamaya, fazla yorulmamaya ama gördüğümüz her şeye sahip olmaya hevesleniyoruz. Sonu da hüsran oluyor hâliyle.