·
Okunma
·
Beğeni
·
5807
Gösterim
Adı:
Çünkü Biz Karıncayız
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059585521
Kitabın türü:
Orijinal adı:
We Are the Ants
Çeviri:
Begüm Berkman Padar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Henry Denton’ın bildiği bazı şeyler vardı. Fakat bazı şeyleri de bil­miyordu.



Henry, annesinin aileyi bir arada tutmak için çabaladığını ve bu­nunla baş etmek için sigara ardına sigara yaktığını biliyordu. Abisinin üniversiteyi bıraktığını ve hamile bir kız arkadaşı olduğunu biliyordu. Anneannesini yavaş yavaş Alzheimer’a kaybettiğini biliyordu. Ve erkek arkadaşının geçen sene intihar ettiğini de.



Bilmediği şey ise, uzaylıların onu on üç yaşındayken neden kaçır­dığıydı. Neden hâlâ onu kaçırıp gemilerine götürdüklerini de bilmi­yordu. Dünyanın sonunun neden geldiğini veya uzaylıların ona neden büyük, kırmızı bir düğmeye basarak bunu durdurması için bir fırsat tanıdıklarını da bilmiyordu.

Fakat durum böyleydi ve karar vermesi için 144 günü kalmıştı.



Soru, Henry’nin dünyayı kurtarılmaya değer bulup bulmadığıydı. En azından gizemli bir geçmişi olan Diego Vega ile tanışana kadar öy­leydi. Diego, Henry’ye bildiği her şeyi, evrendeki yerini ve bütün bun­ların bir anlamı olup olmadığını sorgulatıyordu. Fakat Henry dünyayı kurtarmadan önce kendisini kurtarmanın bir yolunu bulmalıy­dı ve uzaylılar ona bunun için bir düğme vermemişlerdi.



(Tanıtım Bülteninden)
360 syf.
·2 günde
Bu kitap için iki ayrı inceleme yapmayı planlıyordum ama öyle bir şey olmuyormuş :(
Onun yerine burada birincisini kısa keserek iki inceleme yapacağım.Kitabın arka kapağının dikkatimi çekmesiyle almıştım.
“BELKİ KOCA EVRENDE BİR ÖNEMİMİZ YOKTUR”
~~~~~~
İlkiyle yani kitabı ilk okuyuşumu düşünerek başlayalım.
İlk okuyuşumda kitap için hiçbir şey hissetmemiştim çünkü kitap abartılmış bir ergen yaşamını en iğrenç hatlarıyla anlatıyordu sadece ve sadece ilgimi çeken kısım Henry’nin dünyanın sonu ile ilgili varsayımlarıydı.Kitabı bitirdiğimde “çok saçmaydı sanki yazar aklına gelen ilk konuyla ve aklıma gelen ilk cümlelerle kitabı yazmış”dedim.Kısaca ilk okuyuşumda çıkardığım tek sonuç kitabı kitaplığımın en arkalarında bir yere saklamam gerektiğiydi.
Gelelim ikinci okuyuşuma kitap kargom gelmeyince bari gelene kadar bir kitap okuyayım dedim ve tekrardan okuma kararı aldım.Daha 2.,3. sayfalarında ağladım(bu gayet normal bir durumdur her kitapta ağlarım)eh o zaman şarkı dinleyerek okuyayım dedim ve kitabın sonuna kadar https://youtu.be/OeHLHNKQCXA
bu şarkıyla devam ettim gerçi şarkı bile değil.
Henry’nin girdiği büyük bir çıkmaz vardı(hala biraz ergen gibi geliyor)
Henry’nin babası aileyi terk etmiş ve herkes babasının evi terk etmesini Henry’e bağlıyor.
”Senin yüzünden oldu senden iğreniyordu,gay olduğun için senden utandı ve bizi terk etti”gibisinden abisinin bir sözü de vardı.
Sevgilisinin intiharı ardından girdiği yalnızlık,dışlanmışlık yetmiyormuş gibi uzaylılar tarafından kaçırılıyor önüne bir kırmızı düğme konuluyor eğer düğmeye basarsa dünyanın yok olmayacağı basmazsa ise dünyanın yok olacağı söyleniyor ve sürekli bir şekilde kaçırılmaya başlanıyor.
Burada Henry’nin dünyayı yaşamaya değer bulup bulmaması ile ilgili çelişkileri anlatıyor(genelde bulmuyor zaten)
Sonradan gelen Diego karakteri ile Diego’nun Henry’e inanan tek karakter olup ona yaşamaya değer bir yerde olduğumuzu anlatıyor.Sona gelirsek ilk okuyuşumda anlamadığım sonu,ikincisinde gayet iyi anladım sonda Henry’nin düğmeye basıp basmadığından bahsedilmiyor ancak sonda Henry’nin “Nasıl öleceğimiz seçemiyebiliriz ama nasıl yaşayacağımız bizim elimizde Evren bizi unutabilir ama bunun bir önemi yok.Çünkü biz karıncalarız ve yolumuza devam edeceğiz” diyerek kendimce düğmeye bastığı hakkında bir sonuç çıkardım
360 syf.
·Beğendi·10/10
Bir kere kitabın konusu efsane Alzheimer bir büyükanne, çatlak bir abi ve hamile sevgilisi, aileyi toplamak için kendini sigaraya, içkiye veren bir anne, yıllar önce çekip giden bir baba, kendini asarak intihar eden bir erkek arkadaş ve kıyametin kopmasına son 144 gün. Bunu ise durdurabilecek tek bir kişi var. Henry Delton. .
. Henry eşcinsel. Yani anlayacağınız üzere kitap LGBT temalı ve okulunda hor görülüyor, şiddete maruz kalıyor. Hal böyle olunca psikolojik olarak sorunları var. Okuldakiler ona " uzay bebesi " diye sesleniyor ve sadece 2 tanecik arkadaşı var. .
. Kitaptaki karakterler oldukça iyiydi. Diego ise favorim tabiiki Marcus ve çetesinden nefret ettim ve böyle kişilikteki kişiler tarafından şiddete maruz kalan kişilere acıdım. Yazarın ise öyle bir dili, kalemi var ki kendinizi otomatikman Henry'nin yerine koyuyorsunuz. Örneğin ben Henry'nin yaşadığı şeylerden dolayı çoğu yerde gözlerim doldu. Duygulandığım, sinir olduğum çok fazla yer oldu. Eğer bu duyguları yaşayamazsanız bu kitaptan zevk alacağınızı düşünmüyorum. Ben Henry'nin yerinde olsaydım düğmeye basmazdım ( eğer düğmeye basmazsa dünya yok olacak) çünkü bana göre Marcus gibi veya ondan daha kötü insanlar gibileri yaşamayı hak etmiyor. .
. Bu kitabı ke-sin-lik-le okumalısınız. Şiddetle tavsiye ediyorum
( instagram üzerinden Ahmet Erman Esen hesabından takip edebilirsiniz. Kitap yorumlarım mevcut)
360 syf.
·6/10
Kitaba genel olarak büyük bi beklentiyle başladım uzun zamandır aradığım zorla bulduğum ve okumaya başladığım bi kitaptı genel olarak konusu güzeldi içten bi dille anlatılmıştı baş karakterin içinde bulunduğu çıkmaz umutsuzluk çaresizliği iyi aktarmıştı ve bir gencin yaşadığı sorunlarla beraber uzaylılar tarafından kaçırılması uzaylıların konuya dahil olması farklı ve merak uyandıran bi işleyiş vermiş kitaba fakat kitapta baş karakterin yaşadığı aynı sıkıntıları tekrar tekrar sürekli yinelemesi kitabın yarısını aynı şeyleri tekrar tekrar okuyor hissi verdi ve sıkılmama sebep oldu sonu da fena değildi ama daha etkileyici güzel beklerdim bu yüzden benim için ortalama güzellikte bi kitap oldu
360 syf.
·4/10
Bu kitaba başlarken nedensizce yazarın okuyacağım ilk kitabı olduğu için heyecanlıydım. Ama okuyacağım ilk kitabı değilmiş, ikinci kitabıymış. Kitabın sonunda yazarın fotoğrafını gördüğümde, “bu adamı nereden tanıyorum ben ya?” dedim ve bir daha ki elime alışımda alttaki yazıyı okuyunca dank etti: Andrew Brawley’nin sıra dışı hikayesinin yazarıymış meğer.

Neyse, büyük beklentilerle okumaya başladım –andrew’e ölüp bittiğimden değil, iyi kitaptı gerçi de neyse- çünkü tanıtım bültenindeki yazı çok hoşuma gitmişti: Ailevi sorunlar, depresif hava ve ilgi çekici Diego… Ama ne yazık ki sevemedim. Aslında tam olarak sevmedim değil de bilemiyorum, sanırım pek bana hitap etmedi. Uzaylılar bana göre değil… Bu kitapta buna emin oldum.

Kitap genel olarak Henry’nin (evet üst üste yine başkarakterin isminin aynı olduğu kitap okudum, nasıl her seferinde bunu başarabiliyorum?) uzaylılar tarafından kırmızı bir düğmeye basarak dünyayı kurtarmak ya da kurtarmamak üzere kaçırılması ve Henry’nin de kitap boyunca fikrinin yavaş yavaş değişmeye başlaması üzerine kurulu.

Kitabı okurken genel olarak sıkıldım çünkü Henry’nin bitmek bilmez kırmızı düğme, dünya kurtarılmaya değer mi soruları ve neden değmeyeceğine dair olan fikirleri, marcus’un yaptığı pislikleri ve zorbalıkları ‘marcus’u tanımıyorsunuz’ diye her seferinde siğneye çekmesi, dünyanın sonu gelecek diye neredeyse onu öldürmelerini umursamaması, diego’yla bir küsüp bir barıştığı yorucu ilişkisi ve Audrey’e karşı olan aptalca tutumu… bu kitaba dair her şey beni eğlendirmek yerine yordu ve sıktı gerçekten.

Ayrıca birde Jesse’miz var. Kitabın başlarında intiharını öyle bir yazmış ki eski erkek arkadaşı olduğunu anlamadım bile. Açıkçası ilk girişte bahsetmediğinden dolayı sonra da Jesse’ye karşı hissettiği acıyı pek hissedebildiğimi söyleyemeyeceğim.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi kitabın sonu da berbat ötesi berbattı. Açık uçlu sonlardan nefret ediyorum. Gerçekten. Kitabın o şekilde bitmesi tam hoşuma gidecekken o şeklin içindeki o bitiş gerçekten beni çıldırttı.

Vahşi Başlangıçlar’ı gerçekten merak ediyordum ama Andrew idare ederdi ve bu da kötüydü. Yani bir şans verir miyim, hak ediyor mu emin değilim. Sizce bir şansı hak ediyor mu? Neyse, ‘’dünya kurtarılmaya değer mi?’’ diye bozulmuş plak gibi ortalıkta dolaşan Henry gibi olmayacağım.

Ben tavsiye etmem.

Dipnot: uzaylılar benden uzak durun.

Dipnot 2: dünya kurtarılmaya değer çünkü yaşayan herkes bir kez bile olsa bohemian rhapsody dinlemeli.
360 syf.
·3 günde·5/10
Kitabın young adult olduğunu bilerek başladım ama ergen hikayelerinin bile abartılmış bir haliydi.
----------Spoiler---------------------------------------------------------------------------------------------
Henry'nin, Jesse hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeyip bu kadar tutkulu bi aşk yaşadığına inanmak çok zor. Audrey'nin, Jesse ile ilişkisi olup bu ilişki bittikten sonra Henry ve Jesse'nin yancısı olması da ayrı bir gariplik. Sen nasıl bir g*doşsun Audrey. Diego'nun bad boy olması da son dönem young adult klişelerinden biriydi. Bilim kurgu kısmında zaten havada kalan bi sonu vardı.
----------Spoiler---------------------------------------------------------------------------------------------Okunamayacak bir kitap değil ama ana konu, yan konuların gölgesinde kalmış. Tüm bu ergen dramasını abartmak yerine "dünya kurtarmaya değer mi?" sorusuna ağırlık verilseymiş tekrar tekrar okumak isteyeceğim bir kitap olurdu.
360 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitaba çok büyük bir beklenti ile başladım sonra beklentimiz karşılamayacak diye çok korktum ancak böyle bir şey olmadı çünkü bu kitaba BAYILDIM!!
Öncelikle size yazarın müthiş anlatımından bahsetmek istiyorum.
O kadar akıcı ve kendini benimseten bir anlatımı var ki! Ben anlatıma karşı takıntılı bir insanım ve yazarın anlatımında gözüme takılan tek bir nokta dahi yoktu. Hani şu ardı arkası kesilmez '- yorum' ile biten cümleler vardır ya bir kere dahi denk gelmedim ve bu benim için zaten çok mükemmel bir detaydı.

Konusuna gelirsek arka kapak metnininin yeterince açıklayıcı olduğunu söyleyebilirim anca benim gibi illa daha fazla olsun diyenlerdenseniz buyurunuz.
Baş karakterimiz Henry Denton'a uzaylılar - Henry'nin tabiri ile *Sümüklüler- tarafından sunulan dünyayı kurtarma yada yok olmasına tepkisiz kalma seçenekleri sunuluyor ve karar vermesi için 144 gün tanınıyor.
Henry'nin erkek arkadaşı intihar etmiştir ve Henry bunun altından zor kalkar iken hayatının özellikle okul yaşamının pekte sakin geçtiği söylenemez. Bunca şeyden sonra dünyanın sonu hakettiğine kararlıdır ancak bir anda hayatına giren Diego, Henry'yi büyük bir çıkmaza sokar.
Aslında bence asıl herşey bundan sonra başlıyor. Aynı zamanda Jessenin ölümünü atlatamayan ve düşündüğü her şeye onuda dahil eden Henry'nin beyni baya karışıktır biz ise onun ne karar vereceğini heyecanla bekliyoruz.

Benim kitaba karşı yorumum anlatımıyla aynı doğrultuda. Kitabı çok çok sevdim ve kesinlikle yazarın diğer eserlerinide okuyacağım. Kitap çok tatlıydı. İçerisinde rahatsız edici sözcükler bulunuyor ancak asla kitabın mükemmelliğinin önüne geçmiyor ve sırf onlar için okumamazlık yaparsanız çok yazık etmiş olursunuz.
İçinde çok fazla ders çıkarılabilecek şeyler var ve bu çok ilgi çekiciydi. Olaylar arasına serpiştirilmiş dünyanın sonu ile ilgili senaryolar var ve bunlar kitaba farklı bir hava katmış.
Benim en sevdiğim karakter Diego'ydu.
Sizin en sevdiğimiz karakterin hangisi olduğunu lütfen yazın.

Umarım faydalı olmuştur.
Kitap sevginizin daim olması dileğiyle...
360 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Sıradan bir ergen dünyanın sonunu belirlemek için iyi bir seçim miydi? Yani biz uzaylılar hep bizden üstün beklerken acaba yanlış mı düşünüyorduk?..

Açıkçası sıradan bir ergen bence dünyanın sonunu belirlemek için en iyi tercihtir. Çünkü yaşamıştır ama daha yaşayacağı bir yol vardır, acıyı da bilir mutluluğu da.
Bizler karıncayız. Çünkü bir ergen dünyanın sonunu engellemese ve yok olup gidersek bizi hatırlayacak kimse olmayacak. Büyük ihtimal yıldızlar yine parlayacak. Aynı bir karıncanın yaşaması, çalışması ve ölmesini umursamadığımız gibi diğer gezegenler de bizi umursamayacak.

Henry Denton. Işte dünyanın sonunu engelleyebilecek o genç. Uzaylılarla ilgili sorununun tüm okula yayılması ve tek güç kaynağı olan erkek arkadaşının intihar etmesi ile her şeyden vazgeçen bu genç anlayamadığı bir şekilde dünyanın sonunu belirleyebileceğini öğrenir.

Henry cidden güçlü bir karakterdi fakat benim en çok sevdiğim karakter Bayan Faraci oldu. Açıkçası Bayan Faraci'de birazcık kendimi buldum diyebilirim. Bence kitap sonuna kadar gayet güzeldi ama sonu sanki son değil gibiydi...
360 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitapta bütün duyguları yaşayabildim,bu hisleri yazar hissettirebildi,ki bu büyük bir başarı.
Sürüklendim kitapta,acaba ne olacak dedim her sayfanın devamında...
Karakterlere aşık oldum...
Çok güzel bir kitaptı,bazen Henry'e sinir oldum ama şu an özlüyorum.
360 syf.
·6/10
Kitabın ana konusu “Hayatı ve Varlığı” sorgulamak üzeredir. Bu konu lisesi eşcinsel bir çocuk üzerinden anlatılmaktadır. Kitabın ana karaketri Henry Denton her insanda olduğu gibi varlığı sorgulamaya başlar. Bu sorgulamalar Henry’nin kafasında olumsuz yönde oluşur. Henry yaşamın hem gereksiz olduğunu düşündüğünden hem de eşcinsel olmanın yaşattığı zorluklardan dolayı hayattan bıkar. Yazar Shaun Hutchison bu konudaki sorgulamayı Henry’nin uzaylılar tarafından kaçırılıdığını ve ona sunulan bir fırsatla Dünya’yı yok etme fırsatı ile ele alır. Bu fırsat sonrası Henry’e belirli bir süre tanınır ve Henry yaşadığı olaylarla kafasında bir sonuca varmaya çalışır.
Kitapta genel olarak “Sorgulama” evrelerini iyi yansıtılmış ve kitabın arasına Dünya’nın sonunun nasıl geleceği hakkında kısa hikayelerin olması hoşuma gitti. Ancak söylediğim gibi “Sorgulama” evreleri ne kadar iyi olsa da bunun dışında kalan hikaye evresi bana sıkıcı geldi. Daha çarpıtıcı ve okumaya sevk edici ara evreler beklerdim.
Tüm değerlendirmelerimi düşünürsem kitaba puanım “6” olacaktır. Felsefik kitaplara başlamayı düşünüyorsanız iyi bir başlangıç olacağını söylemem gerek.
360 syf.
·Beğendi·6/10
Bu kitap için diyecek çok şeyim var sanırım. Öncelikle konusu ve kapağı benim çok ilgimi çekmişti ve kitabı alıp merakla okumaya başladım. Her sayfada cinsel içerik, küfür ve argo gördükçe kitaptan soğudum ama yine de devam ettim çünkü sonunda çocuğun dünyayı kurtarıp kurtarmayacağını çok merak ediyordum. Yazar beni çok büyük bir hayal kırıklığına uğrattı her sayfada. Merak ettiğim hiçbir şey sonuçlanmadı, kafamda soru işaretleri kaldı ve kitabın başında herhalde bunun nedenini öğrenirler diye düşündüğüm hiçbir şeyi kimse öğrenemedi. Kitabın sonu da tam bir muallaktı, bence yazar konuyu bulmuş ama sonunu düşünmemiş ve daha sonra da tamamlayamamış. Kitabı merak ediyorsanız alın ama yorumlara bakarak alacaksanız bence almazsanız bir şey kaybetmeyeceğiniz bir kitap olacak...
360 syf.
·8/10
Herkese merhaba.
Çoook güzel bir kitap ile karşınızdayım. Başlarda çok sıkılmama ve bu yüzden çoook yavaş ilerlemesine rağmen bir yerden sonra olay koptu ve hooop kitap bitti.
Henry Denton uzaylılar tarafından kaçırıldığında dünyanın sonu geleceğini ve bunu engelleyebilecek tek kişi olduğunu öğrenir. Hem de kesin bir tarih vardır. Tek yapması gerek bir düğmeye basmak olacaktır. Ama intihar eden bir eski sevgili, terkeden bir baba, çılgın bir abi, okulda gördüğü zorbalıklarla geçen hayatıyla bu düğmeye basmayı reddeder. Ve geri sayım günleriyle hiç umulmadık bir şekilde değişmeye başlar. Henry o kadar büyümüş de küçülmüş bir karakterdi ki, olaylar karşısında tepkisi bazen gerçekten alkışlanacak gibiydi.
360 syf.
·10/10
Merhaba, sonunda bitirdim kitabı. Biraz uzun süre de okudum bunun nedeni başlarının sıkıcı gibi olması. Başlarda sümüklüler, uzaylılar derken ne olduğunu kavrayamadım. Ama son 150-200 sayfası aktı gitti. Ne olucak ki diye okudum bitirdim. Ve "İyi ki okumuşum." ️
Hayata farklı açılardan bakacağınız, bazen sorgulayacağınız ve o dünyanın sonu ile ilgili olan teorilerine olur mu acaba diye yaklaşacağınız bir kitap. Özellikle bal arıları ile ilgili olan teori de soğanın fiyatının falan yükselmesi Allah Allah gerçekten de olabilir mi dedirtti. Soğanın fiyatı da düşmüş gerçi bu aralar
Çok severek okudum ben ve kesinlikle tavsiye ederim. Farklı bakış açıları kazanmak için, hayatın ne kadar zor olursa olsun yaşamaya değdiğini anlamak için okunulabilir.
#kitabınkonusu
Uzaylılar tarafından kaçırılan Henry eşcinsel bir çocuk. Kaçırılma olaylarına kimseyi inandıramıyor. Küçükken babası onları terk ediyor. Yakın zaman da sevgilisi intihar etmiş ve okulda çok fazla zorbalığa maruz kalıyor. Bütün bunlar yüzünden dünyanın sonunun gelmesini istiyor.
Ama okula yeni gelen Diego Vega adında bir çocuk ilerleyen zamanlar da Henry'i ikilem de bırakıyor. Bir yandan yaşamak isterken bir yandan da yaşamın, dünyanın iyi bir yer olmadığını düşünüyor.
Aile içi sorunlar, ölüm, aşk, dostluk, zorbalık gibi konuların üzerinden gidilmiş kitapta.
Kesinlikle şans verilmeli
Sevgiyle, kitapla kalın
+Yılanlar deri değiştirebiliyorsa biz neden yapamayalım?
-Ama neden deri değiştirmek isteyesin ki?
+Çünkü bazen gittiğin her yere geçmişin yükünü taşımaktansa sıfırdan başlamak daha kolaydır.
Shaun David Hutchinson
Sayfa 192 - Yabancı Yayınları
"Jesse sana hiç ona doğum gunünde aldığım
sevdivenleri göstermiş miydi?"

"Sevdiven de ne?"

"El ele tutuşurken takılabilen sevgili eldivenleri."
Shaun David Hutchinson
Sayfa 317 - Yabancı Yayınları
Ancak üzüntümü onlara göstermeyecektim. Kemiklerim çelikten, derim taştandı. Dışım elmastı ve kırılmayacaktım.
İçim ise çoktan kırılmıştı.
Shaun David Hutchinson
Sayfa 132 - Yabancı Yayınları
Müzik onun bize söyleyemediklerini gösteriyordu.Bütün boşluğunu ve çaresizliğini.Anılarının yokluğunda zihninin ıssızlığını.Onun gözündeki dünyanın soğukluğunu ve cansızlığını.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çünkü Biz Karıncayız
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059585521
Kitabın türü:
Orijinal adı:
We Are the Ants
Çeviri:
Begüm Berkman Padar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Henry Denton’ın bildiği bazı şeyler vardı. Fakat bazı şeyleri de bil­miyordu.



Henry, annesinin aileyi bir arada tutmak için çabaladığını ve bu­nunla baş etmek için sigara ardına sigara yaktığını biliyordu. Abisinin üniversiteyi bıraktığını ve hamile bir kız arkadaşı olduğunu biliyordu. Anneannesini yavaş yavaş Alzheimer’a kaybettiğini biliyordu. Ve erkek arkadaşının geçen sene intihar ettiğini de.



Bilmediği şey ise, uzaylıların onu on üç yaşındayken neden kaçır­dığıydı. Neden hâlâ onu kaçırıp gemilerine götürdüklerini de bilmi­yordu. Dünyanın sonunun neden geldiğini veya uzaylıların ona neden büyük, kırmızı bir düğmeye basarak bunu durdurması için bir fırsat tanıdıklarını da bilmiyordu.

Fakat durum böyleydi ve karar vermesi için 144 günü kalmıştı.



Soru, Henry’nin dünyayı kurtarılmaya değer bulup bulmadığıydı. En azından gizemli bir geçmişi olan Diego Vega ile tanışana kadar öy­leydi. Diego, Henry’ye bildiği her şeyi, evrendeki yerini ve bütün bun­ların bir anlamı olup olmadığını sorgulatıyordu. Fakat Henry dünyayı kurtarmadan önce kendisini kurtarmanın bir yolunu bulmalıy­dı ve uzaylılar ona bunun için bir düğme vermemişlerdi.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 337 okur

  • mustafa yılanlı
  • Meltem Atay
  • BUĞRA BOZKURT
  • İz Sel
  • ipek gonul
  • İlayda
  • Ece
  • Hande Özen
  • Eda
  • Nova

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%58.8
18-24 Yaş
%20.6
25-34 Yaş
%11.8
35-44 Yaş
%2.9
45-54 Yaş
%2.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85.5
Erkek
%14.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.3 (42)
9
%13.3 (22)
8
%19.3 (32)
7
%11.4 (19)
6
%15.7 (26)
5
%6 (10)
4
%3.6 (6)
3
%2.4 (4)
2
%1.8 (3)
1
%1.2 (2)