Kitabı okurken acaba şu hayatı seçseydim nasıl bir hayatım olurdu diye düşünmeden yapamıyor insan.
Kitabımızın baş karakteri Nora Seed, hayatında yaşadığı üst üste olumsuzlukların ardından yaşamına son vermek istiyor ve kendini Gece Yarısı Kütüphanesinde buluyor. Kütüphanede Nora'nın yaşamak istediği hayatlara gitme şansı oluyor.
Kitabın en çok hoşuma giden yeri o kadar fazla hayat yaşamasına rağmen yine kendi yaşamına dönüp ölmekten vazgeçmesi oldu
20. yüzyılda insanlığın utanç kaynağı: Srebrenitsa Katliamı
İlk defa bir kitap hakkında ne yazacağımı bilemiyorum. Okuduklarım beni dehşete düşürdü. Asıl üzücü olan şey ise bu yazılanların gerçekten yaşanmış olması. Uzak bir tarihten bahsetmiyoruz üstelik 90'lı yılların sonu. Avrupanın ortasında binlerce kadına sistematik olarak tecavüz eden Sırplar... Her zaman ki gibi üç maymunu oynayan Avrupa...
Bu kitabı okumak bana çok ağır geldi, çok etkilendim ama tarihi öğrenip unutmamak da önemli tabi